DESTEDEN: Sökenin antik tarihi ve turizminde - İONİA (İyonya)

Yenisöke Gazetesi 13 mart 1995 tarih 313 sayılı nüshası

KONU-1  ÖNSÖZ , 

 Batı Anadolu'nun AYDIN İli sınırları içinde ve M.S. 1279 da kurulmuş olan SÖKE İlçesi ve çevresi, Antik Tarihin çok önemli olaylar zincirinin birbirine bağlı olduğu halkalarından biridir. Büyük Menderes Nehri, Büyük Menderes Havzası, Büyük Menderes Deltası, Bafa Gölü, Beşparmak, Samsun ve Gümüş Dağları, Mikal Muharebesi, Lâde Muharebesi, PANİONİON, Beşparmak Körfezi, Milet, Piryen, Kapıkırı, Avşar gibi daha birçok isimlerin geçtiği bu bölge ayrı ayrı ele alındığında çok geniş tarihi coğrafik arkeolojik, sosyolojik, kültürel olaylar karşımıza çıkar. 

 “Türk tarihçileri, coğrafyacıları, arkeologları, turizmcileri ve turizm rehberlerimizin, Türkiye'nin Arkeolojisi ve Turizmi hakkında yazdıkları çok değerli, ciddi bir çalışma sonucunda ortaya çıkardıkları eserleri, muhakkak ki ayrı ayrı değere haiz eserlerdir. Bu eserlerle birlikte Türk Tarih Kurumunun yaptığı köklü, etraflı araştırma ve incelemeleri, basılı eserleri, her zaman kaynak olma niteliklerini muhafaza etmekte ve edecektir. 

 Türkiye, dünya sathında arkeolojik mozaiğin en renkli en câzibeli, bünyesinde 3600 den fazla olduğu yazılan, söylenen, duyulan Antik kalıntıları bulunduran, tek ülke olma vasfını daima koruyacaktır. Dünyanın hiçbir ülkesinde 788.695 kilometrekarelik bir alan içinde, bu kadar antik kalıntının bulunduğu bir başka ülke yoktur, 

Onun için Türkiye, dünya arkeoloji tarihinin tek pırlantasıdır. 

Eğitim ve öğretim; Aile- Okul ve Çevre üçgeni içinde olgunluğa ulaşır. Biz öğretmenler, bu prensip dahilinde, faaliyetlerimizi yönlendiririz. Yaptığımız çalışmalar, eğitim ve öğretimin YAKIN YURT PRENSİBİNE dayanmaktadır. Bundan asıl olan, önce yakını, sonra uzağı öğrenmektir. Bunu söylerken, bir üniversite mezunu, bir tarihçi, bir coğrafyacı, bir arkeolog ve bir turizmci olmadığım için, iddialardan uzak bir ilk okul öğretmeninin, çevre düşüncelerinden hareketle, (SÖKE'NİN ANTİK TARİHİ VE TURİZMİNDE İONİA) konusunu işlemek, yazmak, gelecekte küçük bir yazılı kaynak bırakmak istiyorum. 

 Türkiye'de neşredilen çok değerli yazılı kaynaklarda İONİA yer yer, bölümler halinde, değerli bilgilerle tanıtılmaya çalışılmıştır, fakat fazla detaylara yer verilmediğinden 3000 belki daha fazla yıllık bir tarihi geçmişi olan İONİA adlı bir kitap henüz neşredilmemiştir. Bu küçük fakat çok önemli konu, bizim bugünkü çevremiz olduğu için çevremizi daha iyi tanımak bakımından bilgilerimize biraz olsun, fayda sağlayacaktır düşüncesini ve ümidini taşıyoruz. 

 İONİA konusunu, zaman zaman ileride kaynak olarak göstereceğim çok değerli Türkçe eserlerimizden henüz Türkçeleri yazılmamış, öğrenebildiğim Osmanlıca ile incelediğim, Osmanlıca eserlerimizden ve 20 Nisan 1951 tarihli Türk-Yunan Kültür Antlaşması gereğince, 15.11.1971 tarih ve 7-3479 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile 30.9.1974 tarihine kadar öğretmenlik yaptığım Yunanistan'ın Alexandrupoli (Dedeağaç) vilâyeti merkezinde iken öğrenebildiğim Yunanca ile incelediğim Yunanca eserlerden faydalanmak suretiyle, bölümler ve konu başlıkları halinde yazmaya çalışacağım. 

 Konu işlenirken, isimler, arkeolojik literatüre uygun olarak yazılacak, yanlarına okunuşları ilâve edilecektir. Bugünkü yazı konumuz bir ÖNSÖZ'dür, 

 AMACIMIZ ÇEVREMİZİ ÇOK İYİ TANIMAK VE TANITMAKTIR. 

 Tanımak ve tanıtmak, geniş araştırmayı ve çok okumayı hedef edinen, her okumuş Türk vatandaşının bir vatandaşlık görevidir, Bu görev, klâsik nutuklarla, masa başı muhabbetleri ile, neme lâzımcılıkla, bana ne faydası var demekle gerçekleşemez, yer üstü ve yer altı zenginliklerimiz tanıtılamaz, milletimiz, arkeolojimiz ve turizmimiz yönünden bilinçli olamaz.

 İki metre genişliği olan mahalle sokaklarının sağına ve soluna diktiği çiçeklerle donatılmış, eğri büğrü ev balkonlarını antika diye bütün dünya turistlerini kendilerine celbeden milletlerin tâkip ettikleri turizm politikaları karşısında şaşmamak elden gelmiyor. Bundan ötürüdür ki, turizmin ve arkeolojinin, folklörü ile çeşitten çeşide renk gösteren Türkiye mozaiği; genci ile, yaşlısı ile, okumuşu, okumamışı ile topyekün ele alınmalıdır. Bu hususta yetkili olan kuruluşlar, eserleri ile, sık sık verecekleri konferanslar ile halkı ve çevreyi aydınlatmalıdır. Bu, karşılık beklenmeyen bir görevdir. 

 Evimizin sırtını dayadığı dağın, önünden geçen derenin, hatta anamızı, babamızı dünyaya getiren annelerin, babaların isimlerini bilmeyiz de, Güney Afrikadaki Johannesburg'tan söz ederiz. Güney Afrika bizim uzak yurt prensibine girer, Asıl olan yakın yurt prensibinin benimsenmesinden sonra, uzak yurt prensibini öğrenmektir. 

 Yazmak kolaydır, ama faydalı olabilecek yazı yazmak kolay değildir, bu düşünce ile İONİA' yi kâleme aldım. SAYGILARIMLA. 

 (DEVAM EDECEK) 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Genç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sağlıklı bir yaşam için neler yaparsınız?
Tüm anketler