Tarihte Yunan mezalimi ve Söke

YeniSöke Gazetesi arşivinden 14 mart 1996  Merhum Mehmet Ali Asrav'ın kaleminden 

Bu tarihlerde Söke'de yaşayan yerli Yunanlılar (Rumlar) bu duruma üzülürler, çünkü Girit'ten gelenlerin öfkesi yanında, vatan sevgisi ile yanan Türkler'in huzurlarını bozacağını biliyorlardı. Nitekim, çiftlik, han, esnaf, mal sahibi Yunanlılar, 1922'de Söke' yi zoraki terk ederken, haklı olduklarını yaşadılar.

Söke'de eski Yunanlılar, şimdi Kemalpaşa mahallesi üst kısmında, Burunköy'de, Yoranda (Akköy) Domatca’da (Doğanbey) çoğunluktaydı. Söke'dekiler esnaflık, Domatca’dakiler balıkçılık, Burunköy’dekiler çiftçilik, Yoranlılar ise tütüncülükle uğraş verirlerdi. Zengin Rumlar şimdiki Çınarlı kahve civarında otururlardı. Şimdiki Kemalpaşa Camii olan yerde bir kilise, 2'nci kilise Kayas yolunun üzerindeki köprünün başında kırmızı boyalı güzel bir Yunan ibadethanesiydi. Kemalpaşa’dakini Yunanlılar giderken yaktılar. Harabe olarak bulunan Kızıl kilise ise Nihat Aşkın'ın Belediye Başkanlığında yıkılarak köprünün yapımı sağlanmış. Bu kiliseden dolayı da Fevzipaşa kısaltılarak Kızılkise olarak zamanımıza kadar anımsanmaktadır. 

1'nci Kemalpaşa kilisesi yerine 1951 yılında cami yapılarak, arsa yine ibadet yeri olarak kalmıştır. 

Kemalpaşa ilkokulu yeri pazar yeri olarak kullanılırken, Kız Meslek Lisesinin karşısında ise çok güzel Yunan gelenek müziklerini yaşatan bir taverna, bu pazar yerinde her gün Domatca’dan gelen bol çeşitli balıkları bulabilir, taze taze satılırdı, Esnafın hepsi Rumdu. 

2'nci büyük taverna ise şimdiki Vakıflar Bankası karşısında (Süleyman Tutum'un yerinde) büyük 2 katlı tavernaydı. Buraya bilhassa Burunköylüler gelirdi. Andonaki isimli Rum Barba çalıştırırdı. (Anımsatmak için bir zamanlar DP merkezi daha sonrada M. Ali'nin meyhanesi olarak icrai sanat yapılmıştır. 40 yaşında olanlar hatırlarlar) Pazara gelen Rumlar Söke'de 2-3 gün kalırlar, o zamanda otel olmadığı için, arabalarla (at) gelenler Han olan bu yerlerde konaklarlar, Atlar han odacılarınca beslenir, Tımar edilip, bakımları yapılırdı. (Odacı hanlarda hayvanlara bakanlara denirdi) 

Söke'de bir de çok güzel saz yeri vardı, burada içki verilmez, güzelce eğlenilirdi. Yine hatırlarlar, 40-50 yaşlılar, Hüseyin Ağanın nargile kahvesi olduğu yer. (İskender fırını karşısı). Yine Kemalpaşa’da, bir meyhane vardı. Bu da meşhurdu Hiristonun yeri küçük taverna gibiydi. Sazlı, sözlüydü, (Şimdi Faruk Özkay'ın kahvesi) çarşı içinde de vardı amma bunlar ayak üstü olarak geçiştiriliyordu. 

Konaklama olarak 6 han meşhurdu. Söke'de bunları şöyle sıralayabiliriz: 

1-Kalyokanın hanı (sonra Nuh bey) 

2-Halil İbrahim hanı (Demirköprü başı) 

3-Dip han (Arslan Market, Etibank'ın olduğu yer) 

4-Koca han (Atatürk heykeli karşısı hamam) 

5-Yakanozin hanı (Konya oteli) 

6-Halil Efendi hanı (M. Uğur Pasajı) 

 DEVAM EDECEK 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Derleyen Meryem Yavaşoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sağlıklı bir yaşam için neler yaparsınız?
Tüm anketler