Kimlik deyip geçme

İnsanların sahip olduğu kişilik özellikleri gibi yaşadığımız şehirlerin de kişiliği ve kimliği vardır. Bir şehrin kişiliğinde de, coğrafyasının içeriği, tarihi ve kültürel dokusu, kültür seviyesi, yerel gelenekleri ve kentte yaşayan insanların sahip oldukları, birbirinden farklı yaşam tarzları gibi birden fazla unsurun etkisi olur. Şehir kimliği kavramıyla bir kentin veya çevrenin, doğal, yapay unsurları ve sosyokültürel özellikleri tanımlanır.

 Söke şehrinin kimliğini düşündüğümüzde, Osmanlı yönetiminden günümüze kadar kozmopolit  bir insan dokusuna ve farklı yaşam tarzlarına sahip insanların oluşturduğu birliktelikle, şimdiye geldiğini görürüz. Osmanlı yönetiminde, sancak beyliği merkezi olması sebebiyle devletin memur ve askeri birliklerinin varlığı, ilçemizin konuştuğu Türkçe’nin İstanbul Türkçesi’ne yakın olmasını getirmiştir. Dikkat ederseniz, ilçe merkezinde konuştuğumuz Türkçe’nin, Aydın ağzından, şivesinden epey uzak olduğunu bugün bile görebilirsiniz. İnsan yapısının, öğrenim seviyesi yüksek olsa da, bu özelliğini kültür hayatına fazla yansıtmayan, sakin, ağır başlı bir duruş özelliği vardır. Kentin kimliğini oluşturan insan yapısının, kendi kararını kendi veren ve istediği zaman uygulamak için kendiliğinden harekete geçen bağımsız bir yapıda olması da, bir çok yerleşim yerinden farkıdır. İnsanımızın önemli bir özelliği de samimi bulmadığı, etkinlik ve ortamlarda düşünce ve fikir beyan etmeden, ortamdaki gelişime göre harekete katılmasıdır. Açık ve net olmadan bekle-gör, gelişmeye göre harekete katıl-katılma gibi bir yaklaşım içerisine kendisini taşıyan olumsuz bir yönü de var. Neden olumsuz. Düşünce ve fikirleri sorgulamaya katılmadan doğrulara ve yanlışlara, getirileri ve götürülerini irdeleyip ulaşamayız. Katılımcılık ve açıklık bunun için önemli.

Bir şehre kimliğini kazandıran en önemli unsurların da sahip olduğu kültür ve tarihi doku olduğu ortaya çıkmıştır. Şehir kimliğindeki temel sıkıntımız, geçmişte imarın sahip olduğu mimari sadeliği ve basitliği koruyamaması ve kent imarının akıllıca yönetilmemesidir. Şimdi korunmaya çalışılan Rum evleri, tren garı binaları kadar Hacı Halil Paşa Kütüphanesi, 1900’lerin başlarında, dönemin inşaat ustaları tarafından yapılan, yarı taş yarı ahşap, karkas yapıya sahip olan birkaç ev ve bugün Halk Eğitim Merkezi de en az onlar kadar önemlidir. Belki de korunması gereken önemli eserlerden biri yapıldığı dönemin güzel örneklerinden olan eski Adliye Binasıydı. Neden güçlendirilerek restore edilerek korunmadığını anlamış değilim. Mimari özelliği olmayan, yıkılması gereken eski belediye binasıydı.

Ne diyelim. Devamlı değişim ve gelişim içinde olan şehir ve insan ilişkileri kent kimliğini yenilemektedir. Günümüzün küreselleşmesini de düşünürsek, kültürü, sosyal, teknolojik ve ekonomik gelişmeleri hesaba kattığımızda, şehirlerin değişiminin kaçınılmaz olduğunu görürüz. Bu değişimle kültür ve şehir kimliklerinin birbirine benzer, fiziki yerleşkenin bile, birbirinin hemen hemen aynı olduğunu görürüz.

Şehirlerin ve insanların kendi kimliklerini koruyarak, benimsemiş oldukları yeniliklerle, olumlu değişimi ve gelişimi başarabilmesi dileğiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Teyfik Algı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Bu Pazar Yerel Seçim Olsa Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda Hangi Adaya Oy Verirsiniz?
Tüm anketler