Tarihte Yunan mezalimi ve Söke -Selçuklu eşkiyanın sonu

Yıl 1920 bir sonbahar günü Cafer Çamlık İstasyonuna Selçuk Subaşılardan Raşit Ağa'nın davetine 4 arkadaşı ile gider. 

Raşit Ağa Selçuk’un sevilen zenginlerinden, Şimdi de sülalesi Belevi'de kiremit ve tuğla ocakları işletirler, 

Raşit Ağa Cafer'i hararetle karşılar. Sarılır ve sarmaşırlar, hoş sohbetten sonra Raşit Ağa Cafer'e; 

— “Cafer Efe biz Bulgar göçmeniyiz. Giritli değiliz. Amma ne Selçuk halkının, ne de Şirincelilerin çektiğini kimse çekmez Yunanlı çetelerden. Hele hele bir Apastapolus var. Allah bizi onun şerrinden kurtarsın, Bütün güvencemiz sensin, ne dilersen dile bizden. Altın, at, mermi, silah hepsini temin ederiz bizi kurtar bu keferenin şerrinden. Sığırları çalmasın diye tarlaya çıkaramıyoruz, Çobanları öldürüp, hayvanları alıyor. Çoban bulamıyoruz, der.”

Cafer bu sözler karşısında renkten renge girer, ağzından söz çıkmaz. Bu durumu gören Raşit Ağa içinden eyvah güvendiğimiz dağlara kar yağdı galiba der. 

Biraz sonra düşünceden sıyrılan Cafer: 

— Bak Raşit Ağa der. Bana bir Yunan subay elbisesi bulacaksın. Bir de Yunanlıların kullandığı Rovelverlerden bir 7'li vereceksiniz gerisine karışmayın der. 3 gün sonra atlı bir şahıs Kayas Dağı'na Cafer'e elbiseyi, tabancayı bir kutu mermiyi götürür. Ertesi gün Cafer Yunan subayı olarak Selçuk'a gider. Gizli gizli Apostopolos'u tetkike alır, nereye gittiğini, gece nerede eğlendiğini tesbit eder. Her gece Kale yakınındaki tavernada içki içtiğini anlar. 

Bir gece Cafer, Apostopolos'tan sonra tavernaya girer, Loş ışıkta fark edilmez. Boş bir masaya oturur. Elektrik yerine tavanda yanan lüks lambası ile masalardaki mumlar ancak etrafı aydınlatır. 

Cafer, kendini belli etmek için bağıra bağıra garsona Rumca siparişler verir. Bu mukabeleyi duyan Yunan Apostopolos, hemen ilgilenir. 

— Sayın yüzbaşım hoş geldin, yalnız oturuyorsunuz. Bu bize çok ayıp. Lütfen masamıza buyur, misafirimiz ol, böyle oturmanız bize hakaret sayılır der. Zaten bu fırsatı bekleyen Cafer, rakısını mezeleri Yunanlıların masasına taşır. 

Beraberce içerler, içerler, Cafer bir içerken, Yunanılara iki'şer mastıka rakısı içirir, onları iyice matiz eder. Burunlarını görmez gözleri içkiden mahmurlaşır, sesleri boğuklaşır. Tam zamanı der, masayı yanlışlıkla devirir gibi yapan Cafer'e Apastopolos sert bir cevap verir. 

—"Sen nasıl Yunan subayına hakaret edersin, sen kim oluyorsun. Beni sivil halktan biri mi sandın" der. Tabancasını çeker 3 el ateş eder ve oradan çekip gider. Ortalık düzelince de Yunanlının leşi kaldırılır. Selçuk da bir beladan böylece kurtulur. 

YeniSöke Gazetesi arşivinden - 30 mart 1996  Merhum Mehmet Ali Asrav'ın kaleminden 

Yazıdaki tarih, isim ve mekanlar  bu tarihe göredir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Derleyen Meryem Yavaşoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sağlıklı bir yaşam için neler yaparsınız?
Tüm anketler