Atatürk’ün Sağlığında Cumhuriyet döneminde: “Eğitim ve Kültür Alanındaki Gelişmeler!"

Her devlet kendi milletinin ihtiyaçları ve varoluş felsefeleri doğrultusunda bir eğitim politikası belirler ve uygular. Milli kültürün gelişmesi, milli ve modern bir eğitim sisteminin varlığına bağlıdır.

29 Ekim 1923 tarihinde resmen Atatürk ve Türk Milleti tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti de bu devletin ve milletin ihtiyaçları ve vatandaş felsefeleri doğrultusunda bir eğitim politikası belirleyerek uygulamaya başladı. Bu uygulamalar, Türkiye Cumhuriyeti Devletini bugünkü çağdaş Cumhuriyet düzeyine ulaştırdı. Bu makalede bu çağdaş kültür kurumları ve kuruluşları neler oldu gelin birlikte inceleyelim:

1-Tevhid-i tedrisat kanunu ile eğitim Birliği sağlandı

3 Mart 1924 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen bu kanunla devletin eğitiminde ve öğretiminde Birlik sağlandı. Bu kanuna karşı çıkanlar, dün olduğu gibi ne yazık ki bugün bile var. Devlet bu kanunu neden çıkardı? Yani çıkarmasının gerekçesi neydi?

XIX. yüzyılda devletin dağılmaktan kurtarmak isteyen yöneticiler, eğitim alanında da bazı düzenlemeler yaptılar. Medreselerin yanında, batılı tarzda eğitim ve öğretim veren okullar açtılar. Bu okullar, Maarif Vekaletine bağlanırken Medreseler Şeriye ve Evkaf vekaletine bağlandılar. Bu medreseleri Şeriye ve Evkaf  vekaleti tarafından yönetiliyordu. Bunun sonucunda bir tarafta Batı tarzı modern eğitim veren okullar, diğer tarafta ise eski tarzda eğitim veren medreseler ikiliğe neden oluyordu. Bu okulların mezunları zaman içinde birbirinden farklı iki zihniyeti ortaya çıkardı. Bunların yanında kapitalasyonlardan yararlanan yabancı devletler de ülkelerinin değişik yerlerinde okullar açmıştı. Bu okulların bazılarında düşmanca bir zihniyetle büyücü ve yıkıcı bir eğitim veriyorlardı. Bu durumun ortadan kaldırılması eğitim ve öğretimde Birliğin sağlanması ve milli menfaatlere göre yapılandırılması gerekiyordu. İşte bu gerekçe ile3 Mart 1924’te “tevhi d-i tedrisat”  “Eğitim Birliği TBMM’de kabul edildi. Böylece bütün okullar milli eğitim bakanlığı’na bağlandı. Böylece eğitim ve öğretimde birlik sağlanmış oldu.

2- Harf inkılabı ve millet mektepleri (1928):

1 Kasım 1928 tarihinde Türk harflerinin Kabul ve Uygulaması hakkındaki kanun”kabul edildi. Bu kanun ile “Latin alfabesi” esas alınarak yeni “Türk alfabesi” uygulamaya kondu. Resmi yazışmaların yeni alfabe ile yapılmaya, dilekçeler yeni alfabeyle yazılmaya başladı.

Harf İnkılabı’nın başarıya ulaşması için bütün yurtta “okuma ve yazma seferberliği” başlatıldı. Yeni alfabenin öğrenilmesi için “MİLLET MEKTEPLERİ” açıldı. Millet mekteplerinde halka yeni Türk alfabesini öğrettiği için Mustafa Kemal Atatürk’e 24 Kasım 1928’de başöğretmen ünvanı verilmiştir. Bu tarih rahmetli Kenan Evren döneminde "Öğretmenler Günü" olarak kabul edilerek her 24 Kasım öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlandı.

3-Türk Tarih Kurumu:

12 Nisan 1931 tarihinde kuruldu. Kuruluş erekçesini şöyle ifade edebiliriz:

Mustafa Kemal Atatürk, tarih bilimine ve Türk çocuklarının tarihlerini bir bütünlük içinde öğrenmelerine büyük önem vermiştir. Bu amaçla Türk tarihinin köklerini araştırmak ve 5000 yıllık Türklerin dünya medeniyetine katkılarını ortaya çıkarmak amacıyla, Türk Tarih Kurumu 12 Nisan 1931 tarihinde resmen kuruldu. Çalışmalara Türk bilim insanlarının tıp, astronomi ve matematik gibi birçok bilim dalında dünya medeniyetine yaptıkları katkılar gün yüzüne çıkarılmıştır.

4- Türk Dil Kurumu

12 temmuz 1932 tarihinde kuruldu. Kuruluş gerekçesi ve felsefesi;

Türkçe’yi yabancı dillerin etkisinden kurtarıp geliştirerek bilim dili haline gelmesini sağlamak ve aydınların dili ile halkın dili arasındaki açığı kapatmak için Türk Dil Kurumu kurulmuştur. Kuruluş tarihi 12 Temmuz 1932’dir.

Türk kültürünü bilim metoduyla işlemek ve okullarımıza bilimsel anlayışlara göre donatılmış öğretmenler yetiştirmek için Ankara’da “DİL VE TARİH COĞRAFYA FAKÜLTESİ” 1935’te açılmıştır.

Bunlardan başka birçok kurum ve kuruluşlar ya açılmış ya da reformlarla hayata kavuşturulmuştur. Bunların başında 1933 yılında üniversite reformu gelir. Darülfünun Osmanlı yöneticileri’nin devleti kurtarmak için attıkları ilmi adımların en önemlilerinden biri idi. Darülfünun’un modernize edilmesi için İsviçreli prof. Dr. Albert Malche Türkiye’ye davet edildi. Gerekli incelemeleri yapan Malche, tespitlerini bir rapor halinde sundu. Malche hazırladığı raporda şu önerilerde bulunmuştu:

1- Bilimsel aramalara ve yabancı dil eğitimine ağırlık verilmeli.

2-Öğretim üyelerinin bilimsel seviyeleri yükseltilmeli.

3 - Spor tesisleri pansiyon ve yemekhaneler yapılmalı

4- Eğitim faaliyetlerini desteklemek için kongreler ve konferanslar düzenlenmeli.

Albert Malche raporundan sonra Darülfünun kapatılarak yerine yeni bir üniversite kurulmasına karar verildi.

Kapatılan Darülfünun yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu. 1 Ağustos 1933

Ankara’da ise yüksek Ziraat okulu, 1935’te ise Tarih ve Coğrafya Fakültesi açıldı.

5- Güzel sanatlar ve spordakİ gelİşmeler

Mustafa Kemal Atatürk:  “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” ifadesi ile güzel sanatların önemi 1926 yılında vurgulanmıştır. Buna dayalı olarak “Sanayı-i Nefise Mektebi, “Güzel Sanatlar akademisine” dönüştürülmüştür.

Mustafa Kemal Atatürk Ata sporlarımızdan en çok kuvvet ve zeka oyunu olarak tanımlanan güreşi sevmiş ve milli güreşçilerimize hem maddi hem de manevi olarak desteklemiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün namını duyduğu, sporcu karakteri ile milli duruşunu çok takdir ettiği Kurtdereli Mehmet’e bir mektup yazmıştır Mustafa Kemal Atatürk’ün hediye ettiği 100 lira ile birlikte övgülerle dolu mektubu alan Kurtdereli, Atatürk’ün yazdıklarından çok duygulanmış ve ona dua etmiştir.

Kısaca özetlemeye çalıştığım ve çoğunluğu hep iyi niyetle yapılmış olmasına rağmen bazı çıkarcılar tarafından hep kötüye kullanılmıştır. Okuma ve yazmaya Arap harfleri ile direnenler şöyle yalan ve yanlış beyanlarda bulunarak: Atatürk Kur’an yaktırmıştır! Halbuki Atatürk Kur’an’ı hem okur ve anlardı. Yakılanlar Kur’an değil, Arap harfleriyle yazılanlardı.

Halkımız bunu bilmediği için, Kur’an yakıldı diye kandırıldı. Ne yazık ki bugün bile hala bu kafada olanlar vardır. Bazı politikacılar bu olayı politika malzemesi olarak uzun yıllar kullandı ve hala da kullanmaya devam ediyorlar!..

Başka bir makale kültürümüze ışık tutan düşüncelerle buluşmak üzere hoşça kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ensar Turgut Tekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sağlıklı bir yaşam için neler yaparsınız?
Tüm anketler