Kuşçubaşı Eşref Bey’in Hayatından Tablolar-4

İMPARATORLUKDAKİ MEVCUT ETNİK GRUPLAR VE ÇERKES GÜCÜ

Eşref Beyin gençlik yıllarında Osmanlı İmparatorluğunda Müslüman oldukları halde başka etnik gruplar da vardı. Bunları Osmanlı azınlık saymıyor, kendi tebaasından sayıyordu. Sadece Çerkez göçü sırasında imparatorluğa sığınan Çerkezler’in sayısı 1 Milyonu geçmişti. Bunlar İmparatorluğa sığınan nüfusun en kalabalığını teşkil ediyorlardı. Bunlardan sonra en kalabalık nüfusa ise Balkan Göçmenlerinden olan Arnavutlar, Boşnaklar ve diğerleri geliyordu. Osmanlı bürokrasisinin bir kesimi yeni gelen mültecilere daha olumlu yaklaşıyordu. Genişlemekte bulunan ordu ve asayiş hizmetleri, Çerkezleri bir insan gücü kaynağı olarak gördü. Ruslar’la savaşırlarken kazandıkları deneyimlerden dolayı birçok Çerkez korkutucuydu. Osmanlı topraklarına savaşta pişerek gelmişti. Şüphesiz, savaşçılıkta saldıkları nam korkutucuydu. İmparatorluğun çözülmekte olduğu dönemde ordunun, polisin ve jandarma kuvvetlerinin orantısız bir yoğunlukla çerkezlerden oluştuğu gözlenmektedir. Bu durumda temsil edilen tek grup onlar değildi. Arnavutlar da Araplar, Kürtler, Lazlar ve elbette Türklerin yanındaki yerlerini almışlardı. Fakat Çerkez varlığı özellikle öne çıkıyordu. Çerkez Savaşçıların silah altına alınmasının nedeni, Kafkaslardan çıkarılma travmalarının ardından kısa bir süre önce silah altına alınmaya müsait olmalarıydı. Çerkezlerden hizmet alma ihtiyacı 1911 ve akabinde neredeyse aralıksız olarak savaşlarda geçen on yıllık sürede ortaya çıktı. Çerkezler, Kafkaslarda Ruslarla savaşırken Osmanlı Ordusunda bu günlerde kullanılmayan akıncıların yöntemlerine uygun bir vur kaç savaş teknikleri uygulayarak tam 34 yıl Ruslar ile mücadele etmişlerdi. Bugüne kadar adından söz edilmemiş olan yeni bir teknik olan Gerillacılık yöntemini Osmanlı ordusuna kazandırmışlardı. Bu yeni teknik ve uygulama düşmana korku, yıpratma, gürünmeden savaşmanın yol ve yöntemlerini öğretiyor, düşmana aşırı derecede kayıplar veriyor ve aynı zamanda az bir askerle büyük zaferler kazandırıyordu. Osmanlının Balkan Savaşlarında uyguladığı bu savaş yöntemi yani Gerilla harpları Osmanlıya deneyimli Çerkez Savaşçıları sayesinde kazandırılarak, Osmanlı askeriyesinin muhtelif kollarında Çerkez subay ve erlere duyulan güçlü itimada katkı sağlayan bir başka faktör de askeriyenin fedailerle çalışma yönünde giderek artan iştahıydı. Osmanlı Harbiye Nezareti’nin karşı karşıya olduğu görevlerin içeriği farklı bir askeri yaklaşım lehine ağırlık kazanıyordu. Osmanlı askeriyesi önde gelen bütün geç dönem subaylarının yetiştiği Balkanlarda görülen çete teşkilatlanmasını kopya etmeye başlamıştı. Gerilla tarzındaki bu yaklaşım, sadakatlerine güvenilebilir gönüllüler gerektiriyordu. Ana yurtlarından kovulma tecrübesiyle birçok hususta radikalleşmiş olan Çerkez mülteciler bu iş için idealdi. Kümelenmiş yerleşim alanında kendi dilleri ve akrabalık yapılarıyla yaşayan çerkezler, özellikle de yeni kurulmuş gizli ya da yarı gizli yapıdaki Osmanlı fedaî kuvvetleri için neredeyse biçilmiş bir kaftandı. Nihayetinde, Kendisi bazı sıra dışı boyutları olan emsalsiz bir karakter olsa da Eşref’in hayat yörüngesi, İmparatorluğun daha az bilinen pek çok Çerkez figürüyle birçok ortak payda taşımaktadır.

    Değerli okuyucularım, İngilizler neden Türkiye’de yaşamış olan bir Çerkezin hayatını böyle detaylı bir biçimde inceliyorlar? Türkiye’ de yaşamış Eşref’ten daha büyük kahramanlarımız varken, onları incelemiyorlar da özellikle Kuşçubaşı Eşref üzerinde duruyorlar? Amaçları Çerkezleri tarihte öne çıkarmak ise Çerkezler kahramanlarına “APRAK” derler. En büyük Aprakları da hiç kuşkusuz “KAFKAS KARTALI OLARAK BİLİNEN ŞEYH ŞAMİL’DİR”. Onu incelerlerdi. Onu değil de Eşref Kuşçubaşı’nı inceliyorlar? Bana göre, bu araştırmanın bir amacı ve perde arkası vardır. Bu araştırmanın gerçek amacı Eşref Bey bahane edilerek, Bir dünyanın yıkmaya çalıştığı halde yıkamadığı ve yanmış küllerinden yep yeni bir devlet doğmasında ki potansiyel gücü bulmaktır. Birinci Dünya Savaşında Çanakkale’de destanlar yaratan, düşman müttefik ordularını yenen ve Kurtuluş Savaşında örgütlenerek Kuva-i Milliye gücündeki cevheri aramaktır. Bu güç nasıl bir güçtür ki Sakarya’da ve Kocatepede Şahlanan bir Ordunun Batının en modern silahlarıyla ve zırhlı araçları ile donatılmış ordularını denize dökerek, Anadolu’dan atan potansiyel güç kaynağını aramaktır. Fortuna bu gücü aramanın peşindedir. Ama bulmuş mu? Ne yazık ki hayır bulamamış. Şamil Kafkasların kartalı, Eşref Arap çöllerinin pençeleri güçlü bir aslanı olabilir. Ama unuttukları tek şey, En büyük Potansiyel güç kaynağı olan esas ana güç olan Türk gücünü unutmuş olmalıdır. Eşrefi bulan yaratan Enver Paşa’dır. Ondaki cevheri ilk keşfeden odur. O da bir Türktür.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ensar Turgut Tekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sağlıklı bir yaşam için neler yaparsınız?