TEFEKKÜR – ALLAH’A İTAAT VE İBADETİ AYRIŞTIRMAK

Mustafa ULUÇAY – Şu fani dünyada herkes bir yerlere kuldur veya köledir. Kimisi paranın kulu, kimisi makamın, bazısı Allah’ın bazısı da yalanın kulu, hatta kimisi de vardır hazzın ve zevkinin kölesidir. Bakmayın siz ben bir şeye tapmam, hiçbir menfaate yatmam ve özgürlüğümü satmam diyenlere, hele bir ölüm korkusu düşsün yüreklerine, akıl-sır erdiremezsin ürkekliklerine. Hayatta kendisine hiçbir dayanak edinmeyenler, ben kendime yeterim diyenleri gördük, elle tutulmaz, gözle görünmez bir virüsün karşısında nasıl dize geldiklerini. Ver elini diyorsun, almaya alışmış, soyun diyorsun soymaya alışmış, kuşatıldığını görünce feryadı-figanı bastı, kibrini duvara astı. Gözleri duvarda, aklı korona’da, ümidi yollarda, ama umdukları yok ortalarda. Çaresiz, kendi gibi zihniyeti bozuk olana saldırıyor, bunu bizim başımıza sen musallat ettin. Taptıkları güçten  ümidini kesmiş, nükleer silahlar korona’ya işlemeyip yenik düşmüş. Atıp tutmalar da hedefini bulmuyor, boşa koyuyor dolmuyor, doluya koyuyor almıyor, pazarda satamıyor, atsa atamıyor, şaşkın ördek misali vak vak edip duruyor. Sakın, bunlara kanıp aldanmayın, 1. Dünya savaşında bunlar eczanelerin de insanlarımıza ilâç diye alkol satıp milletimizi uyuşturmaya kalkanlardır. Zalime merhamet mazluma zulüm olarak geri döner demişler. Biz Türk milleti bunları örnek almaya başladığımızdan beri, bunlar bizim bu duygularımızı hep istismar etmişlerdir. İnsanlığımızın gereği elimizi uzatırken tedbirli ve temkinli olmamız lazım.     Yüce Allah insanı kendisine kul olsun diye yaratmıştır, Zariyat suresi ayet 56. Ama, kulluğa mecbur etmemiştir, Bakara suresi ayet 256. Bu ne demek, insan mutlu ve huzurlu olmak istiyorsa, bunun yolu Allah’a itaatla üzgürleşmektir. Hiçbir yaratığın hükmü ve tahakkümü altına girmemektir. Ancak, kişi  bu seçimi kendi serbes iradesiyle yapacak ve ibadetinde hiçbir yaratığa hesap vermeyecek. Allah’ın dininde kişisel özgürlüğü içinde yaşayacak, taat ve ibadetini Allah’ın koyduğu kurallar çerçevesinde yapmakla bu olacaktır. Bu çerçevenin içinde ibadetin yeri ayrı ve özeldir, elbette ibadetini Allah’a iman duygusu  içinde yapacaktır, ama yaptığı her şeye ibadet demiyecek ve o anlayışı yüklemeyecektir. Çünkü, ibadetin yeri zamanı bellidir. Mesela, beş vakit namaz vakitle çerçevelenmiş olarak günün 24 saatine taksim edilmiş, Oruç yılda bir ay Ramazan da tutulması farz kılınmış, Haç ömürde bir sefer Zilhicce ayının ilk on gününde yapılması bildirilmiş. Cuma, Bayram Namazları ve Kurban’ın da vakti bellidir. Zekat, sosyal yükümlülüktür, zenginle fakir arasında köprü, bu köprünün işlerliği, malı serveti Allah adına yönetmektir. Hayır hasenat, salihat, doğru değil bunlara ibadet damgası vurmak. Allah bunların adını güzel işler koymuş, sende bu yolu izle, dayanışma, yardımlaşmanın bir çoğunu gizle.  Unutma, Allah’a itaat hâli içinde olacağız, gösterişten uzak duracağız, kulluğumuzun özgürlüğünü yaşayacağız, kimseyi köle haline getirmeyeceğiz. Dini hayatımızı Allah’a iman bilinci ile güven altına alacağız. Elbette, bunlar içinde Bakara suresi 201. ayetine uyacağız, dünyevi iş ve uğraşlarımızdan da zevk alacağız ve ahiretimiz içinde güzellikler talep edeceğiz.        Yüce Allah’ın Kur’an da Peygamber Efendimizi iki isimle andığını görüyoruz, Nebi ve Resül. Neden? İkisinin de ayrı ayrı anlamları ve bu anlamların da ayrı ayrı amaçları olmasından dolayıdır. Bu iki ismi de Farsçanın Peygamber sözcüğü ile kapatamazsınız. Çünkü, Allah Hz. Muhammed’e Vahyederken mutlaka Resül ismini kullanıyor ve bize de bu Resül’lük ismi üzerinden tebliğ ettikleri çerçevesinde ona itaati farz ediyor. Nebilik genellemesini ise yaşamının bütününe şamil kılıyor. Bu ne demektir? Hz. Muhammed Allah’tan aldığı vahyi insanlara Resül’lük ismiyle tebliğ ediyor. Onun dışında da Nebilik hayatı var, insan olması dolayısıyla yer, içer, gezer, uyur, başka işlerle de meşgul olur. Bu nedenle bu isimlerin mana ve amaçlarını iyi ve doğru anlamamız gerekmektedir. Yoksa bazılarının yaptığı, kitap verilenler Resül verilmeyenlere Nebi demeleri gibi değil. Birde, son peygamber Hz. Muhammed Aleyhisselamı insan peygamber olmasını az görüp, onu bütün yaratıkların odak noktası hâline getirmek ve Kur’an dışında bir övgüye mazhar kılmaktır. Onun bütün sözlerini kutsayıp Ayet statüsüne sokmaktır. Evet, dini Kur’an ‘dan öğrenelim ve Kur’an’dan öğrendiğimiz gibi yaşayalım. Allah’a kişisel ve özel görevlerimiz olan ibadetlerle, dinimizi ibadet dini hâline getirip böyle bir yanlışa da düşmeyelim. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde her şeye bir isim vermiş, bir yasa koymuş ve bir amaca yöneltmiştir. Bunları doğru anlamak ve doğru yapmak gerekir diye düşünüyorum. Hayırlı Ramazanlar, makbûl ibadetler ve kabule şayan oruçlar dileğiyle, hoşça kalınız efendim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.