CUMA SOHBETİ – CUMA NAMAZI KILAMAMANIN HASRETİ

MUSTAFA ULUÇAY – Sevgili dostlar, biliyorsunuz her şeyin bir kuralı ve ölçüsü vardır ve her şeyde yasasına göre yapılır. Yani bunlar, kural, ölçü ve yasalar, yapılacak olan işlerde temel esaslardır. İşin doğruluğunu, düzgünlüğünü ve tabiatına uygun olmasını ancak bu ifade ettiklerimizi bi hakkın yerine getirmekle sağlarız. Eksik ve yanlışla hiç bir şey doğru ve iyi yapılmaz. Haliyle bu şekilde başarılı da olunamaz. O zaman, yapacak olduğumuz işin kuralını, ölçüsünü ve yasasını bileceğiz ve ona göre de o işi yapacağız. Bunları neden zikredip, vurguluyor ve dikkat çekiyorum? Elbette bir sebebi var, hemde çok önemli ve mühim bir sebeptir. Oda, dini tebliğ edip, bilgilendirilmelerde bulunanların bu ifade ettiğim kurallara uymadığına şahit oluyoruz. Yapılan dini sohbetlerde, vaaz, hutbe ve nasihatlerde bir korku edebiyatının hüküm sürdüğünü görüyoruz. Bu şekilde dini sevdirebilir miyiz Allah aşkına! Korkudan sevgi hasıl olur mu? Korkan sevebilir mi? Lütfen, önce kendimize soralım, böyle bir telkin ve davetle Allah’a itaati ve kulluğu sevdirebilir miyiz? Allah’ın sevgi ile yarattığı insanı, korkutarak itaate ve ibadete çağırmak doğru mudur? Böyle bir itaatin, kulluğun ve ibadetin zevki olur mu? Mesela,

Ey iman edenler! Allah’tan korkun demek mi, daha yaklaştırıcı ve çekici oluyor. Yoksa, Ey iman edenler! Size müjdeler olsun demek mi daha sevdirici ve yaklaştırcıdır? Sanırım bunun üzerine ifade etmek istediklerim anlaşılmıştır.

Aziz dostlar, Yüce Allah ne diyor? Rabbinin yoluna daveti güzel sözle ve hikmetle yap, korkutarak yap demiyor. Şimdi, yapılan sohbetlere, vaaz ve hutbelere bakalım; Kabir azabı, yılanların, çiyanların cesedimizi yemesiyle dillendiriliyor. Bu yetmiyor, cehennem azabının çeşitleriyle ve ateşte nasıl yanacağımızın şekli anlatılıyor. Özellikle bu korku edebiyatı en çok Tarikat mahfillerinden ürpertici bir şekilde tasvir ediliyor ve bu duygunun diri tutması için hazırlanmış yılan resimli yazıları aralarında dağıtıyorlar. Adeta bu yolla bir korku imparatorluğu tesis edilmiştir. Bu durumdan etkilenmiş bazı saf ve cahil müslümanlar görüyoruz, yaramazlık yapan çocuklarını korkutmak için, Allah yakar, taş eder diyorlar. Oysa, Yüce Allah engin ve sonsuz merhametini en çok çocuklar üzerinde gösteriyor. Çünkü, dikkat ederseniz en iyi bakılan en güzel korunan ve en şahane beslenen çocuklardır. Allah’ın böyle ihtimam gösterdiği çocukları, kalkıp bu rahmet ve merhamet sahibi Allah’la korkutmak, hangi vicdana sığar? Tarihten bu yana tesis edilen o korku imparatorluğu devletler tarafından hep desteklenmiştir. İnsanları korku ile yönetmek adeta yasallaştırılmıştır. Halbuki dinimizde uyarı ve müjde esastır, Kur’an da bu yönde ayetler var, Yüce Allah uyarın ve müjdeleyin, benim yoluma İslâm dînine çağırırken Kur’an’la, hikmetle ve güzel öğütle davet edin, çağırın diyor. Bakın bu konuyla ilgili bazı ayeti kerimeler de Rabbimiz ne buyuruyor?

Değerli dostlar, Yüce Allah Kur’an da Nisa suresi 165. Ayette şöyle buyuruyor:

“ O elçileri, biz uyarıcılar ve müjdeciler olarak gönderdik ki, onların ardından insanların Allah’a karşı bir bahaneleri kalmasın. Allah güçlü olan ve doğru karar verendir.” 2. Ayet Enam suresi 48’ de Rab- bimiz şöyle buyuruyor: “Zira biz, elçileri yalnızca müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Artık kim iman edip durmunu düzeltirse onlara korku yoktur ve bunlar üzülmeyeceklerdir.” 3. Ayette Nahl suresi 125 Onunda anlamı şöyle: “Sen Rabbinin yoluna hikme- tle ve güzel öğütle/Kur’an ile çağır. Onlarla en güzel bir şekilde mücadele et! Şüphesiz ki senin Rabbin, kendi yolundan sapanın kim olduğunu ve doğru yola yönelenlerin de kim olduğunu en iyi bilendir.” Yüce Allah Kur’an-ın da dinine davet edenin, dini tebliğ yapanın böyle hareket etmesi gerektiğini bildiriyor. Çünkü, Nebimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam böyle yapmış ve bu metodu uygulamıştır. Şimdi, insanları korkutarak dine Allah’ın yolana çağıranlara ne demeli? Bu görevi bu ayetlere göre yapan Nebimizi örnek almayanlar yanlış yolda değiller mi? Bu çizgiden hareketle sevgili Nebimiz de”sevdirin, nefret ettirmeyin, kolaylaştırın zorlaştırmayın” derken şimdi bu korkutma da nerden çıkıyor? Evet, dinimize daveti dinimizin kitabıyla ve o kitabın tavsiye ettiği usulde yapacağız. Çünkü, Yüce Allah bizden bunu istiyor ve Hz. Nebimizde bunu tavsiye ediyor. Korku değil uyarı, ümitsizlik değil müjde vereceğiz. Düşünün, iman edenlere ne verilir Cennet müjdesi mi, yoksa Cehennem korkusu mu? Elbetteki Cennet ödüllü müjdedir. Yüce Allah cümle ehli imanı bu müjdeyle ödüllendirmesi dileğiyle hepinizin hoşça ve dostça kalmanızı temenni ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.