TEFEKKÜR – TAHAYYÜL- TEFEKKÜR VE FİKİR

MUSTAFA ULUÇAY –

İnsan hayatında insan, insanlığının gereği ileri adımlar atması, merhaleler kat etmesi, hemcinsleri arasında farklılığını ortaya koyması, bazı insanlar tarafından hazmedilmiyor, sineye çekilmiyor ve hoşlanılmıyor. Bunun bu duygunun kökeni taaa insanın dünyaya halife nasbedilmesine kadar dayanıyor. Biliyorsunuz, hani hilâfet – muhalefet çekişmesi, yarışması veya rekabeti diyebilirsiniz. Yani, bu fıtratta olan bir duygu, demek ki akleden kalple iradeye iş düşüyor, bu duyguyu kendine ve rakibine zarar vermeden yöneteceksin. Enteresan değil mi? Tahayyül edeceksin, hayaller kuracaksın , tefekkürü bunların üstüne yapacaksın, bunların üstünün-üstüne de fikir uluşturacaksın. Fikrinin ürününden bir icat ortaya çıktığında, ondan yararlanan insanların çoğu sana minnet duyup teşekkür ederken, birileri de çıkıp seni kıskanacaktır. Bunu insanlığa hizmet, şöhret ve maddiyat için yapanlar ücretini alacaktır. Rakipleri durmayacak yarışa devam edecektir, ya üstüne bir fikir üretecek veya farklı bir kulvarda yarışını tahayyülünü ve tefekkürünü sürdürecektir. Fikir üretenler mucitler ve fijozoflar olarak şöhret bulmuşlar. Birde mana âleminde mutasavvıflar var. Bunların dış âlemle işleri yok, içe dönük yaşıyorlar, dışa yönelik hiçbir keşif ve icatları da yoktur.  Bütün bunların üstünde her yönüyle peygamberler vardır. İnsanlık kulvarında insanlar için maddi-manevi gelişime yön verecek değişim ve dönüşüm adımlarını atanlar. Onların başarıları, gönüller fetheden özgürlük mücadelelerinden tutun da bilim, teknik, sanat ve sosyolojik her konuya işaret eden ilâhi mesajları vaz ederler. Şimdi, bu devrin müslümanları biraz da bunların ufkunda, tahayyül, tefekkür ve fikir üretilmesi gerekir desek! Acaba, fincancı katırlarını ürkütmüş olurmuyuz?     Yeryüzüne Halife olarak gönderilen insan, neden ve neyin karşılığında yaratıldı, “kan dökücü ve bozgunculuk çıkaranlara” karşılık, Bakara suresi 30’ncu ayetten 39’cu Ayete kadar bakınız. Lütfen. İnsan, beşerden insana tekamül ettirildikten sonra nereye yerleştirildi, dünya cenneti bir bahçeye. Orada, şeytanın hangi sözlerine kandılar “Dünyada ebedi yaşayıp hükümdarlık etmek” Bütün bunlar neyi çağrıştırıyor, değişim, dönüşüm ve bu yolda gelişimi değil mi? Her şeyin yaratım ve yönetim merkezinden gelen son İlâhi mesaj Kur’an, değiştirmek, dönüştürmek ve bu yolda geliştirmek için gelmedi mi? Siz bakmayın insanı içine kapayıp anahtarını ele alan ve dış dünyaya insanı düşman kılan sofistik kafaya? O kafada kâinatı kapsayan muhteviyat yok, tahayyüle tefekkür olacak ve insanlığa yarayışlı fikir üretecek bir yol da yok. Orada son nokta her şeyle bütünleşme ve Allah olarak görünme var. Bu, insana ne manada ve ne de madde de bir yarar sağlamıyor. Ancak, şirke sokup dünyada ve ahirette hüsrana sürüklüyor. Bu yolda yapılan te’villere, tevkillere ve tevkirlere aldanmayın! Göz var nizam var, akıl var, mantık var ve tabi tahayyül var, tefekkür var, fikir var, sonuçta ürün var ve sınav var. Hepsiyle beraber değişim ve dönüşüm var, cennete yaraşır bir kıvama gelişim var. İçe dönük yaşayanlar, dışa dönük yarayışlı bir iş yapamazlar. Zaten şimdiye kadar da yapmamışlar ve bundan sonra da böyle yaşadıkları müddetçe dışa dönük bir şey yapamayacaklardır. Tahayyülsüz-tasavvur olmaz, her keşfin, her icadın ilk adımı hayaldir, tasvirdir, sonra şekle dönüştürme ve bir ölçüye göre oluşturma başlar. Düşünmek, düşlerde olmaz, işlerde olur, hiçbir icat muhayyilesiz kalbe doğmaz, ama kalbe tahsilsiz ilimle girmez, deneysiz, tecrübesiz ve çabasız hiçbir ilim veya bilim gelişme kaydedemez. Emeksiz yemek şeytanın oyununa gelmektir ve nefsin hevasına yenilmektir. İlim benim kalbine doğuyor demek, iradeyi şeytana vermek, çile ve vehbiyeye güvenmek, aç tavuk misali, kendini buğday ambarında görmektir. Sa’y ve gayret bizden, tevfik Allah’tandır demenin manasını idrak edememektir. İnsana dış dünyayı gösteren Kur’an, Oku emriyle başlıyor, öğrendiklerini unutmaman için yazmayı tembih ediyor. Lütfen, ayı gösteren parmağa değil, parmağın gösterdiği aya bakalım. Ayın görünüşünü, hareketini gelişen teknolojiyle ölçüp biçelim, ibadetlerimizi ona göre yapalım, ayı görmek için dağları, tepeleri aşıp gezmeye kalkmayalım. Yani, teknolojide, sosyolojide ve diğer ilim ve bilim dallarında değişim ve dönüşümleri takip edelim ve ona göre dünyada kendimize bir yaşam şekli düzenleyelim. Ama, hayatımızdan tahayyülü, tefekkürü ve fikir oluştumayı da asla bırakmayalım. İşte bu konuda bir hizmet kervanı var yürüyor, korona virüs için aşı ve ilaç bulmaya Uzmanlar çalışıp çaba gösteriyorlar. Hadi bakalım içe dönük yaşayanlar “Hodri meydan!..”  Herkese esenlikli ve sağlıklı günler dileğiyle, hoşça kalınız.          

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.