CUMA SOHBETİ – İSLÂM EKOMOMİSİNİN TEMEL İLKELERİ

Aziz sohbetdeşlarım, her zaman olduğu gibi bu Cuma da namaz için hazırlığımı yapıp yola çıktım. Niyetim, şehiriçi dolmuşu Yeltep

Aziz sohbetdeşlarım, her zaman olduğu gibi bu Cuma da namaz için hazırlığımı yapıp yola çıktım. Niyetim, şehiriçi dolmuşu Yeltepe’den geçerse tarihi Çeltikçi Camiine, geçmezse Hacı Sivaslı Camiine gideceğim. İlk gelen dolmuşa bindim ve yola revan olduk. Dolmuşumuz Yeltepe’ye dönmedi ve Sivaslı Camii yakınındaki durakta indim ve camiye gelip avlusuna girdim, kimsecikler yoktu, Merkezden konuşan vaizin sesi duyuluyordu. Avluya konulmuş kanepelerin birine oturup az soluklandım. Benim gibi yaşlı ve ayaklarından rahatsız olanlar birer birer geliyor ve içerde bizim gibiler için ayrılmış oturaklarda yerlerini alıyorlar. Çünkü, benim gibi erken gelmelerinin esas sebebi içeride o oturaklarda yer bulabilmektir. Bende az oturup dinlendikten sonra içeri girdim ve sağ tarafta bulduğum bir yere oturdum. Camide cemaat seyrekti, az önce zikrettiğim gibi yaşlılar ve tabi emekliler vardı ve gelenlerde yine ayni katagoriden! Vaiz konuşmasını sürdürüyor, içerideki cemaat de haliyle dinliyormuş gibi görünüyor. Neden mi görünüyor dedim, çünkü İmam Efendi Kur’an-ı Kerimi açmış yüzünden okuyor. Sanırım Ramazan’lık Hatim okuyor, Bayram’a yetiştirecek. Bu arada cemaaten bazıları da namaz kılıyor “Tahiyyatül mescit” namazı. Şafiye göre sünnettir. Çünkü, Hanefiye göre o vakit Kerahat vakti namaz kılınmaz. Neyse, birazda vaaza kulak verelim.
Malûm ya Ramazan ayındayız, zekat, fitre, fidye ve hayır hasenât zamanı! Asırlar öncesinden belirlenmiş, örf ve âdet haline gelmiş ve özellikle Ramazan ayına hasredilmiş müslümanlar arası bir yardımlaşma ve dayanışma teamülü var, her Ramazan ayı geldi mi her müslüman imkanı nispetinde bu teamülü uygular. Zaten Vaiz Efendi de bu ortama uygun bir vaaz yapmaktadır. Asırlardır bu klasik uygulama böyle devam edip gitmekte, veren memnun, alan memnun mu? Tabi! Teamül bu böyle gelmiş, başka bir uygulaması var mı? Yetkili Kurum Diyanet fitre ve Zekat konusunda fetvasını veriyor, bu yılın ramazan Fitresi de 23 tl. Tabi fidye de ayni tarifeden. Zengini, fakiri ayni tarifeye dahil, adamın bir öğün yemeği 150-200 tl. imiş olsun önemli değil. Zekât da kârdan ve % 2,5, standart. 600 gr. Gümüş, 82 gr. Altın, ölçüler böyle. Diğer hayvan ve hububat konusu ise geç onları! Ayrıca, Mezhep imamlarının farklı görüşleri de var, her mezhep müntesibi hesabını bilir ve gerekeni yapar. Müslümanın elinde dininin kitabı var, Allah’tan geldiği gibi orijinal, evrensel ve kıyamete kadar geçerli. Ama, müslüman en geç bir yılda bile bir çok şeyini güncelliyor, ekonomik, sosyal ve teknolojik olarak, lakin islâmi dünya görüşünde ekonomik, sosyal ve teknolojik bir güncellemeye gerek duymuyor. Bu, ne kadar sağlıklı ve âdil işin yetkilisi ve uzmanlarının bileceği bir şeydir. Sorumluluk onlara ait. Öyle mi? Öyledir zahir! Müslümanın dünya görüşü evrensel sistematiği var mı? Müslüman ilim ve bilim insanları nerdeler? Ha, burada ifade edeyim bu Cuma namazı için cami dolmadı.
Evet, buraya kadar ifade ettiğim gibi dini yaşam halimiz böyle. Bu ölçüler çerçevesinde İmam Hatip Efendi de Hutbesini okudu. Vaiz Efendinin değindiği konuları oda dile getirdi, ayni klasik değimler çerçevesinde. Oysa, İslâm ekonomisinin temel ilkeleri var kurumsal sosyalleşmeyi oluşturacak, zekat, fitre, fidye, infak, sadaka, hayır, hasenat ve salihat olarak. Birde bireysel iyilikler ve tebessümî tavırlarla, selâm ve muhabbet ortamlarında sevinç ve kederleri paylaşma sohbetleri. Yoksa, bütün insani hasletleri kurumsallaştırmaya kalkarsanız insanlarınızı robotlaştırırsınız, dolayısıyla bir takım psikolojik olumsuzluklar ve intiharlara kapı açan deprasyon ve stresler toplumu sarar. Nitekim, bir takım İskandinav ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi. Enteresandır, ençok intihar edenlerde Psikiyatrislermiş! Bir enteresanlık daha, refah seviyeleri yüksek olanlar!.. Neyse, İslâm ekonomisiyle ilgili önemli bir şöhreti olan, Amerika, Rusya ve bir takım Avrupa ülkeleriyle ekonomik alanda İslâmı anlatıp komferanslar veren Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır Hocanın bir sözü ile konuyu noktalamak istiyorum. Sayın Hocam diyor ki, “Ekonomideki para vücuttaki kan gibidir ve devamlı hareket halindedir.” Bu hareketlilikte denge önemli olduğu gibi, kanın sağlıklı olması da önemlidir. Yorumuna girmiyeceğim, merak edenler Hocanın bu konudaki çalışmalarını araştırıp takip edebilirler. Evet, bu haftada intiballarımız bu kadar. Esenlikler dileğiyle hoşça kalınız aziz sohbetdaşlarım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.