CUMA SOHBETİ – GÜZ MEVSİMİNİN HAZAN GÜNLERİ

Aziz sohbetdaşlarım, çoktandır Cuma namazları için şehir dışına çıkamamıştık, bu Cuma Güllübahçe’ye gitmeye karar verdik. İki kişiyiz, yola çıktığımızda saat 12’yi geçiyordu. Yolboyu gözlemlediğimiz manzara, yazdan çıkıp güze girdiğimiz halde ağaçların yapraklarını dökmemesi, çevrede hâlâ yeşilliğin hakim olmasıdır. Bir ara kışın habercisi yağmur düştü, ama bir çimlenme olmadı. Demek ki toprak gerektiği kadar nemlenmedi ve yeni bir yeşillenme de olmadı. Oysa güz mevsiminin son ayındayız, ağaçların üzerindeki yapraklar hâlâ yeşil. Ama, kuvvetli bir ayaz birkaç gün içinde bu işi görür ve o günlerde sanırım pek uzak değil. Bu düşünceleri dile getirerek ve yolboyu çevreyi de seyrederek ilerliyoruz. Trtafik yoğun, romorkleriyle tarlalardan toplanan pamukları taşıyan traktörler biraz sıkça geçiyorlar. Dolayısıyla romorklerden saçılan pamuk döküntüleri yol kenarlarında gösteriyor ki, ovada en çok ürün olarak pamuk ekilip hasat edilmektedir. Bu arada, zeytin hasadına da bir kenarından başlandı diyebiliriz. Önce yemeklik tane zeytin toplanıyor, ardından yağlık zeytin hasadına geçiliyor. Bu yıl incir, pamuk ve zeytin de bereketli bir dönem yaşanıyor. Tabi, bunları takiben narenciye de bu kulvarda ben de varım diyor. Hepsi için Allah’tan bereketler diliyoruz, üreticiye, yöremize ve ülkemize hayırlı olsun, huzur ve mutluluklar bahşetsin. Bugün öğle sıcağı bastırdı, bu sıcaklara kanıp ta ince giyip soyunanlar unutmasınlar gribe davetiye çıkarırlar. Nitekim bir iki saat sonra o sıcağın yerini serin bir hava aldı. Neyse, Güllübahçe’ye geldik ama ciddi bir tenhalık var. Kahvede üç-beş kişi, caminin önünde yol kenarında çınar ağacının altında iki-üç kişi. Halbuki Cuma, Güllübahçe’nin pazarı, ama kimse yok. Aaah! Ah, eskiden böylemiydi ya, kahveler fıkır-fıkır insan, sokaklarda gidip, gelenler, şimdiki gibi bir pazar yeri yoktu ama, kahvelerin önünde bir takım sebzeler satılır, kasaplar koyun ve keçiler keser, yakınlarda bağ-bahçe ve tarlalarda çalışanlar Cuma namazına gelir, Güllübahçe’de ciddi bir hareketlilik yaşanırdı. Cuma günleri âdeta bir bayram havası eserdi. Ama, şimdi sessizlik ve bir tenhalık hakim, Boynak’taki Cezaevi personelinden Cuma’ya gelenler olmasa, koca camide Cuma namazı için cemaat 15-20 kişiyi geçmiyecek. Bu hazin ve üzücü bir durum, bunun nedenleri işsizlik diyorlar, bu bence o kadar ucuz değil. Böyle potansiyeli yüksek verimli bir coğrafyaya sahip olmanın bilincini planlayamamanın neticesi desek daha doğru ve akıllıca bir neden olabilir. Bir takım dünya devletleri her konuda kendilerini yenilerken, biz kendimizi bu yönde güncellemeye yönlendirememişiz ve işte şimdi onun sıkıntısını çekiyoruz. Şehirlere doluştuk oralarda iş istiyoruz. Evet, bu duygu ve düşüncelerle aziz dostum Mustafa ile kahveye oturup birer çay içelim dedik. Biz kahvede çaylarımızı yudumlarken, camiden de vaaz sesi geliyordu. Beş-on dakika kadar oturup nefeslendikten sonra ezana on dakika kala camiye girdik, dediğim gibi cami tenha, vaaz edene kulak verdim ses yabamcı geldi, misafir bir hoca olsa gerek. Konuşması, üslûbu ve söyledikleri ayni minval üzere, eski klasik tarza devam, yenilenme ve güncelleme maalesef, eski tas eski hamam hikayesi bugüne bugünün gelişmişliğine dair bir şey yok. Ezanı eski Muhtar okudu ve tabi müezziliğinde bir kısmını o yaptı. Güllübahçe’de çok eskilere dayanan bir tabir var, Cuma namazlarında iç ezan okunmadan önce söylenir. Bunu eski Muhtar çok güzel bir üslûp ve ahenkle tekrar etti, hoş bir ifade. Biraz uzun olduğu için yazmayacağım, merak edenlerin Güllübahçe de bir Cuma namazı kılmalarını tavsiye ediyorum. Bu Cuma okunan hutbeye gelince çok güzeldi, bir eksiğinin dışında. O da, genelde yapılmayan hutbenin cemaatle ilişkilendirilmesi, onu da bir cümle ile şöyle ifade edebiliriz. Mehmetçik dile getirildi, burada camideki cemaatin de birer Mehmetçik olduklarının hatırlatılması anlamında “Şimdi sizlerin de ayni duygu ve düşünceler içinde olduğunuzdan eminim” vurgusu yapılması gibi, konuya bir hissi ve fikri katılım sağlanabilirdi. Neyse, bu benim düşüncem, evet bu Cuma intibalarımız da böyle, herkese esenlikler dileğiyle, muhabbetle kalınız aziz sohbetdaşlarım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.