KANAL İSTANBUL GERÇEĞİ -OLUŞACAK KOŞULLAR-

LATİF YALÇIN

Kanal İstanbul’un açılması ile oluşan ve oluşacak olan riskleri bu yazımda sizlerle paylaşmak istedim. Bunları maddeler halinde sıralayacağım. Doğal ve Ekolojik sisteme etkileri, maddi etkileri, Stratejik ve güvenlik etkilerinin neler olduğunu sizlere aktaracağım.
Öce Doğal ve Ekolojik etkileri neler olur sorusundan başlıyorum. İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan güneydeki Terkos Gölü ve kuzeydeki Sazlıdere Barajları bu projeyle birlikte tarih olacaktır. Çünkü Terkos Gölü’nün hemen yanında kazılan yeni kanal, Akdenizin tuzlu sularını Karadeniz’e taşıyacağı için yer altı suları vasıtasıyla tuzlu su Terkos’a dolacak ve İstanbul susuz kalacaktır. Zemin kireçtaşı olduğu için kanaldan taşınan su %100 Terkosu bitirecektir.
Deprem bakımından aciliyet gösteren yıkım ve yeniden yapım yıllarca ertelenecek olduğundan İstanbul kaderle karşı karşıya bırakılacaktır. Yeni yapılacak ve 1,5 milyon nüfusu barındıracak olan akıllı kent 70 katlı binalarıyla aktif 3 fay hattının geçiş alanında yapılacak olduğundan felakete adeta davetiye çıkartacaktır. 17 bin hafriyat kamyonu her gün çalışmak üzere kesintisiz 5 yıl çıkarılan hafriyatı İstanbul trafiğini de felç ederek Karadeniz’e doldurulacaktır. 23 milyon m2 orman alanı 13.6 milyon m2 tarım alanı yok edilecek, İstanbul açlığa mahkum bırakılacaktır. D.S.İ. raporlarında bunlar mevcuttur. Yapılacak liman 1. derece depremde oluşacak etkilerden yıkılacak hale gelecektir.
Ne demişti Tayyip Erdoğan – “Biz bu kente ihanet ettik” Marmaranın tuzlu suyu Karadeniz’e akıtılınca hamsi ve lüfer bulunamaz hale gelecek, balık nesli Karadeniz’in doğusuna çekilecektir. Türk Milletinin bugünü ve yarına ödeyemeyeceği kadar, 110 milyar TL. vergi yükü bindirecek, torunlarımız bunu ödeyeceklerdir.
Yeni ulaşım yolları ve köprüler bu maliyeti arttıracak, emlak kralları imparatorluklarını ilan edeceklerdir.
Gelelim işin askeri ve stratejik boyutuna; bu durum yukarıda anlattıklarımdan daha elim ve vahim durumdadır. 2005 yılında Bulgaristanla ABD arasında imzalanan anlaşma (Conrise tarafından) ile adeta kanalın açılışının kimlerce planlandığını gösteriyor. Bu anlaşmaya göre Karadeniz’de 3 Amerikan üssü vaad ediliyordu. Karadeniz’de savaş gemisi en çok 21 gün kalan Amerikan Donanması bu kanal açılınca sonsuza kadar kalabilme haklarına kavuşmuş olacak. Boğazlardan geçen her savaş gemisi en çok 21 gün sonra geldiği gibi gitmek zorundadır. Möntrö Boğazlar Sözleşmesi gereği durum budur. Amerikalılar kanalın açılacağını bilmeseler Bulgaristanla 2005 yılında üs konusunda neden anlaşma yapsınlar ki salak mı bunlar?
Çizgi flimlerle 80 katlı binalar doğa ile kucak kucağa gösterilebilir, ben de yaparım bunu ama gerçek öyle değil. 80 katla doğanın uyumu olur mu?
Yabancı devlet savaş gemilerinin cirit attığı Karadeniz, Türkiye’nin bekasını etkilemez mi? Bu oluşum Möntrö’nün de artık çöplüğe atılması anlamına gelir, tartışılır ve değiştirilir. Böyle bir durumda 1982 deniz sözleşmesi ile daha kötü şartlarda bir sözleşmeye imza attırılmayacağımızı kim garanti edebilir ki?
Bugüne kadar ihanet ettiniz yeter gari çekin bari ellerinizi kadim İstanbul’dan!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Latif Yalçın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.