CUMA SOHBETİ- NİYET İBADET VE İFLAS

Aziz sohbetdaşlarım, bugün yine Cuma namazında semtimizin camii Sivaslı’dayım. Hava güzel, ülkemiz güzel, yöremiz güzel ve insan

Aziz sohbetdaşlarım, bugün yine Cuma namazında semtimizin camii Sivaslı’dayım. Hava güzel, ülkemiz güzel, yöremiz güzel ve insanlarımız güzel. Ama, güzel gitmeyen durumlar var, Mehmet’çiğimiz doğuda Suriye sınırında terör örgütleriyle mücadele ediyor. Gerçi dün Amerika’nın terör örgütlerini, bizim güvenli bölge olarak anlaştığımız alandan 120 saat içinde çıkaracağını vaat ettiğinden müdahalemizi durdurduk. Oradaki mücadelemizin kararlılığı ve sivil halka karşı hassasiyetimiz gerçek dostlarımız tarafından övülürken, düşmanlarımız ve muhaliflerimiz tarafından da yerilmektedir. Bu konuda tavrı, hareketleri, kararlı ve dik duruşu ile taktire şayan Cumhurbaşkanımızı kutluyor ve destekliyoruz. Ayni kararlılık ve çabalarıyla Dış işleri, İç işleri ve Milli savunma Bakanlarımızı da ayni duygu ve dualarımızla destekliyoruz. Tabi bu haklı davamıza maddi-manevi katkısı olanların hepsinden Allah razı olsun niyazındayız. Genelde halkımızın gündemi böyle olduğu için, bizde bu duygu ve düşüncelerle bu günkü Cuma intibalarımızı ifade etmeye çalışacağız. Evet, her zaman olduğu gibi caminin erkenci cemaatindenim. Emekliler ve engelliler olarak caminin içinde bize tahsis edilen! Malûm yerleri işgal ediyoruz. Sessiz ve sakin kimimizin elinde tespih, kimimizin gönlünde tahmid zikreder beklerken vaaz başlıyor. Ya merkezden veya caminin imamından maklen konuşmaları dinliyoruz. Bugün caminin imamı konuşuyor. Evet, bu Cuma Camimizin İmam Hatibi yine Mihrapta, elinde büyük tabaka kağıtlardan bir tomar, onları düzenleyerek vaazına başlıyor. Arapça hamd ve salavattan sonra Et-Tin suresinden Allah, insanı en güzel bir şekilde yaratmıştır ayetini okudu. Kısaca anlamı üzerinde durup Zariyat suresi 56. Ayeti okudu. “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” mealini verdi ve ardından bir hadis okudu Ameller niyetlere göredir dedi ve bu hadis üzerinde vaazını sürdürdü. İlk okuduğu ayetle, ikinci okuduğu ayet arasında bağlantı kurmadı veya kuramadı. Sonra ibadetin ne olduğunu ve nasıl tanımlandığının izahını yapmadı ve bir şeyin değer ifade etmesi ve ibadetinde bu hadis anlamından eğerlendirilmesi konusuna geçti bu alanda uzun uzun konuştu ve örnekler verdi. Örneklerin hepsi ibadetlerin kabulü noktasında tahşidattan/laf kalabalığından ibaretti. İhlas dedi, samimiyet dedi, ibadetleri niyette odaklaştırdı. Yani, İllâ li yağbüdûn kelimesi, ubudiyet/kulluk iman bilincinden, ibadet özelleştirilmesiyle odaklaştırıldı ve ameller niyetlere göre vizesine bağlandı. Oysa en güzel bir kıvamda, Allah’a kulluk etsin diye yaratılan insan, bu görev sorumluluğunu iradesiyle ve iman bilinciyle yerine getirecek. Yüce iradeninin insandan istediği bu, bunun içinde belirli zaman ve şartlarla yerine getirmesi gereken özel yapması gereken ibadetler var elbet. Ancak, hayatın tümünü kuşatan İslam dini bilinci çerçevesinde insan yaratılışına uygun yaptığı her iş ibadet oluyor diyebilirdi. Hiç değilse bu kadar bir tanımlama yapılabilirdi ama yapmadı. Gelelim hutbeye, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan matbu gelen hutbelerde “Hutbenin konusu şudur denmiyor.” Ama, kul ve kamu hakkı ifadesinin hutbede geçmesinden dolayı, hutbenin konusunun bu olduğu kanısına vardık. Evet, hutbede ilk Ayet ve sonra hadis okunuyor ve türkçe metnine geçiliyor. Her zaman olduğu gibi Ayetin türkçe anlamı üzerinde hiç durulmadı, hadise geçildi ve hutbe bu hadis üzerinde yoğunlaştırılarak sonlandırıldı. Hadiste, müflis hadisi diye meşhur olan bir hadistir. Ama, önce ayetin mealini verelim. Âli-İmran suresi ayet 161 meali şöyle “Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına hiyanet yaraşmaz; haksızlık kim yaparsa, kıyamet günü yaptığı ile gelir, sonra haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir.” Hadiste şöyle: Hz.Peygamber Efendimiz bir gün çevresinde ashabına soruyor “Müflis kimdir?” Ashabı iflas edendir; alacaklıları tarafından elinde-avucunda ne varsa hepsi alınan kişidir derler. Peygamberimiz Aleyhisselam, “Hayır; esas müflis ahiret günü hesap yerine birçok sevap ve hayır-hasenatla gelir, ama insanlara yaptığı haksızlıklar, kötülükler ve zulümler nedeniyle o sevaplar ve hayır-hasenatlar onlara dağıtılır ama yetmez, bu sefer alacaklıların günahları ona yüklenin ve Cehennemin yolunu tutar. İşte esas müflis budur” der. Lakin, Kur’an da Necm suresi 38. Ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor. Meali “Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.” Şimdi böyle bir ayet karşısında Hz. Muhammed Aleyhisselam bu sözleri söyler mi hiç. Sanırım daha fazla söze gerek yok. Bu haftanın Cuma intibaları da bu kadar. Hoşça kalınız aziz sohbetdaşlarım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.