TARİH’İN AMACI – 1 (MİLLİLİĞİ/ ULUSALLIĞI VE EVRENSELLİĞİ)

Bence tarih öğretiminin en önemli amacı, kişiye kendi ulus ve evrensel değerlerle donatılmış ulus kimliğini edinme yönünde bir bilinç oluşturmayı amaçlamalıdır… İzninizle, konuyu daha geni bir çerçevede ele alıp irdelemek isterim. Günümüzde, belli çevreler tarafından “ulus” kimliği modası geçmiş bir olgu olarak ele alınıp değerlendirilmekte ve sanki bu kavram, demokratikleşmenin önünde engel olgu gibi anlatılmaktadır. Bunu doğru bulmuyorum. Öteki konuya gelince; yani evrensel değerler konusuna… Ulusallığın sınırları, evrensel değerlerle çeliştiği anda biter, benim anlayışıma göre. Evrensel değerlerden amacım da, insanlık tarihinin binlerce yıllık serüveni içinde oluşturduğu aydınlanma kültürü ve ahlaki/ etik değerler bütünü olarak algıladığım ilkeler bütünüdür.

İlköğretimden liseye dek uzanan eğitim sürecinde tarih; bu bilincin verilebileceği en önemli ders olarak değerlendirilebilir. Sonuçta eğitim, insan dediğimiz en değerli varlığı topluma hazırlayan süreçlerden oluşur. Tarihi, yalnız geçmişte olan biten ve artık hiçbir değeri kalmamış gereksiz bilgiler olarak görmediğim, hatta onu yaşayan, uzantıları bugün de olan ve hatta yarının belirlenmesinde de önemli bir olgu olarak gördüğüm için; bireyin daha eğitimin ilk evrelerinde, elbette o yaş gruplarının pedagojik özelliklerine uygun yöntem ve yaklaşımlarla tarih eğitimi alması çok önemlidir. Bu dersi vermediğiniz zaman, kişi içinde yaşadığı dünyayı; o dünyayı oluşturan toplumların birbirleriyle neden iyi ilişkiler kurması gerektiğini algılayamaz bana göre… Yani sanki abartılı bir tarih, kişiyi savaşlara özendirmek gibi gösteriyormuş gibi bir algı oluşsa bile; bu yanlıştır; çünkü tarih, barış dolu bir dünya yaratabilmek için de en önemli araçtır. Yani konu, eğitimin içeriği, kişiye vermek istediğiniz değerler ve edindirmek istediğiniz kimi kişilik özellikleri ile ilgilidir. Bunların bilimsel, evrensel ve ahlaki boyutta olması bana göre çok önemlidir…

Tarih eğitiminde “millilik” sözcüğünü ben, ulus olma bilincini edinme süreci olarak algılıyorum. Kuşkusuz, bu kavramın sınırlarını zorlarsanız, faşizme, otokritik yönetim anlayışlarına ve doğal olarak da bu kişilikleri edinmiş bireyler yaratmaya kadar gidebilirsiniz. Ancak bana göre, milli duruşu olmayan bir tarihin, evrensel kimliğe de katkısı olamaz. Niçin böyle düşünüyorum? Bunun en temel nedeni, emperyalizm/sömürge kavramına inanan biriyim. Ezen ve ezilen; sömüren ve sömürülen; sermayeyi elinde tutan ve sermayeyi edinemeyip, ancak pazar konumunda kalan toplumlar ve ülkeler olduğu sürece, bu çelişkiler dünyasında hiçbir şeyi kendi akışına bırakamazsınız. O zaman, insan onurunu yerle bir edecek pek çok olgu ile karşılaşırsınız. Millilik bende neler çağrıştırıyor? Bu soruyu şöyle yanıtlamak isterim: Her şeyden önce milli bir duruşu…

Milli duruştan kastım ne? Sömürmek isteyen ve hiçbir ilke, kural tanımadan, bütünüyle karşısındakinin elindeki hakkı almak isteyen yayılmacı eğilimlere karşı, toplumlar ancak milli duruşlarıyla karşı koyabilirler. Üstelik milliliği ben yerellik olarak algılamıyorum. Sanayi devrimini gerçekleştirmiş toplumların, feodaliteyi ve tarıma dayalı üretim biçimlerini yıkarak; bu eğilimleri tarihin derinliklerine gömmesinden sonra, aydınlanma kültüründen özünü alan yurttaş kimliğinin bir sonucudur ulus kimliği… Rönesans önce bireye kendinin sırf birey olduğu için değerli olduğu anlayışını getirdi. Böylece kendini o zamana değin, başkasının kulu, varlığını da başkası için gerekli bir madde ve ruh olarak gören birey, artık kendi varlığının ve ruhunun, kendisi için önemli olduğunu düşünüyordu. Bir anlamda kişi, kendini tanımak yönünde bir serüvene çıktı Rönesansla birlikte… Aydınlanma kültürü, bu anlayışa aklını kullanma; bilimin değerlerinin ve yasalarının, başka yasalardan daha üstün olduğu yönünde bir bilinç getirdi. Böylece ben bireyim ve siyasal bir varlık olarak da yurttaşım diyebildi insanoğlu. Böylece kölelik ve kulluktan sıyrılmış birey, yurttaş kimliğine eriştiğinde, onların oluşturduğu topluluk, kendi egemenliğini kullanmak istedi. Bu da doğal bir şey… Olması gereken bir şey yani… Ve ulus kendi egemenliğini kullanamadan, demokrasi kültürünün gelişmesi de bana göre olanaksız… O nedenle, demokraside ileriye giden ülkelere bakın; neredeyse tümü, modern anlamda ulus kimliğini tamamlamış, kendini yurttaş olarak gören, birey olarak önemseyen bireylerden oluşmaktadırlar. Bir kimlik kazanmadan; onun içeriğini doldurmadan, ancak yeniden söylüyorum, hamaset değil, yerellik ve yaşanılan çağın gerisine gitmek değil; tam tersine, ulus dediğimiz yapıyı oluşturan kavramın içini doldurarak, evrensele açılmanın eşiği olarak görüyorum ben ulusu… O nedenle, Ortadoğu’da ulus kimliğini tamamlayamayan toplumların haline bakın; ne emperyalizme karşı koyabiliyorlar; ne gerçek bir cumhuriyete yönelebiliyorlar ne de demokrasi arzularını ortaya koyabiliyorlar. Niçin? Çünkü önce bireyselleşememişler; bireyselleşemedikleri için yurttaş kimliğini kazanamamışlar, yurttaş kimliğini kazanamadıkları için, ulus olamamışlar… Ulus olamadıkları için, kendi egemenliklerinin, özgür istençlerini yönetme ve kendi varlıklarını koruma iradesine dönüştürememişler. Bu nedenle başlarındaki diktatörlere ve dışarıdaki sömürgeci güçlere kendi varlıklarını koruma yetilerini geliştirememişler… Böylece, demokrasi kültürü de gelişememiş. Üstelik gerçek anlamda demokrasi oluşabilmesi için seküler bir yaşamın ve laik yönetim anlayışının olması gerektiğini kimse yadsıyamaz. Ulus kimliği, bu bilinç ve anlayışlarla da ilintilidir. Yani ulusal bilinç, ulusal egemenlik algısına yükselememiş kimliklerin, gerçek anlamda laik ve seküler bir yaşam biçimini kanıksamaları da zordur.

Saygılarımla…

Makalenin ikinci bölümü yarın gazeteniz Yenisöke’de…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Arı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Yeni sitemizden ne kadar memnunsunuz ?