– TEFEKKÜR – DÜŞÜNEN DÜŞÜNÜLEN DÜŞÜNDÜREN!..

İnsanlar bir takım canlıların figürlerini yaparlar, çarşı ve pazarlarda görürüz. Bunlar düşünen insanların ürünleridir. Bazı kur

İnsanlar bir takım canlıların figürlerini yaparlar, çarşı ve pazarlarda görürüz. Bunlar düşünen insanların ürünleridir. Bazı kurumların önünde amacını belirtir manzara resimleri vardır, görünce hemen anlarsınız burada neler yapıldığını. Ama müzelerde gördükleriniz öyle değil, onlar doğrudan düşünmeye yöneliktir. Görenler ibret alıp dersler çıkarsınlar diye teşhir edilir. Ayrıca, ikonalar, minyatürler ve antik eşyalar vardır, bazı aileler evlerinde aksesuar olarak bulunduruyorlar. Daha kapsamlı ve muhtevalı olanlarda eski tarihi harabelerde görülür. Mesela, kayalara resmedilmiş, taşlara oyularak yapılmış, insan ve hayvan heykelleri. Bunlar üzerinde düşünenler, araştırıp fikir yürütenler daha çok bilimsel çalışanlardır. Geçmişe yönelik meselelere ve medeniyetlere ulaşmak için çaba harcarlar. Kur’an’da, resim ve heykel yapmak yasak değildir. Ancak, bunlara tapınmak yasaklanmıştır. Tarihte düşünenler bunu idrak etmiş, yanlış yapmamış ve bunlara dokunmamışlar. Ama zamanımızın idraksiz düşünenleri bunları ortadan kaldırmak için suçu tapınılan heykellerde bulmuşlar, tapınmayı sorgulamamış, tapınılanlara savaş açmışlar. Oysa tarihte buralarını fetheden müslümanlar o tapılanlarla ve tapınaklarla değil, tapanlarla savaşmışlardı. Dolayısıyla Mısır’daki Piramitler, Sudan ve Suriye gibi ülkelerdeki tarihi harabelerde bulunan heykeller bu zamana kadar böyle gelmiştir. Lâkin bu asrın müslümanları onların bir takımını kırıp tahrip ettiğini sosyal medyadan duyuyor ve öğreniyoruz. Garip değil mi? Şimdiki islam âlemi için değil galiba! Düşünen, düşünüleni ele almış, onun üzerinde düşünmüş. Çünkü, düşünen için, düşünülen önemlidir, onda düşünülmesini gerektiren hususlar, incelikler ve özellikler vardır. Nedenlerini, niçinlerini ve nasıllarını çağrıştıran! Bu çağrışımlara cevap arayanlar, onlar üzerinde düşünmüşler, araştırmış, soruşturmuş ve incelemelerde bulunmuşlar. Onlardan zamanımıza taşıyacak fikir, proje ve buluşlar ortaya koymaya çalışmışlar. Aslında, insan için üzerinde düşünülmeyecek doğada hiçbir şey yoktur. Düşünülen de ne olursa olsun, düşünene mutlaka bir şeyler verir. Tabi, düşünenin o konuda zekâ, bilgi ve yeteneğine göre, insan için bu, göğe yükselen merdivenin basamakları gibidir. İrtifa yükseldikçe, mükâşefe de gelişir/gelişmesi lazım, yoksa dengesizlik hasıl olur, ayak kayar ve gaipten sesler duyulur! Evet, düşünülen şeylerin üzerinde her düşünen düşünür değildir. Düşünürü tanımlayan düşünürler, bazı mahallere o mahallin özelliğini simgeleyen heykeller yapmışlar. Seyredenler düşünüleni anlasınlar ve onlar da düşünsünler diye. Bu konuda başarılı olanlar var, tabi olamayanlar da var. Mesela, İstanbul Bakırköy’de deli hastanesinin bahçesinde yere/önüne bakan heykelle, Mevlânayı temsilen yapılan kucağına bakan heykel, bence bunlar başarılı olmadığı gibi anlamlarını da yansıtmıyorlar. Sanki, biri düşünmeyi yitirmiş, diğeri de düşünmeyi düşürmüş arıyorlar gibi! Neyse, birde düşüneni, düşündüren, düşünce yolcuları vardır. Daha çok olaylarla, hareket halinde olanlarla, dinamik âlemin düşünenleridir bunlar. Aykırı düşünenler, düşüneni, düşünmeye zorlar ve düşündürürler! Örneğin, hortumlar; sakın yanlış anlamayın, bunlar denizde oluşur ve karaya çıkarlar. Denizde iken tehlikeli değiller, ama karaya çıkınca karşısında durulmuyor. Geçtiği yerde ne varsa yoğurup tahrip ediyor. Şimdi düşünüyorum, geliştirilmiş kontrollü nükleer teknolojik güçler oluşturanlar, neden bu gücün karşısında aciz ve çaresizler? Çok mu aykırı buldunuz? Bence, düşünülmeye değer. Çünkü, başka aykırılıklar da var, dünya ötesi gezegenlere ulaşıpta orada hakimiyet kurmak isteyenler. İyi de, dünyada felaketler karşısında etkin olmak için neden çalışmıyorlar? Ama dünyada doğaya, canlılara ve kendilerinden güçsüzlere acımıyorlar kahru perişan ediyorlar. Bu zulümlerinin başlarına bela olacığını bilip, dünya dışında hayat mı arıyorlar? Yoksa oralara kaçıp kurtulacaklarını mı sanıyorlar? İyi ama gökten gelenin karşısında duramıyorlar, yerin üstünde kahredici harekete mani olamıyorlar, yerin altından gelenden de korunamıyorlar, iyi tanıyamadıkları dünya dışında emin ve rahat olacaklarını nerden biliyorlar? Düşünüyorum da, düşünen, düşünüleni, düşündürenlerle bertaraf edebilecek mi? Bunu yaşayanlar görecek veya son saat gelecek, topuna birden hadi bakalım kıyam-et mi denilecek Allah bilir. Güzel düşünceler ve iyi sonuçlar dileğiyle hoşça kalınız efendim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.