CUMA SOHBETİ – İSLÂM AHLÂKININ KAYNAĞI KURAN

Aziz sohbetdaşlarım, bu gün Cuma intibalarımız İlçemiz Söke’nin merkezi Çeltikçi Mahalle camii odaklı olacaktır. Bu niyet ve ama

Aziz sohbetdaşlarım, bu gün Cuma intibalarımız İlçemiz Söke’nin merkezi Çeltikçi Mahalle camii odaklı olacaktır. Bu niyet ve amaçla aziz dostum Mustafa Demirtaş’la kısa bir yolculuk yaparak namaza on dakika kala Çeltikçi Mahallesinin Vakıflar mülkiyetinde olan bir buçuk asılık tarihi camie geldik. Ben geç kalmanın telaşıyla cami içine yürürken, Mustafa da arabasına park yeri bulma telaşıyla ara sokağa daldı. Ben camiye girdim, lâkin içerde benim oturabileceğim yerler dolmuş. İmam kardeşim beni Müezzin mahfiline aldı ve Mustafa’da müezzinlik yapar, burası ikinize de yeter dedi. Az sonra da ezan başladı. Bu arada Mustafa da gelip Müezzin mahfilinde yerimizi alırken, caminin içine giriş kapısı yanındaki son cemaat mahallinden sesler gelmeye başladı ve yağmur var içeride cemaat biraz sıkışsın dediler. Daha önce de bir-iki sefer yazdıydım, cami restore oldu ama, içeride namaz kılmada sıkıntılar oluştu diye. Mesela, cami içine girişte de, yağmurlu havalarda sıkıntı oluyor. Hele hava biraz rüzgarlı oldu mu yağmur cami içine bile giriyor. İşte bundan dolayı camide eskisi gibi ibadet etme rahatı ve huzuru kalmadı. Camilerin amacı öncelikle namaz kılmak içindir. Bizim bu camimizi restore edenler aslına sadık kalmak amacıyla bir takım düzenlemeler yaptılar, ama ibadet rahatımız kaçtı. Bu nasıl bir anlayıştır ki, bir mabet amacına uygun bir hizmet vermesi gerekirken, restore de müze stiline dönüştürülüyor? Neyse, şimdilik bu konuyu ileri bir tarihe erteleyip, Cumanın seyri ile değerlendirmemize devam ediyoruz. Camiye geldiğimde Merkezden Müftü Efendinin yaptığı vaazını dinlemeye koyuldum. Vaazın konusuna adapte olamadım, konuşmalarda da bir insicam bulamadım. İfadeler kopuk kopuktu ve Müftü Efendi birazda sanki sitem eder gibi konuşuyordu. İçerde bazı mırıldananlar oluyordu, belli ki konuşulanlara gerektiği gibi ilgi duyulmuyordu. Zaten camiye de geç gelmiştik vaazı beş dakika ancak dinleyebildim. Ezan okundu, Cuma namazı farzından önce Nafile namazımızı kıldık, cami altlı, üstlü doldu, galiba dışarıda cami avlusunda da yağmur dinince birkaç saf oluştu. Mahalle kalabalık cami ufak, haliyle avlusunda da namaz kılmak zorunda olanlar olacaktır. Restore edilmeden önce daha da kalabalık oluyordu. Ama, yukarıda ifade ettiğim gibi o bir takım rahatsızlıklardan dolayı, caminin eski cemaati uzakta olsa başka camilere gidiyorlar. Oysa, buraya daha büyük bir cami yapılabilirdi, bu konuda vatandaşlardan talipli oanlarda vardı. Ama olmadı işte, şimdilik bununla yetinirken, bazı arızaları giderildiğinde biraz daha iyi olur inancındayız Gelelim İmam Hatip kardeşimizin okuduğu hutbeye, Malûm hutbeler yukarıdan Diyanet’ten matbu olarak geliyor ve her camide ayni hutbe okunuyor. Hutbenin konusu İş Ahlâkı üzerine hazırlanmış, ayrıntıları güzeldi, ama hutbede bir temellendirme eksiği vardı. Bir mü’min olarak görüşüme ve inancıma dayanarak diyorum ki, önce ahlâkın islam nizamına göre, Kur’an endeksli bir tanımı yapılmalıydı. Çünkü, toplumumuzda bir çok ahlâktan söz ediliyor, küreselinden modernine, globalından çağdaş olanına kadar. Bir ahlâk enflasyonu içindeyiz. Bu ortamda İslâmi sistemin ahlâk ölçüleri Kur’an ayetleriyle verilirken, Allah’ın elçisi Hz. Muhammed Aleyhisselânın Medine pazarını oluşturması da zikredilmeliydi. Ki, Kur’an’daki ayetlere göre koyduğu kurallar dile getirilirdi. Bu nedenlerle diyorum ki, dinimizi hayatın içinde özel bir zaman dilimiyle sınırlamaktan artık vaz geçilmelidir. Çünkü, bizim dinimiz İslâm, hayatın tümünü kucaklayan bir sistemdir ve bu sistemin kendine özgü bir ahlâkı vardır. Onun için ahlâk deyince mutlaka, ahlâkı İslâmi sistemle ilişkilendirilmek gerekir. Dolayısıyla insan ve toplum hayatının her alanına hitap eden İslâm nizamını tarif etmiş oluruz. Hülasâi kelâm, İslami sistemin teorik kaynağı Kur’an, pratik rol modelide Hz. Muhammed Aleyhisselâmdır. Artık bunun idrakine varılmalı ve değerlendirme böyle olmalıdır. Evet, bu haftanın Cuma intibaları da bunlardan ibarettir. Bütün sohbetdaşlarıma en içten duygularımla esenlikler diliyorum. İnşallah pazar günü akşamı müşerref olacağımız mübarek Ramazan-ı şerif ve oruç ibadetini şimdiden kutluyorum. Bu kutlu ve şerefli Kur’an ayının bütün İslâm âleminin özüne dönmesine vesile olmasını diliyor, feyzinden ve bereketinden bütün müslümanların hissedar olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Hoşça ve sağlıcakla kalınız efendim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.