Geçmişimden Kırık Dökük (8)

Devam...

Demirci tulumlarını çıkarır yıkanıp arındıktan sonra temiz elbiseler giyerek öğretmenliğe başlar. Okuldaki rahatı ve bakımı yüzünden beynindeki rahatsızlık yavaş yavaş iyileşmeye yüz tutar.  Sağlığına tamamen kavuştuktan sonra ülkücülüğü ve vatanseverliği depreşmeye başlar. Paris’te iken Türk hürriyetperverleri olan Genç Türkler’den aldığı feyiz ve ilhamla edindiği fikirleri kaleme almaya başlar. Kapitülasyonları yabancılara tanıdığı kolaylıklardan yararlanarak Paris’teki Genç Türklerle iletişime geçmiş, Paris’te çıkan Tan gazetesinin İzmir muhabirliğini üzerine almıştır. Bu arada yazdığı makaleleleri yine aynı yolla Paris’e ulaştırmaya başlamıştır. Bu makaleler Tan’da takma adla (sadece üç yıldız) yayınlanmaktadır. Çünkü makaleler istibdat aleyhindedir. Doğrudan “Kızıl Sultan” başlığıyla padişahı hedef almaktadır.

Gönderdiği bir makale dikkatsizlik yüzünden Tan’da “İzmir Mustafa Reşid” imzasıyla yayınlanınca İstanbul’un talimatıyla kolaj kapısından çıkar çıkmaz tutuklanmış ve durum Saraya bildirilmiştir. Alınan talimatta idamı emredilmiştir. Vali Paşa’nın Mustafa Reşid’i tanımış olması yüzünden İstanbul’la bir süre yazışma yapılmış. Bu süre zarfında bir ay kadar hapiste kalan Mustafa Reşid’in ayağına bağlanacak bir ağırlıkla denize atılarak cezasının infazı düşünülmüştür.  Mustafa Reşid, vali paşa ile mutlaka görüşmek isteğinde olduğunu belirtmiş ve bunda ısrarcı olmuştur. Suçlunun son isteğini yerine getirmek âdeti üzerine Vali, getirilmesini talep etmiş ve odasında görüşmüşlerdir. Valinin daha bir şey sormasına fırsat vermeden vatan, millet ve sultan hakkında düşüncelerini ortaya atmış. Onu dinleyen Vali Paşa,”Böyle ateşli bir vatanperver görmekten mutlu olduğunu” ifade etmiş. Bu arada valiliğe gelen Maarif Müdürü Naili Bey ile bir süre görüşmüşler. Bir yıl önce sınavda görüp hayran oldukları bu gencin affı için saraya yazılmasına, affolursa ne âlâ, illaki idamı istenirse gereği yapılmak üzere hapiste bekletilmektense ilminden yararlanabilmeyi düşünürler ve sürgün olarak Acıpayam (Garbikarağaç) Rüştiyesine (ortaokul) ulûm-i riyaziye (matematik) öğretmeni olarak kararnamesi hazırlanır ve kendisine verilerek doğruca Acıpayam’a gitmesi söylenir. (O zamanlar Denizli Aydın Vilayetine bağlıydı. Aydın Vilayetinin merkezi de İzmir’di.) Üzeri mumlu / mühürlü ve mahrem (gizli) yazan zarfı eline aldıktan sonra hemen vali konağından ayrılır hemşerisi olan Kulalı Cihanzade Ali Galip Beyin oteline gelir bir köşeye çekilir ve dinlenir. Ertesi günü sabah erkenden Kemer istasyonundan trene binerek akşama doğru Denizli’ye gelir. Bayramyeri’ndeki Hacı İbrahim Hanında geceler. Akşamdan eşyalarını teslim ettiği Yüreğilli Küçük Hasan’la sabah erkenden Mustafa Reşid’in eşyalarını bir eşeğe yükleterek yola çıkarlar. Kendisi hapis hayatı süresince maddeten ve ruhen yıprandığı için yol arkadaşına yetişmekte zorlanır. Bu arada arkadaşının izini kaybeder ve kendi başına yürümeye devam eder. Yanlış yola saptığı için sabaha karşı Honaz’ın Ovacık köyüne varır.


Büyük Tesadüf / Honaz’dan Karahüyük’e

Bu köyde indiği köy odasında Karahüyüklü Osman ile karşılaşır. Ertesi gün Osmanla binitli olarak birlikte yola çıkarlar ve Karahüyük’e Osmanların odasına misafir olur. Odada kalan kişilerin barınma ve temizlik gibi ihtiyaçları hanedar denilen oda sahipleri tarafından sağlanmaktadır. Osman’ın annesi de Mustafa Reşid’in çamaşırlarını yıkar, yemeğini yapar. Birkaç gün dinlenir. Kendine gelir. Osman Gölhisar pazarına gitmiştir. Beş gün kadar burada konakladıktan sonra Acıpayam’a yolcu edilir. Burada Allah’ın büyük lütfu denebilir bir tesadüf vardır. Osman, Ali Vehbi’nin kardeşidir. Bu yüzden Acıpayam’a ulaşan Mustafa Reşid, Ali Vehbi’nin kaldığı medrese odasına yerleşir. Kendisinin sürgün olduğunu kimseye söylemez. Sadece riyaziye muallimi (matematik öğretmeni) olduğunu söyler. Başından geçenlerin hiçbirini anlatmaz. Durumunu kimseye sezdirmez.

Medresede Ali Vehbi’nin odasında on beş gün kadar kaldıktan sonra, kendisinin Ortaokul Matematik Öğretmeni olduğunu söyler ve Rüşdiyeye (Ortaokul) gider, göreve başlar. Ancak mevcut öğretmen Nuri Hoca bunun hâlinden memnun olmaz. İlk gün sınıfı inceler, yapılması, temizlenmesi gereken yerleri tespit eder. Ertesi günü çağırdığı marangozlara yeni rahleler yaptırır. Temizliği de bizzat kendisi yapar. Bu işler birkaç gün içinde biter ve derse başlar.      Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.