Geçmişimden Kırık Dökük (21 )

Devam... 

Yatakhane ile derslikler arasında yüksekçe bir merdiven vardı. Aradaki kot farkı bunu gerektirmişti. Bu merdiven kışın kardan dümdüz oluyor, basamak diye bir şey kalmıyordu. Soğuklarda buz tutunca da cam gibi kayganlaşıyordu. Çoğu arkadaş burada kayıp düşmüştü. Böyle karlı buzlu yollara alışkın olduğum için beni pek etkilemiyordu. Çünkü basılması gereken yerleri iyi biliyordum. Kaygan yerlere değil de pürüzlü, bütürlü kenarlara basmak çoğu kişinin aklına gelmiyor, düzlüğe basınca kayıyorlardı. Daha sonraları çarşıdan iki tane on beş santimlik zincir satın aldım, ucuna bir toka ve kanca eklettim. Bu buzlu, kaygan yerlere gelince otomobillere zincir takar gibi ayakkabının altından geçirip üstüne dolayıp kancayı takıyordum. Böylece kaymak tehlikesi de ortadan kalkmış oldu.

Bahar geldiğinde komşu şeftali ve kestane bahçelerinde ağaçlar altında kitap okumayı alışkanlık hâline  getirmiştim. Beni arayanlar, “Kimbilir hangi çalı dibinde...” diye cevap alırlarmış. Lisede olduğu gibi ben diğer öğrenci arkadaşların aksine davranıyordum, ders çalışma hususunda... Onlar, sınav olacağımız zaman harıl harıl notları ezberlemeye çalışırken ben başka derslerden eksik kalan veya anlayamadığım alanları kavramaya çalışırdım. Çünkü onların sınav için hazırlandıkları konuları daha önceden edinmiş olurdum. Benim sınav hazırlığım yoktu. Veya sınava sınav olmayan zamanlarda hazırlanmış olurdum. Sınavlar her ne kadar başarı ölçütü ya da sınıf geçme olayının temeli ise de benim için sınav sadece öğretmenin hakkımda edindiği bilgi seviyesinden ibaretti. Çünkü öğretmen, benim bilgi seviyemi ancak sorduğu sorulara verdiğim cevap nisbetinde değerlendirebilir. Sormadığı alanlarda da benim kazanımlarım vardı. Kısacası sınav soruları benim başarım için ölçüt olamazdı. 

Ben daha çok genel anlamda derinliğine ve genişliğine bilgi edinmeye çalışırdım. Edebiyat metinleri içinde Fuat Köprülü’nün bir makalesini vermişti öğretmen. Makalenin bir kısmı özetlenmiş, bize belirli bir veya birkaç paragrafı verilmişti. Öğretmenimiz Hilmi Serim’e makalenin gerisini nerede bulabileceğimi sordum. Millî Tetebbular Mecmuası’nın tarih ve sayısını verdi. Öğle tatilinde kütüphaneye çıktım, memurdan öğretmenin belirttiği mecmuayı istedim. Kızcağız kalın ve ağır ciltli bir kitabı getirip önüme koydu. Kitabın kapağını açtım, Arap harfleri ile yazılı. Çocukken Kur’an okumayı öğrenmeye çalışmıştım. Ama bu yazıları okuyamıyordum. Daha doğrusu bu yazılar harekeli olmadığı için okuyamadım. Memura kitabı geri verdim. Bu makalenin devamını okumam gerekiyordu. Hiçbir yerde Latin asıllı Türk alfabesine çevrilmişi yoktu. İslam Ansiklopedisi’nin içinde transkripsiyon listesi olarak hemen her cüzde bir yapraklık ilave bulunuyordu. Bunlardan bir tanesini ele alarak, ansiklopedi maddelerindeki yazılışları karşılaştıra karşılaştıra bir parça okumaya çalıştım. Rakamların yazılışlarını da öğrendim. Memureden o bırakmış olduğum cildi tekrar istedim. Kızcağız, yerini tarif etti “Kendiniz alabilirsiniz.” dedi. Gittim aldım. Bir çarşamba öğleden sonra idi. Çarşamba günleri öğleden sonra ders yoktu. Bir masaya oturdum. Önce rakamlara baka baka sözünü ettiğim makalenin yer aldığı sayıyı buldum. Ardından makaleyi açtım. Paragrafların başlarındaki harfleri araya araya ilgili yere ulaştım. Elimdeki metinle karşılaştıra karşılaştıra okumaya çalıştım. Birkaç kere okuduktan sonra gözlerim alıştı. Sonraki paragrafa geçtim. Birkaç cümleyi yarım yamalak okudum. Metni çevirerek yazdım. Okuyamadığım kelimeyi parantez içine alarak, müdür yardımcısı olan Hilmi Bey’e gittim. Okuyamadığım kelimeleri sordum. Nasıl okunacağını anlattı. Okutucu harflerin neler olduğunu, nerede yazılıp nerede yazılmayacağını not ettirdi. Bunun üzerine bu makale üzerinde çalışmaya başladım. Son dersten çıktıktan sonra mesai bitene kadar kütüphanede bu makaleyi okumaya çalışıyordum. Bir aya yakın süre içinde makaleyi latin harflerine çevirdim. Hilmi Hocaya gösterdim. Yanlışları düzelti. Böylece birkaç ay içinde kendi kendime  Arap asıllı Türk alfabesi ile yazılmış matbu yazıları okumayı öğrenmiş oldum.

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.