Geçmişimden Kırık Dökük (26)

Devam... Kaymakam Beyin Verdiği Cesaret O akşam Telefoncu Ahmet amcalarda kaldık. Sabah olunca erkenden Ereğli’ye indik. Kaymakamlığa uğradık. Kaymak...

Devam...

Kaymakam Beyin Verdiği Cesaret

O akşam Telefoncu Ahmet amcalarda kaldık. Sabah olunca erkenden Ereğli’ye indik. Kaymakamlığa uğradık. Kaymakam Sebahattin Çakmakoğlu, bizi çok iyi karşıladı. Bizim kafamızda binbir türlü soru vardı. Öncelikle biz idarecilikten anlamıyorduk. “Siz orada bulunun, okulu ben idare edeceğim, yazıları, işlemleri ben yaptıracağım. Ama siz öğrenci kaydı, derse başlama vb. işleri halledin.” dedi. Biraz rahatlamıştım. Ben boş bulunup sordum, “Efendim, öyle ki bizim hiç devlet dairesi, okul idaresi, işi, işleri, işlemleri ile hiçbir ilgimiz, bilgimiz yok. Hatta maaş nasıl alınır onu bile bilmiyoruz.” dedim. Zile bastı, gelen bekçiye birini çağırttırdı. İçeriye yaşlıca bir bey girdi, “Buyrun Kaymakam Bey.” dedi. Kaymakam Bey, “Bu gençler, Halkapınar’a açılan ortaokulun yeni öğretmenleri, ikisi de yeni mezun. Bunların maliye işleriyle yakından ilgileneceksiniz, hatta bunlara şimdi hemen maaşlarını öde.” dedi. O kişi meğerse Mal Müdürü imiş. Ben o zamana kadar böyle bir müdürlük duymamıştım, bilmiyordum. Bana “mal müdürü” lafı biraz tuhaf geldi. Müdürün peşine düştük. Müdür, “Bu iş nasıl olur, kararname olmadan, nasıl öderim.” vb. söylene söylene odasına gitti. Ardından biz de girdik. Ben zannediyordum ki, bir para çekmecesini çekecek bize yüzlük banknotları sayacak. Beklemeye başladık. Ereğli Lisesi Müdürüne telefon açtı. Kaymakamın emri olduğunu söyledi. İki genç göndereceğini, Halkapınar Ortaokul öğretmenleri olduğumuzu, yeni başlayan eğitim enstitüsü mezunlarının statüsünden kendi öğretmenleriymiş gibi bordro hazırlayıp göndermelerini istedi. Ve bizi liseye gönderdi. Liseye vardık. Bizden kimlik bilgilerini aldılar, gerekli kağıtları hazırladılar ve maliyeye gönderdiler. Vezneden maaşlarımızı aldık. Aynı anda kaymakamlık kaleminden o gün göreve başladığımız konusunda yazı yazıldı. Böylece iki arkadaş 28 Eylül 1968’de göreve başlamış olduk. Sevinerek Halkapınar’a döndük.

Belediyenin Misafirhanesine Yerleştik

Belediye başkanı Ali Karataş, bizim geldiğimizi görünce hemen, belediyede yatacağımız odayı gösterdi. İki somya ve üzerine yatak, çarşaf, battaniye yastık her şey tamamlanmış. Havalar daha soğumadığı için orada kalabilirdik. Ben mahçup olmaya başladım. Başkana kendime ait olan yatak vb.nin bedelini ödemek istedim. Ali Bey, “Yok o buranın demirbaşı. Lojman bitince oraya taşınacak.” dedi.

Portatif ocak, tava, tabak, çatal, bıçak, kaşık hepsi tam tekmil. Ertesi gün pazar, tatil. Sabah kalktık, kahvaltıyı yaptık. Kaya Bey, “Arkadaş ben, memlekete gidiyorum, sen okul işlerini hallet, derslere başlayacağın zaman telgraf çek, adresim bu...” dedi gitti. Sonradan öğrendim ki, nişanlı imiş. Bir sorun çıkmış, onu çözmek için gitmiş.

Dersliklerin hazırlanması, başkanın söylediği gibi üç dört gün içinde bitti. Temizlendi, badana yapıldı. Eksik ve kırık camlar takıldı. Bozuk pencereler tamir edildi. Yalnız ahşap kısmın boyası sonraya bırakıldı. Cezaevinde hükümlülerin yaptığı öğrenci sıraları getirildi. Sınıf gıcır gıcır oldu. Biz öğrenci mevcudunun bir sınıf olacağını tahmin ettiğimiz için tek sınıf hazırladık. Diğer odayı da öğretmen odası, yönetim odası araç gereç odası gibi düşündük.

Masalar geldi. Sandalyeler geldi. Lise müdür yardımcısının tavsiyesi üzerine bir harita metod defteri aldım. Onların ellerinde bulunan Aday Kayıt Defterinin başlıklarına bakarak sütunlar ve satırlar çizdim. Üç dört sayfa kadar hazırlık yaptım. Zaten kayıt için gereken şeylerin listesini lise müdür yardımcısından öğrenmiştim. Bu listeyi “Kayıt için istenen belgeler.” diye okulun dış kapısına asmıştım. Burada şunu da belirteyim, ertesi pazartesi günü okullar öğretime başlayacaktı. Çünkü o zamanki mevzuata göre ortaokul ve liseler her yıl ekimin ilk pazartesisi başlar, mayısın son cumartesi kapanırdı. Ben de öbür hafta derse başlamayı pılanlayarak kayıt için öğrenci beklemeye başlamıştım. O hafta cuma günü öğleye kadar gelen öğrencileri kaydettim. Ancak dört öğrenci kaydoldu. Ereğli’ye indim, kaymakama öğrenci kayıt durumunu bildirdim, “Üç öğrenci de şehirden naklen gelecek yedi öğrenci ile okul açabilir miyim?” dedim. Yirmi öğrenciyi bulmayınca okul açamayacağımı söyledi. Birbiri içine girmiş veya üst üste yığılmış sorunlu düşüncelerle merdivenlerden indim, bu kez başka bir liseye gettim. Meslek lisesi müdürüne durumu anlattım. Okul açılmazsa ne olur? Benim durumum ne olur? Ve pek çok sorunun cevabını aradım. Müdire hanım gayet sakin bir şekilde, “Senin herhangi bir taksiratın yok. Okulu açanların, açtıranların, başvuranların problemi.” dedi. Okul açılmazsa il içinde ihtiyaç duyulan bir yere valilik kararı ile atanabileceğimi öğrendim. Bu beni biraz rahatlattı.         Devam edecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.