Geçmişimden Kırık Dökük (28 )

Devam...   ... yaş büyüğüm. Zararı yok, bin sırtıma, seni o köylerde sırtımda gezdireyim.” dedi.    Devam edecek.  -Ali ağabey, o kadar da değil. Bak,...

Devam...  

... yaş büyüğüm. Zararı yok, bin sırtıma, seni o köylerde sırtımda gezdireyim.” dedi.    Devam edecek.  -Ali ağabey, o kadar da değil. Bak, sen bu kasabanın belediye işlerinin yanında eğitim işlerini de yüklenmiş, kendini tüketiyorsun. Çekilip kenarda kendi işinle uğraşıp kafanı dinleyemez misin? Beni buraya devlet gönderdi. Şansıma okul kurmak gibi bir ilave iş çıktı. Sonra bu kasaba görebildiğim kadarıyla benim yetiştiğim köyden farksız. Bizden farkınız sadece yolunuz olması. Bizde yol sorunu var. Demem o ki ben burada yabancı değilim. Özdeş toplumun bireyleriyiz. Ben “içinden çıktığı kabuğu beğenmeyen civciv”lerden değilim. Okul ve eğitim konusunda yapılacakları birlikte yapacağız. Katılan katılır, katılmayan kalır. Sizden bir ricam olacak; ben gencim, deli doluyum. Çok yanlışım olur. Ne olur beni uyarmaktan çekinme.

Köyleri Gezmeye Başladık

Akşamleyin yola çıktık. Başkan, Belediye zabıtası ve Zanapalı bir ilkokul öğretmeni arkadaşla beraber. Köylerin isimlerini hatırlayabildiklerim. Vadinin sağ tarafındaki en yakın köyden Yayıklı’dan başladık. Köylerin bazılarında kahve yok. Köylünün eğleştiği yerlerde muhtarı buldurup ayak üstü durumu anlatmaya çalışıyoruz. İlkokullar öğretime başladığı için ilkokul öğretmeni veya müdürü de sohbetimize iştirak ediyordu. Oradan bir başka köye Eskihisar’a geçtik. Köylerin arası çok yakın. Minibüse bindikten sonra yerimizi ısıtmadan bir başka köye geliyorduk. Kayasaray’da köy odası ve kahve olarak kullanılan bir mekânda biraz çokça oturduk, sohbeti uzattık. Okul müdürü ile sağdan soldan, ileriden geriden epeyce konuştuk. Başkan ile muhtar da sulama suyu problemi ile ilgili olarak hararetli bir konuya girmişlerdi.

Bu arada öyle bir uygun ortam ve konuşma oldu ki benim zihnimde yeni bir ufuk açıldı. Zaten sürekli öğrenci kaydını nasıl artırabilirim diye bir sürü strateji geliştirmeye çalşıyordum. Yani belirli bir konuda yoğunlaşınca insan mutlaka bir çözüm üretebiliyor. Şöyle oldu: İlkokul müdürü arkadaş, “Hocam, burada hiç okuma eğilimi yok. Erkekler, diplomalarını bile okula giderken alıyorlar, kızlar ise hiç almıyorlar. Sanki hapishaneden çıkar gibi okuldan mezun oluyorlar.” deyince benim beynimde bir şimşek çaktı. Yeni bir yöntem bulmuştum. Öğretmene “Okula kadar gidebilir miyiz?” dedim.  Başkandan izin istedim. Öğretmen arkadaş diyorum, ama ağabey demeliyim. Beraber okula gittik. Yolda planımı anlattım. Kabul etti. Diplomalara baktık. Ortaokul çağında olabilecekleri ayırdım. Bir kâğıda liste olarak yazdım. Altına “Bu diplomalar Halkapınar Ortaokuluna kayıt için tarafımdan alınmıştır. Öğrenciler okula kayıt olmadıkları takdirde, okul müdürüne iade edilecektir.” diye yazdım, tarih, isim ve imza attım. Okul müdürüne kâğıdı verdim. O köyden sekiz-on tane diploma almıştım. Eğer diğer köylerden de birkaç tane daha alabilirsem, 20 öğrenciyi bulacaktım. Böylece de okul açılabilecekti. Başkana hemen öteki köyleri de bir an önce dolaşmamız gerektiğini söyledim. Ve yola çıktık. Yolda başkana olayı anlattım. O benden daha fazla sevindi. Yine gözlerinin dolduğunu gördüm. Bu arada ilkokul öğretmeni arkadaş, sarp bir yerden geçtiğimizi görünce, “Biz şimdi burdan uçsak, şehit mi sayılıyoruz?” diye damdan düşer gibi bir soru sordu. Cenneti ucuzca kapmak bu olsa gerek diye söylendim. Ben ne düşünüyorum, neler peşinde koşuyorum, arkadaş neyin derdinde? Aslında sonradan öğrendim ki bu sözü alay olsun diye söylemiş. Başkan, onun inançsız bir solcu olduğunu söyledi. Solculuğu pek anlamıyordum. Ama inanç konusunda epey bilgim vardı. Neyse onu geçelim. Zaten bir isim de vermek istemiyorum. Herkes kendi fikrinde inancında serbesttir. Ben sadece o sıralarda gençlik ve toyluk içinde bir şeyler yapmak için ne tür çaba sarfettiğimi, fikir taşıdığımı ifade edebilmek için bu kadarcık söz ettim. Böylece o gün beş altı köyü ziyaret ettik. Geç olduğu için diğer köyleri, ¬zaten o köyler vadinin sol yakasında idi¬¬¬- ertesi akşama bıraktık. İkinci gün de aynı yolu izledim. Büyükdoğan, Kayayusuflu, Körlü, Dedeli... Dedeliden sonra döndük başka bir vadinin yamacına yöneldik. Kösere, Çakıllar, Osmanköseli, Delimahmutlu, Yassıkaya. Yassıkaya’da yol bitti. Aydınkent (İvriz) ve Gökçeyazı’ya (Tont) gitmedik. Gittiğim köylerden bol bol diploma ve nüfus cüzdanı topladım. Üçüncü gün akşama kadar, bu diploma bilgilerini kendi elimle çizerek hazırladığım harita metod defterinden aday kayıt defterine kaydettim. Daha sonra düz kağıda, öğrencinin adı soyadı, doğum tarihi, baba adı, mezun olduğu ilkokul ve yılı başlıklarını taşıyan bir cetvel hazırladım. Aday kayıt defterindeki bilgilerden bu cetvele işledim.        Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.