Geçmişimden Kırık Dökük (34 )


Devam 

Cumhuriyet Bayramı Kutlaması

Biz okulu açtık. İlkokul öğrencilerinin bayram hazırlığı yaptıklarını gördüm. Bizim de hazırlanmamız gerekiyordu. Bizim öyle boru trampet takımı şöyle dursun, bir flama ve bayrağımız bile yoktu. İlkokul müdürü ağabeye, “Bizim öğrenciler de sizinkilerle birlikte çalışsınlar, bayramı birlikte yaparız.” dedik. Öğretmenlerle görüştü. Ders çıkışında birkaç gün çalıştılar. Uyum sağlandı. Zaten sadece yürüyüş yapmaktan başka bir sıkıntı yoktu. İki öğrenciye şiir verdim. Kendim de bir konuşma hazırladım. 

Programa, Belediyenin önündeki Atatürk büstüne çelenk koymakla başlamıştık. Topluca İstiklal Marşını söyledik. Cumhuriyetin ve cumhuriyet yönetiminin ne olduğunu kısaca izah ettim. Bizde ilk cumhuriyetin 1400’lü yıllarda Ankara’da kurulduğunu da ifade ettim. Bayramlarını kutladım. Beş altı dakika içinde konuşmamı bitirdim.

Öğrenciler hem bizden hem de ilkokuldan şiirler okudular. Sonra bütün öğrenciler bir arada yürüyüş ve resm-i geçit yaptılar. Bucak müdürünün odasına çıktık. Kutlamada bulunduk. Daha sonra Belediye başkanının odasına geçtik. Biraz sohbet ettik. Öğrencilere okula ait malzemeleri koyduktan sonra dağılabileceklerini belirtmiştim. Bu iş için de büyük öğrencilerden birini görevlendirmiştim. Problemsiz olarak eşyaları koyup dağılmışlar. Görevlendirdiğim öğrenci gelip tekmil verdi.

Toplantı bittikten sonra belediye başkanı ile yapılanları ve yapılacakları konuştuk. Ben çok şeyi bilmiyordum. Çocukça ona da soruyordum. Kendisi benden büyük olmasına rağmen ilkokul mezunuydu. Ama onun çevresi ve tecrübesi vardı. Üstelik Ereğli Sümermank fabrikasında çalışmış, sendika başkanlığı yapmış. Sonradan öğrendim. Kaymakam Sabahattin Çakmakoğlu, İçişleri Bakanı Faruk Sükan’ın hala çocuğuymuş. Başkan Ali Karataş da Adalet Partiden belediye başkanlığını kazanınca iktidarın nimetleri kasabaya akmaya başlamış. Ben de “Belediye başkanı bu kadar forsu nereden aldı, işleri ne de kolay hallediyor?” diye şaşıyordum. Buna dayanarak bana da güven verdi. “Hoca korkma, istediğimiz her şeyi koparırız. Yeter çalışalım, gayret edelim.” dedi. Meğerse benim çalışmalarım, telefonla Faruk Sükan’a, oradan da Kaymakam’a aktarılıyormuş. Benim bunlardan, çok çok sonraları haberim oldu. “Çalışkan, milliyetçi çocuk.  Halkla çok iyi anlaşıyor.” gibi olumlu bilgiler gitmiş. 

Aldı Beni Bir Düşünme

Başkanla yaptığım bu sohbetten sonra ben düşünmeye başladım. Öğleden sonra eve döndüm, somyaya uzanıp damdaki mertek ve çıtaları sayarcasına gözlerimi diktim, düşünmeye başladım. Ben kime hizmet ediyorum? Ben hangi amaçla çalışıyorum. Beni bu ortamda bulunduran ve okulun işlerinin sağlıklı işlemesi için gayrete geçiren / getiren hangi kuvvetler hâkim? Benim üzerimden kazanılmak istenen zafer nedir, kimler içindir? Siyaset diye bir kurumun içinde miyim? Katılmalı mıyım? Düşüncelerim, eylemlerim siyasilerin işine geliyorsa devam etmeli miyim? 

Ertesi gün tatildi. Evden sadece su doldurmak için çeşmeye kadar gittim. Kafamdaki soruları cevaplamaya, sorunları çözümlemeye çalıştım.

Sonunda ben, bu toplumun içinde bir ferdim. Bir devlet memuru olarak bana bir görev verildi. Bunu yerine getirmek zorundayım. Bu konuda da kendimi aştığımı, beklenenden daha iyisini becerdiğimi kabullendim. Şöyle düşündüm: Eğer bu okulun açılması için elimden gelen ve aklımın erdiği her şeyi yapmamış olsaydım, okul açılmayacaktı. Ve ben ilde açık olan bir yere öğretmen olarak valilik kararı ile gönderilecektim. Gönderildiğim yerin, eğitim öğretim dönemi içinde olması dolayısıyla mutlaka bir müdürü bulunacaktı. Ve ben derslere paşa paşa girip, rahat rahat öğretmenlik yapacaktım. Ama bu rahat öğretmenliğim karşısında bu kasabanın, köylerin dolayısı ile ülkenin kaybedeceği çok şey olacaktı. Bu seksen küsur öğrenci şu mütevazı dershanelerde olmayacaktı. Her biri bir şeyler öğrenmek hevesiyle benim ağzıma bakıp gözleri çakmak çakmak olmayacaktı. Düşün ki bu seksen üç çift göz karanlıklara, umutsuzluklara, çaresizliklere gark olup gidecekti. Remzi Şenel, bizim köye gelerek yardım toplayıp Acıpayam’da bir pansiyon yaptırmasaydı ben burada öğretmen olabilecek miydim? Bu Remzi Şenel’in aslî görevi miydi? Yoksa ülkeye hizmeti kendisine görev mi edinmişti? Şimdi bu seksen öğrencinin içinden kimbilir ne cevherler çıkacak, memleketimize ve insanlığa ne tür yararlar sağlayacağını kim bilebilir? Şu hâlde ben doğru olanı yapmışım. Evet uykularım kaçtı, köylerde dolaşırken yoruldum. Aylığımın çoğunu Ereğli-Halkapınar arasında git-gel yol parası yaptım. Ben köylerde dolaşırken belki benimle kura çeken pek çok arkadaşım benim köylerde geçirdiğim o akşamları, okul dışı zamanlarını sinemalarda eğelenerek geçirdiler. Bununla beraber, belki benden daha zor şartlarda olanlar da vardır. Devam Edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.