TEFEKKÜR - Bilimle ölümsüzlüğe ulaşılacak diyenler

  Toplumda arada bir rast geldiğim oluyor, ama daha çok kitaplarda okuyorum. Bir zaman gelecek bilim insanları ölüme de çare bulacak ve insanlıktan öl...

  Toplumda arada bir rast geldiğim oluyor, ama daha çok kitaplarda okuyorum. Bir zaman gelecek bilim insanları ölüme de çare bulacak ve insanlıktan ölüm korkusu kalkacak. Bunu insanlık tarihi sürecinden yola çıkanlar söylüyorlar. Bu yolda bilimsel gelişmeleri tarih öncesinden takip ederek bu günlere geliyorlar. Bu süreçte yaşanan son gelişmeleri değerlendirerek kendilerince bu kanaata ulaşıyorlar. Mesela, ilk zamanlar insanlar hastalıklar dolayısıyla çok yaşamıyor, veremden, sıtmadan, tifodan, kızamıktan ve hummadan v.d. ölüyorlardı. Şimdi ise o hastalıklardan insanların ölmediği gibi, bir takım kronik hastalıklı, çalışmayan organları değiştiriyorlar. Ayrıca, yaşlılığı, vücudun yıpranmsını, ihtiyarlık denilen çöküntüyü ortadan kaldırmak için çalışmalar yapılıyor. Genler üzerinde de gençliğin sürekliliğini sağlamak için deneysel çabalar var, bu uğraşlar zamanla mutlaka başarıya ulaşılacaktır. Dolayısıyla vücudun yenilenmesi gerçekleşince ölüm de ortadan kalkacaktır inancında olan insanlar günden güne artıyor. Son zamanlar da gerekli iman bilincine sahip olmayan müslümanlar da, bilimsel gelişmelerin yoğunlaşması dolayısıyla ölüm ve sonrası ile ilgili tereddütler taşır oldular. Dünya da bilimsel teknolojide önemli gelişmeler kaydeden Hıristiyan ülkeler de kiliseler, Yahudiler de Havralar boşaldığı gibi bizde de camiler tenhalaşmaya başladı, dolayısyla bu durumu istismar etmeye kalkanlar, dîne itibar kalmadı diyorlar. Bu nedenle de birgün ölüme çare bulunacağına inanıyorlar. Buraya kadar ifade etmeye çalıştığım husularla ilgili iddia da olanların çoğu, hiçbir dine inanmayanlar. Bunlara destek verenler de inandıkları dinin de samimi ve ciddi olmayanlardır. Bunları, ciddiye almak doğru değil. Lâkin, bilimle uğraşan ve bir takım deney ve keşiflerde bulunan insanlardan da bu iddiada bulunanlar var, toplumda etkin oluyorlar. Onlara da dünyaya at gözlüğü ile değil, at gözü ile bakmaları hatırlatılmalıdır. Öyle bilimsellik havasıyla dinler deyip topuna birden ambarga koymak ve kenara itmek yanlış bir davranış olduğu onlara söylenmelidir. En azından şöyle bir düşünmek lazım, her dînin bir ilk temsilcisi var, aldığı ilâhi mesajları Allah’a mâl ederek insanlara duyuran. Bunların içinden de bir tek temsilci/Elçi, Hz. Muhammed (a) Allah’tan aldığı mesajları kayda geçirip zamanımıza ulaşmasını sağlamıştır. O kayda geçirilen mesajlar da mushaf halinde olan Kur’an-ı Kerimdir. O zaman, din adına kesin bir iddiada bulunan mutlaka Kur’an’dan referans almalıdır. Ama o, ölüme çare bulunacaktır diyen kişilerin din adına serdettikleri fikirlerine bakıyor ve yazdıkları kitaplarını okuyorum, Kur’an hakkında ciddi bir inceleme yapmadıkları kanaatine ulaşıyorum. Öyle, özüne ve kaynağına inilmeden, üzerinde gerektiği kadar düşünmeden bu kararların verildiğini görüyorum. Bilim, birgün ölüme çare bulacaktır, buna bilimsel çalışmalarla günden güne yaklaşılıyor diyenlerin bir idiaları daha var, bu alanda çalışmalar gizli tutuluyor ve dışarı sızdırılmıyormuş!

       Şimdi, bütün bunlarla ilgili yaşadığımız ortamda, yakın ve uzakta gördüğümüz ve bildiğimiz herşeyin bir sistem içinde ve  bir takım yasalarla sınırlı çerçevede seyrettiğini biliyoruz ve bunu hep beraber yaşıyoruz. Hayatta, doğanlar, ölenler, bir süre varlık noktasında görünen ve sonra yok olup gidenler var. Bunların hepsi bir ölçüye ve sınıra yönelik bir zaman dilimi içinde anlamlılığını ve amaçlılığını sürdürüyor ve ölüyorlar. Her canlı bu çerçevede doğar, büyür ve ölür, Allah’ın kanunu bu, her canlı için de geçerlidir. Şimdi, bu kanuna müdahale edilip ortadan kaldırıldığını düşünün! Bu mümkün mü? farzet ki mümkün. Her canlı ölümü tadacaktır kanunun da bir istisna!.. Oda sizin için! Ölümlülerin içinde siz  ölümsüzsünüz, yaşamınız nasıl devam eder dersiniz? Bunu da bir düşünün! Şu fani düyada canlı hayat başladığından bugüne kadar hayatta kalmış ölümsüz bir tek canlı yok. Sadece siz varsınız. Ne enteresan değil mi? Neyse, şimdiye dek nesli tükenen canlı çok, bunu ölenlerin fasillerden anlıyoruz. Evet, dünyanın taşı, toprağı, suyu, havası ve topluca güneş sistemi Bim-Beg olayı ile var oldu, yaratıldı ve devam ediyor. Dîne ve bilimsel düşünceye göre de genelde bu devamlılık sürekli değil, yani bu sistemin de bir sonu var. Öyle ki, sistemin kendi içinde buna işretler ve durmadan tekrar eden emareler var. Bunlara doğa kanunları Sünnetullah diyoruz. Yani, uzun lafın kısası ölümsüzlük yok, ölümü öldürmek kabrin kapısını kapamak imkansız, ama yaşamı uzatmak mümkün. O zaman, bunu yapmaya devam edelim, sağlıklı ve sıhhatli yaşamanın imkânlarını geliştirelim . Haftaya buluşmak dileğiyle hoşça kalınız.    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.