Geçmişimden Kırık Dökük (40 )

Okuma, anlama kadar dil bilgisine de önem veriyor, Türkçenin kurallarını iyi kavramaları için gayret ediyordum. Bu yüzden basitten başlayıp karmaşığa doğru yöneliyor ve her kuralı pekiştirmeyi hedef almıştım. Özellikle kural dışıların, neden kural dışı olduğunu açıklamaya çalışıyordum. Kural dışı olanların kuralı bozmayacağını, onların başka etkenlerle öyle geliştiğini öğrencilerin anlayabileceği seviyeye indirmek için -şimdilerde revaç bulmuş bir deyimle- beyin jimnastiği yapıyordum. Bu da öğrencilerden daha çok benim yeni bilgilere ulaşmamı veya sahip olmamı sağlıyordu. Yani öğretirken öğreniyordum.

Ders programında bir saatlik “serbest çalışma” diye bir uygulama vardı. Bunu birer şube Kaya beyle bölüşmüştük. Yani şubenin birisindekini Kaya Bey, diğer şubedeki serbest çalışmayı da ben almıştım. Kaya Bey bu saatte öğrencileri gruplara ayırır top oynatırdı. Kendisi iyi bir voleybolcuydu. Ben bu serbest saatte devlet tarafından gönderilen kitaplardan öğrencilerin seviyesine uygun olanı seçer, havalar müsait olduğu zaman bahçedeki büyük dut ağacının altında okuyuverirdim. Ders saatinin bitimine on dakika kala konuyu tartışmaya açar, öğrencilerin dinlediklerini anlama ve muhakeme yetilerinin gelişmesine çalışırdım. Çünkü ortaokulda böyle bir çalışmanın içinde bulunmadığımızdan ben lisede büyük sıkıntı çekmiştim. Benim öğrenciler de top oynamak isterlerdi. “Gelecek yıl Kaya Beyle sınıfları değişiriz, siz o zaman oynarsınız. Onlara da ben yine böyle kitap okurum.” derdim. Şimdilerde telefonla görüştüğümüz öğrenciler bu okuma derslerinin çok yararını gördüklerini söylüyorlar.

Etüd Çalışmaları Yapıyoruz

Öğrencilerin çoğunluğu köylerden geliyordu. Köyleri yakın olanlar her gün gidip gelebiliyor. Diğerleri ise ya yakınlarının yanında ya da aynı köyden olan arkadaşları ile kiraladıkları evlerde kalıyorlardı. Ancak evler bir öğrencinin sağlıklı barınmasından yoksundu.  Kasabada elektrik yoktu. Aydınlatma gaz lambası ile yapılıyordu. Benim tüplü lüks lambam vardı. Yine ben bile bir bahçe evinde kalmakta idim. Öğrencilerin kaldıkları evlerin durumunu açıklamaya yeterlidir sanırım. Bu yüzden bahar gelip günler uzayınca paydostan sonra bir saatlik etüt yapmaya karar verdik. Bu fikir müdürümüz F. Hıfzı Özmen Beyden çıktı. Ben hemen katıldım. Çünkü, lisede iken geceleri böyle etüdlere gitmiştim. Çünkü evde ısınma ve aydınlanma problemi vardı. Okulda rahat rahat ders çalışabiliyorduk. Aynı şeyi bu öğrenciler için de düşündüm. Ve bu uygulama rağbet gördü. Çoğu öğrenci geldi. Özellikle matematik dersi için çok yararlı oldu. Elbette diğer derslerden de yardımcı oluyorduk. Ama en çok matematik problemi geliyordu.  Basit ise izah ediyor, değilse Kaya Beyle yer değiştirip yardımcı olmasını sağlıyorduk. 

Birlikte Haritaları Bezleyip Çıtaladık

Devlet Kitapları Müdürlüğünden çok sayıda harita da gelmişti. Hepsi pafta pafta katlanmış vaziyette duruyordu. Yararlanmak mümkün değildi. Müdüre haritaları kullanamadığımı söyledim. Daha önceleri o da böyle problemle karşılaştığı için bana yol gösterdi. İş Bilgisi derslerine de giriyordum. Haritaların arka yüzlerine bez yapıştırılması gerekiyormuş. Şehire indiğimizde bol miktarda gaz adı verilen seyrek ve ince dokunmuş bir tür tülbentlik gibi bez aldık.  Haritaları paftalarına göre numaralandırdık. Bitişecek kenarlarına ok  işareti koyuyorduk. Bu haritaların yüzleri aşağıya gelecek şekilde taban betonunun üzerine yayıyorduk. Daha sonra üzerlerine bir fırça ile sulandırılmış beyaz tutkalı sürüyor ve aynı boyda kestiğimiz gaz bezi yapıştırıyor ve kuruma bırakıyorduk. Kuruduktan sonra da öğrenciler tarafından yapılmış çıtaları alt ve üst taraflarına raptiyeli çivilerle tutturuyorduk. Ortaya yakın yerden iki yana çakılmış çivilere bir de ip bağlıyor, üst çıtanın üzerini de etiketliyorduk. Böylece ilk yıl kullanacağımız haritları hem bezledik, hem de çıtaladık.

Okul Kitaplığının Düzenlenmesi

Artık yeteri kadar dolap aldığımız için Devlet Kitapları Müdürlüğünden gelen kitapların da öğrencilerin yararına sunulması gerekiyordu. Okula gelen yönetmelik, klavuz vb. kitapların arasında bir de Okul Kütüphaneleri Tasnif Kılavuzu çıkmıştı. Eğitim Enstitüsünde iken kütüphanecilikle ilgili bir dönem ders görmüştük. Ama pek karmaşık gelmişti. Yeteri kadar öğrenememiştim. Okula gelmiş olan kılavuzu aldım, kimi zaman evde kimi zaman da okulda fırsat buldukça okudum, inceledim. Yapmam gerekenleri kısaca not aldım. İşe önce basit bölümlerden başladım. 

Kılavuz “Onluk Sistemi” açıklıyordu. Yabancı karşılığı Desimal Sistem idi. Okulda hocamız Dewey Sistemi diye anlatmıştı. Hepsi aynı şey. Önce kitapları, belirtilen sisteme göre gruplara ayırdım. Üzerlerine sistem numaralarını kurşun kalemle yazdım.

Marangozun birisine küçük bir kart kutusu yaptırdım. Üzerinde 15 kutucuk vardı. Her kutuya iki harf düşecek şekilde...

Devam edecek..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.