Geçmişimden Kırık Dökük (46 )

Devam   Bitirme sınavları sırasında uygulamaya çağırdıkları için uygulama sınavlarına gidememiştim.  Bitirme sınavları sonuçlandı. Üçü kız 24 öğrenci...

Devam 

 Bitirme sınavları sırasında uygulamaya çağırdıkları için uygulama sınavlarına gidememiştim.  Bitirme sınavları sonuçlandı. Üçü kız 24 öğrenci mezun oldu. Bunlardan 21 tanesi Ereğli Endüstri Meslek Lisesi sınavlarına girdiler. Yaz tatilinde köye gelmiştim. Bir ara okul müdürümüzden mektup aldım. Büyük bir müjde veriyordu. Bizim öğrenciler girdikleri sınavda sırayla ilk yirmi biri işgal etmişler. “Bu bizim için büyük bir başarıdır. Merkez okullarının geçtiğimizin göstergesidir.” diyor ve beni ve Kaya beyi tebrik ediyordu.

O anda düşündüm, demek ki ben bu öğretmenliği yapabileceğim. Burada uyguladığım sistemi sonuna kadar götüreceğim. Elbette geliştireceğim. Bundan sonra sürekli öğretmenlik ve eğitimle ilgili yerli yabancı bulduğum her kitabı okudum. Söke’ye geldikten sonra Millî Eğitim Bakanlığı yayınları arasında çıkan bir kitap okul kitaplığına geldi. Şimdi kitabın tam olarak ismini hatırlayamıyorum. Kitabı bütünüyle okuduktan sonra bende şöyle bir kanaat oluştu:

“Bana sene başında teslim edilen kırk öğrencinin hepsinin psikolojisinden tutun da bilgi, beceri ve terbiye açılarından kırk çeşit olduğu, ilk iş olarak bunların bu saydığım hususlarda hangi seviyede olduklarının tespiti, bu tespitten sonra yeteneklerine göre bunları hangi seviyelere çıkarabilirim, bunu planlamak neredeyse her biri ile bireysel çalışma ve geliştirme yoluyla kazanımlarını ölçüp değerlendirmek. İş hepsinin aynı bilgileri bilmeleri değil, ne kadar yol aldılar. Bunu kaba bir şekilde şöyle temsillendirdim: Benim elimde her biri ayrı ayrı hacimde 40 tane testi var. Ayrıca her birinin içinde bir miktar su var. Benden istenen bu testilerin doldurulması. Kimisi beş litre su ile dolacak, kimisi de yarım litre su ile... Asıl başarı her birinin kapasitesini tam olarak doldurabilmek. İşte Halkapınar’da kazandığım öğretmenlik deneyimlerine bu kitaptan edindiklerimi de ekledikten sonra rahat bir öğretmenlik yapmaya başladım. Bunun için her öğrencinin gün gün gelişimini tespit eden bir özel defter bastırdım. Sık sık öğrencilerin eksik kalan bilgilerini kendilerine tekrar tekrar izah edip sık sık sorarak kazanımlarını sağlamaya çalıştım.

Kısacası benim için öğrenci başarısı bana geldiği günden itibaren kazandığı idi. Geçmişi hiç eleştirmedim. Eksikleri tamamlamaya gayret ettim. Hatta matematik öğretmenleri ile tartıştığım bile olurdu. “Daha çarpım cetvelini bilmiyor, ben buna nasıl şu konuyu öğretebileceğim?” gibi yakınmalaranı duydukça onlara “Onu da öğreteceksin ki dersini yapabilesin, programını tamamlayabilesin.” 

Velhasılı, başka iş ve mesleğe geçmeyişimin sebebi bu ilk mezun ettiğim öğrencilerden 21’nin de ilk sırada sınavı kazanmış olmalarıdır. Bu konuda kendilerine borçlu olduğumu bilmelerini isterim.

Denizli Ticaret Lisesine Tayin Olundum

1971 yazında köye geldim. Nakil isteğim uygun görülerek Denizli Ticaret Lisesine tayinimin yapıldığına dair telgraf ağustos başlarında geldi. Kararnamemin hazırlanarak ilgili yerlere yani hem  Halkapınar Ortaokulu, hem de Denizli Ticaret Lisesi Müdürlüğüne gönderileceği, kararnamenin tebliğinden itibaren 15 gün içinde yeni okulumda göreve başlamam ve ayrıca eğer tayin isteme şartlarımda bir değişiklik olup da tayin isteğinden vaz geçecek olursam kısa sürede telgrafla Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne bildirmem ve daha sonra da ilgili evraklarımı Bakanlığa iletmem gerektiği belirtiliyordu.

Ağustosun sonlarına doğru bütünleme sınavları başlıyordu. Bütünleme sınavlarını yapıp bitirdikten sonra ayrılmayı düşündüm. Halkapınar’a gittim. Sınavları yaptık. Ekim başında aylığımı aldım ve ilişiğimi kestim. Kitaplarımı kasa türü sandıklara doldurdum. Ereğli tren istasyonundan taşımaya verdim. 

Süresi içinde Denizli Ticaret Lisesinde göreve başladım. Alıştığım öğretmenlik uygulamalarına ters düştüğü ve bir sürü olumsuzlukları ve tenkitleri sıralamak istemediğim için bu okuldaki öğretmenliğimden bahsetmeyeceğim.  1972 yazında evlendim. Eş durumundan Söke’ye tayinimi istedim. Okullar açılmazdan az önce tayinimin Söke Ortaokuluna (Yeltepe) çıktığı bildirildi. Oysa eşim Ak-Yeniköy’de öğretmendi. Tayin müracaat zamanı geçtiği için O Söke için başvuramazdı. Bu yüzden Aydın İl Millî Eğitim Müdürlüğüne gittim. Söke ile Ak-Yeniköy’ün arasının uzak olduğunu, hiç olmazsa Akköy’e atanmamı talep ettim. Orada Sosyal Bilgiler Grubu öğretmen bulunduğu için açık ders olmadığı bu yüzden mümkün olmadığı bildirildi. Çaresiz Ak-Yeniköy’e evi taşıdık.

Göreve başladığım gün okul müdürü rahmetli Hasan Çetintürk beyle samimi bir sohbetimiz oldu. Kendimi ve geldiğim okuldaki rahatsızlığımın sebebini anlattım. O da okulun işleyişi hakkında bilgi verdi. Kendisini gayet olgun, babacan ve meslek sevgisi ile dolu bir cumhuriyet öğretmeni olduğunu gördüm. Aradığım bir ağabey (gerçi babam yaşındaydı) havasında buldum. Yanlışlarım ve eksikliklerim için hiç çekinmeden kulağımı çekebileceğini söyledim. Elini öpüp işe başladım. 

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.