Geçmişimden Kırık Dökük (47 )

Ak-Yeniköylü  Yıllar Birinci sınıflardan ders verildi. Her gün Ak-Yeniköy’e gidip geliyorum. Kimi zaman Didim minibüsleri kaçmış oluyor. Bu sefer Mi...

Ak-Yeniköylü  Yıllar

Birinci sınıflardan ders verildi. Her gün Ak-Yeniköy’e gidip geliyorum. Kimi zaman Didim minibüsleri kaçmış oluyor. Bu sefer Milas minibüsleri ile Dalyan’a kadar gidiyorum. Oradan da dört kilometre yürüyordum. Sabahları ise en geç yedide yola çıkmam gerekiyordu. Kimi zaman Ak-Yeniköy, Didim minibüsleriyle kimi zaman da Atburgazı’dan kalkıp Balat, Akkköy taraflarından dolaşıp gelen bir otobüsle Söke’ye ulaşıyordum. Bir öğretim yılı bu şekilde devam etti. Hiç derse geç kalmadım. 

Ak-Yeniköy’de elektrik yoktu. Tüplü lüks lambası ile aydınlanıyorduk. Yakacak olarak da odun yakıyorduk. Suyumuz iki şekilde idi, içme suyunu okulun bitişiğindeki çeşmeden, kullanma suyunu da evimizin yakınındaki bir bahçedeki kuyudan sağlıyorduk. Evimizde elektrik olmadığı için soğutucu yoktu. Bu yüzden büün yemek ve yiyeceklerimiz günlüktü. Köyde şimdi hangi gün olduğunu bilmiyorum, haftada bir pazar kurulurdu. Pazarları genellikle sazan alıyorduk. O günkü yemeğimiz balık oluyordu. Ayrıca kasap ve fırın da vardı. Alınacak bazı şeyleri de ben Söke’den getiriyordum. Söke’de çoğunlukla alışveriş ettiğimiz yer Belediyenin atındaki Çimento Kooperatifiydi. Aylık yağ, şeker, çay, bakliyat, temizlik malzemesi gibi ihtiyaç maddelerini oradan toptan sağlıyorduk. 

Köydeki öğretmen arkadaşlar arasında iyi ve sağlıklı bir bağlılık ve anlayış sözkonusu idi. Hemen her akşam bir arkadaşta toplanılır sohbet edilirdi. Özellikle okul yöneticisi arkadaş çok iyi, candan biriydi. Hâlen daha sık sık görüşür, konuşuruz.

Yaz tatilinde gün aşırı Didim-Altınkum’a gittik. Böylece bu sahile yakın yerlerde oturmanın da tadını çıkarmış olduk. Ertesi yıl okul müdürümüz Hasan Çetintürk’ün teklifi üzerine müdür yardımcılığı görevini üstlendim. Aynı zamanda eşimin tayini de Sözlıköy’e çıktı. O minibüsle oraya gidip gelmeye başladı. Evimizi de Söke’ye taşıdık. 

Türkiye Çapında Kompozisyon Yarışması

Söke’ye ilk geldiğim yıl idi. Gazetenin birisi, “Aldatan Put” adlı bir kitabın yayınevini desteklemek amacıyla bir tanıtım yazısı yarışması açmıştı. Ben o kitabı Halkapınar’da iken okumuştum. Yarıyıl tatilinde Balıkesir’de bacanaklarda misafirdik. Bacanağın bir daktilosu vardı. Tuşlardan birisinin kafası eksikti. Onu boşluk bırakadak daha sonra kalemle tamamlıyorduk. Söz konusu kompozisyonu bu daktiloda bacanaklarda yazdım. Balıkesirden postaya verdim. 

Kitap, Sovyet Rusyasını eleştiren bir romandı. Ben ilk cümle olarak “Sovyetlerin söylediklerine inanılabilir mi?” diye yazdığım girişten sonra kitabın özetini yapıp temasını ve savunduğu fikri açıklamış  sonuçta “İnanılmaz, ben inanmadım.” diye  bitirmiştim.

Bir sabah okula geldiğimde bizim arkadaşlardan Halil Akçakaya “Tebrik ederim, birinci olmuşsun.” dedi. Ben unutmuştum.  “Nerede?” diye sorunca, gazeteyi gösterdi. Sevindim. Bin lira civarında maaş alırken beş yüz lira ödül geliyordu. Yazdığım nihayet bir buçuk iki sayfalık bir yazıydı. Daha sonra Ziraat Bankası Söke Şubesinden haber geldi. Gidip parayı aldım. Daha sonra bu kitap TRT tarafından “Arkası Yarın” programında radyo tiyatrosu olarak sunuldu.

 Söke Ortaokulu Yılları

Söke Ortaokulu ile ilgili olarak ayrıntılı ve sıralı bir hatıra dizisi sunmak istemiyorum. Çok uzun olur. Ancak öğretmenlik ve eğitim-öğretimle ilgili olan tepe olayları yâd ederek geçeceğim. Bu okuldaki görevim 1972’den 1984’e kadar sürdü. Kimi zaman öğretmenlik, kimi zaman da öğretmenliğin yanında yöneticilik yapmaya çalıştım. Bu arada 1975 yılında üç buçuk ay askerlik görevi, dört ay da İstanbul’da yabancı dil kursu dolayısıyla ayrıldım. Onun dışında yuvarlak hesap 12 yıl bu okulun kapısından ayrılmadım. Yabancı dil kursu ayrı bir konu olduğu için ondan daha sonraları söz edeceğim.

1973-1974 öğretim yılı başıydı. Okul Müdürümüz Hasan Çetintürk, müdür baş yardımcısı Mustafa Göktepe ile bir ağız yoklaması yaptırmak istemiş. Müdür yardımcılığından ayrılan Yahya Koska’nın yerine müdür yardımcılığını kabul edip etmeyeceğimi öğrenmek için... Ben Yahya Beyin ayrıldığını bilmiyordum, o zaman öğrendim. Kabul ettim. Veysel Eroğlu ile birlikte aynı odayı paylaştık. 

İkinci dönem bittikten sonra müdür dâhil diğer iki yardımcı arkadaş yıllık izne ayrıdılar. Ben bir yılı doldurmadığım için izin hakkım yoktu. O öğretim yılı başında eşim Sazlıköy’e nakledildi. Kışın bir oğlumuz oldu. Forbes evlerine yakın bir yerden ev kiraladık, zemin kat... Taban neredeyse sokakla aynı seviyede. Okulda yaz kursları vardı. Bütünlemeye kalan öğrencileri yetiştirmek amacıyla okul aile birliği tarafından açılmıştı. Ben de bu kursların müdürlüğünü yapmak durumunda idim. Tam kursların ortasına gelmiştik ki 20 Temmuz’da Kıbrıs Barış Harekatı oldu. Gündüzden, kahvelerdeki televizyonlardan izledim. Başarılı olmuştu. Rayolardan, bir iki yerde rastlanan televizyonlardan bol bol Hasan Mutlucan’ın kahramanlık türküleri yükseliyordu. Sevinçliydik, gururluyduk... Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.