Geçmişimden Kırık Dökük (50 )

Devam 

Okumanın gerekliliği ve büyüklüğü karşısında “Oku!” emrine boyun eğerek okuyan kuşaklar sağlamaya çalışan;

Kendisine öğretilen bir harf için “kırk yıl” kölelik değeri biçen “Allah’ın Aslanı”nın  yücelttiği bir mesleğin mensubu;

“Beşikten mezara kadar” bilgi arayanlara arama yollarının göstericisi;

Ve aynı yolun yolcusu olarak “Bilgi Çin’de de olsa arayan” ve bulan, buldukça da eksiğini anlayan araştırıcı; BİR ÖĞRETMENİM!

Türk akınlarının “Batıya! Batıya!” uzandığı çağda ulu Türkistan Hoca Ahmet Yesevî’nin Anadolu’ya attığı meş’ale;

“İlim, ilim bilmektir / İlim, kendini bilmektir.” sözüyle insanın asıl amacının kendini tanımak ve bilmek olduğunu hatırlatan derviş Yunus’un bayraktarı olarak yaratılmışların en güzeli olan “insanı” tanımaya çalışan;

Herkesin umudunu sıfırladığı bir çağda, kurduğu “ümit dergâhı”na “Ne olursan ol, yine gel!” diye bütün insanlığı çağıran, iyiliğe güzelliğe ve mutluluğa yönlendiren Hazreti Mevlâna’nın çığırtkanı; BİR ÖĞRETMENİM!

Serhat boylarında at koştururken yüce “Hakan”ın atının bile öne geçemediği kolbaşı; atının ayağından sıçrayan çamurun en büyük devlet nişanlarından daha üstün görüldüğü mevkiin sahibi; ÖĞRETMENİM

En nihayet, “Vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetiştirmekle yükümlendirilmiş laik cumhuriyet eğitmeni; BİR ÖĞRETMENİM!

Öğretmenliğin bilincine eriştikten bu yana bir an bile unutmadığımız, unutamadığımız vatan-millet aşkıyla dolu; çalışmayı, görevi ibadet sayan, işinde “Yunus’un odununca doğruluk” arayan, cefakâr, fedakâr, çalışkan öğretmen arkadaşlarım, ağabeylerim ben ve siz bu cumhuriyetin öğretmeniyiz.


Öğretmenler, gününüz 

kutlu olsun!

Programın devamında sık sık sahneye çıktım, mikrofonu elime aldım. Salona baktıkça gözlerim doldu. İki yıl önce birbirini boğazlamaya kalkışan aynı okulun öğretmelerini yanyana samimi bir şekilde oturmuş görünce... Kendi kendime dedim ki bu öğretmenleri böyle bir arada tutacak, tutabilecek bir yer, lokal vb. olsa ne iyi olur. Aradan zaman geçti öğretmenevleri projesi gündeme geldi. Hep öğretmenevi yapılabilecek yer düşündüm, aradım. Sonra nasip oldu Şube Müdürü olduktan sonra bunun peşini bırakmadım. Diğer arkadaşlarla elbirliği ederek gönüllü öğretmenlerin de katkıları ile Söke’ye bir öğretmenevi kazandırdık. Bu işlerde de epeyce sıkıntı çektik. Yatırımlar bende olduğu için en çok yorulan, yazıp çizen bendim. Böyle bir projeyi oluşturmak için çok yer aradım. Mevcut binalardan kiralamak veya satın almak gibi yolları araştırdım. Ama bizim kalabalık camiamıza hitabedecek bir yer yoktu. En iyisi kendimiz yapmalıydık. Bu iş için Çeltikçi İlkokulunun uzun yıllar öğrenci akışını çıkardım. Çevresinin iş yeri olması dolayısıyla öğrenci mevcudu azalıyordu. Bahçesi de bir ilkokul için büyüktü. 4,5 dönüm yerini okula ayırdıktan sonra geri kalan yer bize bir öğretmenevi için yeterli idi. Belediye ile görüşerek bitişik parselleri de resmî kurum yeri olarak ilan ettirdim. İleride istimlak edilerek Millî Eğitim Kompleksi yapılması için...  Plan, kroki, tapu vb. ne gerekiyorsa ekleyerek bütün bunları değerlendiren rapor hazırladım. Özellikle üzerinde durduğum nokta öğretmenevinin şehir merkezinde olmasıydı. Burası da çok uygundu. Rapor bir üst yazı ile bakanlığa sunulmak üzere İlçe Millî Eğitim Müdürlüğümüzce vilayete gönderildi. Daha sonra bize bir cevap geldi. “teklifiniz hakkında İlköğretim Genel Müdürlüğünden gelen yazı ektedir.” diye... Genel Müdürlük yazısında şöyle deniliyordu: “İlkokulların bahçelerine öğretmenevi ve lokali yapılması genel müdürlüğümüzce uygun bulunmamaktadır.” Aydın, bizim öğretmenevi yapmamızı uygun bulmuyordu. Çünkü öğretmenlerden belirli bir miktarda aidat kesiliyordu. Bu Aydın öğretmenevine gidiyor, onlar harcıyorlardı. Eğer Söke’ye öğretenevi veya lokali açılırsa aidatlar burada kalacaktı. Yaklaşık 1200 öğretmen vardı Söke’de, aidat kesintileri oldukça yekûn tutuyordu. Bu yüzden benim hazırladığım raporu eklemeden sadece “Söke Kaymakamlığı Çeltikçi İlkokulu bahçesine öğretmenevi ve lokali yapmak istemektedir...” diye yazmışlar. Böyle bir yazıya ben olsam, ben de red yazısı yazarım. İkinci bir yinelemeye de aynı yazıyı gerekçe göstererek tenkit yazısı gönderdiler ilden... Bu işin içinde bir düzen olduğunu düşündüm. Müdüre de açtım. Kimseyi uyandırmadan, kuşkulandırmadan bu onayı almamız gerektiğini söyledim. Siyasileri devreye sokmayı düşündü. Şimdi olmaz, dedim. Bana birkaç gün izin vermesini, Ankara’ya gidip bizzat Genel Müdürle görüşeceğimi söyledim. “İzin senin.” dedi. 

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.