Geçmişimden Kırık Dökük (52 )

Bir bebeğimiz olduğunu, sabahtan öğleye kadar ben baktığımı, öğle üzeri komşulara bırakıp okula gittiğimi ve eşim gelince aldığını, başka gerekçeler de ileri sürerek bu müdürlük işinin benim harcım olmadığını söyledimse de dinletemedim. “Kararnamen yazılıyor, dün müsvettesini hazırlattım. Hafta sonuna kadar gelir. Öbür hafta da tebliğ eder, ayrılırsın.” dedi. Çaresiz makamından ayrıldım. Bir minibüse binerek Nazilli’ye gittim. Okulu sordum, buldum. Dağın dibinde, Yıldıztepe denilen mevkide. Allah’a, icat edeceği bir vesile ile bu işin olmaması için en içten dileklerimle dua ediyorum. Dönerken yolu şaşırmışım, başka yerlerden geçiyorum, garaja nereden gidebileceğimi rastladığım kişilere soruyorum. Tarif üzere giderken zamanın iktidarı olan partinin ilçe binasının önüne gelmişim. Lokalinde oturup çay veya bir meşrubat içmek, dinlenmek istedim. Bu arada ‘acaba rica etsem benim tayin işini durdurular mı’ gibi bir fikir geçti içimden. Az sonra bunun tersini yapmak daha etkili olacak diye düşündüm. Yönetim odasını sordum, çay parasını öderken kahveciden... Dış kapıyı dolanarak ikinci kata çıkmamı söyledi. Denileni yaptım. Karşı odada üç kişi oturuyordu. Selam verdim. Kendimi tanıttım. Atamamın yapıldığını söylemedim. İl Millî Eğitim Müdürü tarafından okulu görmem için gönderildiğimi, beğendiğimi ve başvuracağımı söyledim. Ev bulma konusunda yardımcı olmaları ricasında bulundum. Ziyaretimin özel bir amacının olmadığını, sadece çay içmek için lokale uğradığımı ve kendilerinin burada olduğunu öğrenince bir merhaba deyip tanışmak isteğimi söyledim. Söyledikleri çayı içtikten sonra vedalaşıp ayrıldım. 

Yolu şaşırmam ve parti binasına rastgelmem Allah’ın lütfuydu ve dualarımın karşılığı idi. Biliyordum ki Nazilli hiçbir zaman Söke’yi ve Sökeliyi çekemez. Onlar mutlaka kendi adamlarından bir müdür isteyeceklerdi. Ve öyle oldu ki benim tayinim gelmedi. Yıllar sonra İlçe Millî Eğitim Şube Müdürü iken  Sami Koç bey bu işi nasıl kotardığımı sorduğunda olduğu gibi anlattım. “Sende şeytan zekası var.” diye takılmıştı.

Bir Başka Okul Müdürlüğü Teklifi

Yurt dışına gönderilmeyeceğimi öğrendiğim günlerdeydi. Her ne kadar bu işin hayırlı olduğu fikri bende ağır bassa da bu olay biraz da gururuma dokunmuştu. Devlete değil de yönetimi işgal eden kişilerin haksız tutumlarına karşı kırılmıştım. 

O günlerde, boşalmış bulunan Germencik Lisesi Müdürlüğü için okul müdürüm Recep Şenoğlu, il millî eğitim müdürlüğünden benim için böyle bir teklif gönderildiğini söyledi. Açıkça şöyle dedi: “Ağabey ben, gitmeni istemem. Ama senin önünü de kesmek istemem. Yapabilirsin. Biraz düşün, ben telefonla bildireceğim.”

Zaten yönetim kademelerine kırgındım. İlk baştan reddettim. 

“Yurt dışına bir memur hangi şartlarda gönderilmez? Bunu iyi biliyorum. T.C. Devletini temsil edemeyecek memur gönderilmez. Ve benim de bütün başarılarıma ve her türlü şartı tutuyor almama rağmen geriye kalan tek sebep budur. Şimdi siz, benim için bu teklifi getiren amirlerimize çok çok teşekkür ettiğimi söyle. Ve de ki: ‘Yurt dışında devletini temsil edemeyeceği için gönderilmeyen bir öğretmene bir lisenin, bir devlet kurumunun mühürü, müdürlüğü nasıl teslim edilir, nasıl böyle bir görev verilir? Önce bana bunu açıklasınlar.’ diyor de. Ondan sonra kabul edip edemeyeceğimi düşüneyim.” dedim. Müdür hem sevindi, hem de bu sözü telefonla yanımda aynen aktardı.

Bir başka zaman da Denizl’iye komşu illerden birinin İl Millî Eğitim Müdürlüğü teklifi geldi. Hatta üst kademede nerede ise kararnamem hazırlanıyormuş. İçlerinden biri “Hele bir hocanın kendisine soralım.” diye akıl etmiş. O zamanlar şimdiki gibi telefon, cep telefonu yaygın değildi. Aydın İl Millî Eğitim Müdürlüğünü arıyorlar. Onlar da bir müdür yardımcısını görevlendirip Ders Araçları Merkezinin jipi ile gelip okulda beni arıyorlar. Okulun tatil olduğu bir zaman. Ben de Güzelçamlı taraflarına gezmeye gittim. Daha doğrusu orada ortak bir arsa almıştık, onun yerini görmeye gitmiştim. Saat 17.00 sıraları döndüm. Komşular, bir jiple adamların beni aradığını, okula gittiklerini söylediler. Okula uğradım, şimdi hatırlamıyorum, hizmetlilerden mi yoksa yöneticilerden birisi mi, Milî Eğitimden geldiklerini ve Liseye gelmemi istediklerini bildirdi. Liseye gittim. Bekliyorlarmış. Konuyu öğrendim. Böyle bir teklife balıklama atlanır. Ama ben kabul etmedim. İlden sonraları, bu zaman zaman başıma kakılır oldu. 

Yurt Dışına Gönderilmeyişimin Sebebini On İki Yıl Sonra Öğrendim

Artık yurt dışına işçi çocuklarının eğitimi için gidememiştim. Ve bunu da unutmadım ama benim için daha hayırlı olduğunu düşünüyordum, hâlimden memnundum. Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.