Fikir olmadan tefekkür olmaz

  Tarlaya ekilecek olan tohumu ve fideyi görmeyen nasıl ekileceğini ve neyin dikileceğini bilemez. Yani görgüsü ve bilgisi olmadığı şeyler hakkında insan ne düşünecek? Anlaşılan o ki, bilinmeyen şeyler hakkında düşünce de olmaz. Bu nedenle fikri olmayanın tefekkürü de olmaz, zikri de olmaz. O zaman, böyle toplumlar da fikir adamı da yok demektir. Meselâ, adam gece yıldızlara bakıyor, astronomi bilgisi yok, ne anlar, ne düşünür ve düşündükleriyle ne fikir üretir. Adam marangoz dükkânında bir sürü alet ve edevat içinde bulunuyor, ama hiç birinin nasıl kullanılacağını bilmiyor, o âletlerle herhangi bir ürün veya eser yapabilir mi? Bu örnekleri çoğaltabilirsiniz. Böyle bir kişinin bilimsel mânada, ne teoride ve ne de pratikte bir şey yapıp geliştirmesi mümkün değil. Demek ki, her şeyin bir önceliği, altyapısı olacak o nesne veya kavram hakkında bir fikri iddiası olsun. Fizikte görünen, bilinen ve beş duyu ile algılananlar açısından bilimsel gerçeğin böyle olduğu herkesçe mâlûm, bunun itirazı yapılmaz. Bu durum metafizik açısından farklı mı? Nesnel açıdan farklılık var, çünkü, inandıklarımız madde ve mekân itibariyle, ortada görünmüyorlar. Ama, onların varlıklarının izleri, işaretleri ve alâmetleri mâlûm madde ve mekanlar da mevcut. Onların üzerinden, gayba ait varlıklara ulaşan bilimsel bir yol var. Bu konuda, ben görmediklerime inanmam diyenler de olacak.

Ancak, onlara da bu yolda verilecek akli cevaplar vardır. Birincisi, görünene iman gerekmez, iman görünmeyenler içindir, çünkü görmediğin için iman ediyorsun. Meselâ, aklı göremiyorsun, ama toplum da akıllıları, akılsızlardan ayırabilirsin. Koku ve tat almayı biliyor, aralarındaki ton farkını ayırabilirsin, lâkin fizîki olarak bunları ortaya koyup ıspat edemiyorsun. İşte gayb böyle farklılıklar manzumesidir. Gayb denilen iman konusu da göremediğin varlıklar, senin görme sınırlarının içinde beş duyu ile bilip algılayamadığın varlıklardır. Bu nedenle, bunlara sadece iman edilir, bu inanç senin madde ve mana dengeni sağlayacaktır. Çünkü bunlar senin yaratılışına kotlanan fıtratın, öz benliğindeki yazılımındır. Bunların idraki için Gayb âleminden sana, mana ve muhteviyatını bilemediğin bilinç yüklü bir güç verilmiştir. Evet, ruh denilen bu güçle birlikte  akıl, irade ve temyiz kaabiliyeti olan vicdanla eşyanın ve olayların mana ve mahiyetini ölçüp, biçecek, sorgulayacak ve onlardan çeşitli şekillerde istediğin gibi yararlanacaksın. Dolayısıyla sen gaybtan verilen bu özelliklerle, gaybı da merak ediyorsun. Bu nedenle özelliğinin kaynağına da iman bilinciyle manen bağlanmış oluyorsun. Ancak, bu konuda kendini; görüp bildiklerinle kâinatı sorgulaman, araştırman ve incelemen gerekmektedir. Yoksa, sadece, bende inandım; demekle Gayba İman etmiş olmazsın. Bu konuyla ilgili Hucurat suresin de 14. Ayette Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Bedeviler, *İnandık* dediler. De ki: *Siz iman etmediniz, ama ‘boyun eğdik’ deyiniz.* Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve peygamberine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiç bir şeyi eksiltmez.

  Tarlaya ekilecek olan tohumu ve fideyi görmeyen nasıl ekileceğini ve neyin dikileceğini bilemez. Yani görgüsü ve bilgisi olmadığı şeyler hakkında insan ne düşünecek? Anlaşılan o ki, bilinmeyen şeyler hakkında düşünce de olmaz. Bu nedenle fikri olmayanın tefekkürü de olmaz, zikri de olmaz. O zaman, böyle toplumlar da fikir adamı da yok demektir. Meselâ, adam gece yıldızlara bakıyor, astronomi bilgisi yok, ne anlar, ne düşünür ve düşündükleriyle ne fikir üretir. Adam marangoz dükkânında bir sürü alet ve edevat içinde bulunuyor, ama hiç birinin nasıl kullanılacağını bilmiyor, o âletlerle herhangi bir ürün veya eser yapabilir mi? Bu örnekleri çoğaltabilirsiniz. Böyle bir kişinin bilimsel mânada, ne teoride ve ne de pratikte bir şey yapıp geliştirmesi mümkün değil. Demek ki, her şeyin bir önceliği, altyapısı olacak o nesne veya kavram hakkında bir fikri iddiası olsun. Fizikte görünen, bilinen ve beş duyu ile algılananlar açısından bilimsel gerçeğin böyle olduğu herkesçe mâlûm, bunun itirazı yapılmaz. Bu durum metafizik açısından farklı mı? Nesnel açıdan farklılık var, çünkü, inandıklarımız madde ve mekân itibariyle, ortada görünmüyorlar. Ama, onların varlıklarının izleri, işaretleri ve alâmetleri mâlûm madde ve mekanlar da mevcut. Onların üzerinden, gayba ait varlıklara ulaşan bilimsel bir yol var. Bu konuda, ben görmediklerime inanmam diyenler de olacak. Ancak, onlara da bu yolda verilecek akli cevaplar vardır. Birincisi, görünene iman gerekmez, iman görünmeyenler içindir, çünkü görmediğin için iman ediyorsun. Meselâ, aklı göremiyorsun, ama toplum da akıllıları, akılsızlardan ayırabilirsin. Koku ve tat almayı biliyor, aralarındaki ton farkını ayırabilirsin, lâkin fizîki olarak bunları ortaya koyup ıspat edemiyorsun. İşte gayb böyle farklılıklar manzumesidir.

Gayb denilen iman konusu da göremediğin varlıklar, senin görme sınırlarının içinde beş duyu ile bilip algılayamadığın varlıklardır. Bu nedenle, bunlara sadece iman edilir, bu inanç senin madde ve mana dengeni sağlayacaktır. Çünkü bunlar senin yaratılışına kotlanan fıtratın, öz benliğindeki yazılımındır. Bunların idraki için Gayb âleminden sana, mana ve muhteviyatını bilemediğin bilinç yüklü bir güç verilmiştir. Evet, ruh denilen bu güçle birlikte  akıl, irade ve temyiz kaabiliyeti olan vicdanla eşyanın ve olayların mana ve mahiyetini ölçüp, biçecek, sorgulayacak ve onlardan çeşitli şekillerde istediğin gibi yararlanacaksın. Dolayısıyla sen gaybtan verilen bu özelliklerle, gaybı da merak ediyorsun. Bu nedenle özelliğinin kaynağına da iman bilinciyle manen bağlanmış oluyorsun. Ancak, bu konuda kendini; görüp bildiklerinle kâinatı sorgulaman, araştırman ve incelemen gerekmektedir. Yoksa, sadece, bende inandım; demekle Gayba İman etmiş olmazsın. Bu konuyla ilgili Hucurat suresin de 14. Ayette Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Bedeviler, *İnandık* dediler. De ki: *Siz iman etmediniz, ama ‘boyun eğdik’ deyiniz.* Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve peygamberine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiç bir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah, affedicidir; merhamet sahibidir.” Zamanımızda da kanaatime göre böyle müslümanlar bir hayli var.

Gerçekten iman bilinciyle donanmış ve bütün benliğine iman işleyip yerleşmiş mü’minler az. Çünkü, bırakın imanın beş esasına detayları ile birlikte bilinçli bir şekilde vakıf olmalarını, imanın beş şartını bile sayamayan çok müslüman gördüm. Bu nedenle düşünüyorum, İslâmın şartlarını uygulamakta lâkayt davranan müslümanların sayısı böyle çok olmazdı. Demek ki, iman bilincinde problemlerimiz var bunların çözümünü gerçekleştirmemiz gerekir. Onun için, yazımıza fikri olmayanın tefekkürü olmaz ibaresini başlık yaptık. Yani önce bilgi olacak, fikir üretmek için, sonra o fikri tefekkür edeceksin. Akleden kalbinle fikri yorumlayacak, sorgulayacak ve şüpheden arındıracak ve kâmil bir iman sahibi olacaksın. Ki, inandıklarına aklında ve kalbinde tam manasıyla güven hasıl olsun. Esenlikler dileğiyle hoşça kalınız efendim.  

Çünkü Allah, affedicidir; merhamet sahibidir.” Zamanımızda da kanaatime göre böyle müslümanlar bir hayli var. Gerçekten iman bilinciyle donanmış ve bütün benliğine iman işleyip yerleşmiş mü’minler az. Çünkü, bırakın imanın beş esasına detayları ile birlikte bilinçli bir şekilde vakıf olmalarını, imanın beş şartını bile sayamayan çok müslüman gördüm. Bu nedenle düşünüyorum, İslâmın şartlarını uygulamakta lâkayt davranan müslümanların sayısı böyle çok olmazdı. Demek ki, iman bilincinde problemlerimiz var bunların çözümünü gerçekleştirmemiz gerekir. Onun için, yazımıza fikri olmayanın tefekkürü olmaz ibaresini başlık yaptık. Yani önce bilgi olacak, fikir üretmek için, sonra o fikri tefekkür edeceksin. Akleden kalbinle fikri yorumlayacak, sorgulayacak ve şüpheden arındıracak ve kâmil bir iman sahibi olacaksın. Ki, inandıklarına aklında ve kalbinde tam manasıyla güven hasıl olsun. Esenlikler dileğiyle hoşça kalınız efendim.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.