Geçmişimden Kırık Dökük (53 )

Devam 

Özellikle çocuklarım eğitim seviyesi il çapında oldukça yüksek olan Söke’de ilkokulu, iyi öğretmenlerde okumuş ve bitirmişler; her ikisi de Anadolu Liselerinde okuyorlardı. Bu bana yeter bir avunma ve dua meselesi idi. Dua diyorum, çünkü hep gitmeme engel olan her kimse “dert, keder görmesinler” diye içimden geçiriyordum. Lafı açıldıkça “Allah onlardan razı olsun.” diyordum. Ve bu sözü içten gelerek söylüyordum.

İlçe Millî Eğimi Şube Müdürlüğümün yedinci yılındaydım. Bir okul müdürü arkadaşın mevcut bilgilerimize göre haksız yere tayini çıkmış. Benim bilgim yoktu. Bir gün diğer arkadaşlar görevli olarak dağılmışlar, dairede yalnız ben vardım. O okul müdür arkadaş, Millî Eğitim Müdürlüğü katının kapısından girince müdürü sordu. Görevli memur, “Yaşar Beyden başka kimse yok.” dedi. Ben de o sıra koridora çıkmış bulunuyordum. Kendisine seslendim: 

-”Gel, benim bileceğim işse hallederiz...” 

Biraz kırgın ve suratı asılmış olarak geldi. Odaya geçtik. “Hoş geldiniz.” dedim, tokalaştık. Kırgınlığı biraz dağılsın diye “Hele birer çay içelim, konu ne ise çaresine bakarız.” dedim ve hizmetliyi çağırarak iki çay  söyledim. Çaylar gelmeye dursun, okul işlerinin nasıl gittiğini, sınavlarla ilgili sıkıntılarının olup olmadığını sordum. Adamcağız, öfkeli ve neredeyse kavgaya hazır bir hâlde,

- “Dalga mı geçiyorsun, benimle... Okulu, sınavı mı kaldı işin?..” dedi.  Şaşırdım, “Hayrola müdür bey... Ne oldu?”

-”Bir de bilmezliğe vurdurursun... Hem tayinimi çıkartırsın, hem benimle maytap geçersin... Çayını mayını içmiyorum.” dedi kalktı.

Koştum, kapıda kolundan yakaladım. “Ben bu konuda zerrece bilgi sahibi değilim. Rica ediyorum, gel otur şuraya... Anlat ki bileyim.” dedim. Kapıyı kapattım. 

İş anlaşıldı ki asılsız bir takım şikâyetlerle araya milletvekilini de sokarak adamcağızın tayinini çıkarmışlar. Söylediklerine bakılırsa tamamen haksızlık... Baktım adamın hâli içler acısı. Bu yaştan ve bu kadar yıllık yöneticilikten sonra ülkenin en ücra bir köşesine göndermek doğrusu istifa et demekten başka bir şey değildi. Her ne kadar, benim bilgim dışında olduğunu, hiçbir haberim olmadığını söylediysem de inandıramadım. Ama kendisine yardımcı olacağımı söyledim. Öncelikle tayin kararnamesinin gelip gelmediğini öğrenmek istedim. Büroya gittim, ilgili memurdan sordum. Müdürümüz hiç kimsenin haberi olmasın diye tembih etmiş. “Sen o kararnameyi ver bana bundan da kimsenin haberi olmasın.” Aldım odama geldim. Faks makinesinde fotokopisini çekip Müdüre verdim. Kendisi söylemedi ama dava açacaktı. Dava için tayin emri yazısı gerekli idi. Tayin emri, ancak tebliğ ettirerek kendisine verebilirlerdi. Daha sonra memuru çağırdım, kararnameyi kendisine verdim. “Ne sen bu kararnameyi bize verdin, ne de biz senden bunu aldık. Bu böyle...” diye uyardım. Müdür karaname fotokopisini cebine koydu. Bu kez kafası daha fazla allak bullak olarak daireden ayrıldı.

Birkaç gün sonra bana bu şekilde kırgınlık içinde oluşunun sebebi açıklığa kavuştu. İlçe Millî Eğitim Müdürümüz Musa Avcı ile birlikte tayini durdurmak için Aydın’a giderken şaşkınlığını ifade ederek şöyle diyor: “Ben bu tayin işinde Yaşar Beyin parmağı var sanıyordum, ama geçen gün bana öyle iyi davrandı ki şaştım kaldım.” diyor.

Müdür, “Yaşar Beyin neden parmağı olsun? Haberi bile yoktur.” diyor.

- Bana da öyle söyledi. Başta inanmadım. Eğer ilgisi olsaydı dava açmam için bana kararname suretini vermezdi, hemen tebliğ ettirirdi. Şimdi şaşkınlık içindeyim.

- Paki Yaşar Beyin eli olduğunu nereden tahmin ediyorsun.

- Onun yurt dışına gitmemesi için rapor tutmuştuk. Onu dosyasında görmüştür, bu yüzden bana kin güdüyordur.

- Görmemiştir, görseydi bana söylerdi. [Bu konuşmalar Millî Eğitim Müdürümüz Musa Avcı’nın bana aktardıklarıdır. Konuşmalar tam tamına böyle olmayabilir ama mahiyeti itibariyle doğrudur.]

Musa Bey, Aydın’dan döndükten sonra görevli memurdan benim sicil dosyamı istemiş. Ben sürücü kurslarının defter vb. evrakları ile uğraşırken odama girdi. Ayağa kalktım. Elinde bir evrakla “Seni yurt dışına göndermeyenler kimlermiş biyor musun?”

-”Bilmiyorum, her kim veya kimlerse Allah onlardan razı olsun, keselerini altınla doldursun.” dedim.

-Bak, al oku.

-Önüme evrakı bıraktı. Karşı koltuğa oturdu. Ve o tayini çıkan okul müdürü ile aralarında geçen diyaloğu anlattı. Bu arada kâğıda göz gezdirdim. 

Okulla, yönetimle, eğitimle ilgisi olmayan biri eczacı, biri avukat, biri Kıbrıs harekatındaki taktik hatasından dolayı emekliye sevk edilen ve Söke’de mobilya ticareti yapan ve dördüncüsü de bahsi geçen okul müdürü.

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.