CUMA SOHBETİ: Hicri takvim ve düşündürdükleri

   Aziz sohbetdaşlarım, dünya insanlık tarihinde milletler ve devletlerin kullandıkları takvimler vardır. Bu takvimlerin başlangıç tarihlerinin daha çok bir takım olaylara dayandıklarını aldıkları isimlerden öğreniyoruz. Takvimin başlangıcı olarak aldıkları isimler o milletlerin özelliğini de önemlilik açısından simgeliyor. Bu takvimler milletlerin inançlarını, kültürlerini ve medeniyetlerini tanıtım açısından da önem arz ederler. İşte Hicri Takvim de, bu muhtevada dünyaca önemli bir olayın başlangıçlar tarihidir. Bu takvimi camilerde vaizler ve hatipler anlatırlarken, bu özelliklerine nedense pek ciddi mana da değinmiyorlar. Her zaman olduğu gibi yılın ilk ayı Muharrem’in 10. günü Aşureyle ilgili Nuh Tufanı ve bir çok peygamberin başından geçen önemli olaylar zikredilir. Son olarakta Hz. Muhammed Aleyhisselâmın torunu, 4. Halife Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’in Kerbelâ da şehid edilmesiyle ilişkilendirilerek sonlandırılır. Bu olaylar da Kerbela hariç, diğerleri için Kur’an da verilmiş bir tarih yoktur. Kerbela peygamberimizin vefatından 35 yıl sonra oluyor. Bu güne tarihin geçmişinden birçok hikâyeler de ilave edilerek, Hicretin önemi, özelliği, anlamı ve amacı boğuntuya getiriliyor. Aşure aşı yapımı ve dağıtımı bir âdettir. Hz. Hüseyin’in hunharca şehit edilişi bir vahşettir. Bu vicdansız olay, Araplar arasında bir iktidar kavgası olarak vuku buluyor. İçinde yaşadığımız İslam âleminin malûm hâli ortada, bu nedenle sadece bu olayların üzerine odaklanmanın doğru olmadığı inancındayım.

Hicri Takvim dünya çapında çok önemli bir olayın tarih başlangıcıdır. Bunun idrakinde ve şuurunda olmak, olayın mana ve mahiyetini bilmek ve amacına odaklanmak gerekir. Bu takvimin tarihe mâl olduğu günleri düşünelim, dünya çok önemli bir değişim ve dönüşüm devrimi içinde idi. Bu devrim durmadan gelişerek dünyaya mâl olmanın mücadelesini verirken, intişar tarihinin ilk adımını, Nebimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam Hicret’ le atmıştır. Kendisine inananlarıyla beraber Atayurdu  Mekke’yi bırakıp Medine’ye göç etmiştir. İslâmın intişar tarihi de buradan bütün dünyaya mâl olmuştur. Evet, Mekke’de Kureyş kabilesinden bir kişi Allah tarafından Peygamber olarak görevlendiriliyor. Hz. Âdem’le başlayan İslam dîni, zamanla insanlar tarafından tahrif edildikçe, yeni Peygamberler gönderilip yanlışları ve sapmaları tashih edilip düzeltiliyor. İşte bu süreç Hz. Muhammed’in göreve gelmesiyle son buluyor. Dünya çapında böyle çok önemli bir olayın başlangıç tarihi de Hicri takvimle tescillenmiş oluyor. Evet bu kutsal dava, insanların inançta şirki bayraklaştırdığı, İbadeti anlamından ve amacından uzaklaştırdığı, ahlâk kurallarını önemli ölçüde zedeleyip, hak ve adalet birçok alanda zulme dönüştüğü bir zaman da gelmişti. İşte bütün bunları rayına oturtmak ve insanlığa yeni bir nizam vermenin başlangıç tarihidir Hicri Takvim.

O zaman öyle idi, ya şimdi durum ne âlemde, Hicri takvim anlatılırken, dünya çapında bu panoramaya bakmamız gerekmiyor mu? Dini açıdan İslâm devletleri ahlâkta, bilim ve teknoloji de, diğer gayri müslim devletlerle mukayese ettiğimiz de nasıl bir durumda olduğumuzu muhasebe ediyor muyuz? Kimlerin, kimlere hümettiğini sanırım anlatmaya gerek yok. Her müslüman hâli pür melâlimizi biliyor. Dünya da kimlerin sözü geçiyor hiç hesaba katmadan, neler yapmamız gerektiği üzerinde düşünmeden hâlâ Kerbelâ’yı mı tartışacağız? Yaşanmış olayları geri döndüremeyeceğimize göre, yeni Kerbelâ’lar yaşanmaması için mücadeleler etmeliyiz. Dünya müslümanları olarak birliği sağlamalıyız. İşte, Irak, Suriye, Yemen, Filistin, Lübnan, Afganistan, Pakistan ve diğerlerinin içinde bulundukları durum. Ayrıca, bu günler de Akdeniz de meşru haklarımızı kullanmamıza gösterilen tepkiler! İslâm âlemi için uyanmamıza yetmiyor mu? Kürsüler de, minberler de  bunlar dile getirilmelidir. Bu ayda şu kadar oruç tutacaksın, ama şöyle şöyle tutacaksın deyip, hiç gereksiz zihinler meşgul edilip bulandırılmamalıdır. Hayat kitabımız olan Kur’an, devamlı hareketlilik arz eden haliyle yaşamımıza hükmetmeliyiz. İslam yaşamın değişim, dönüşüm ve gelişim periyodun da gerekince güncellenerek yerini almalıdır. İşte yeni Hicri yıl da, böye bir değerlendirmeye tabi tutulmalı diyorum. Bu durumu da her müslümanın idrak ve anlayışına bırakıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Müslüman kardeşlerimin ve aziz sohbetdaşlarımın 1442 Hicri yılını kutlar, İslâm Âleminin kurtuluşunun vesilesi olmasını Yüce Allah’tan diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.