Geçmişimden Kırık Dökük (56 )

Devam

Yukarıda bahsettiğim gibi, İstiklâl Marşı’nı sadece göstermelik olarak ezberden okutma vb. girişimler, işin özünü kavramamış olan kişilerle baştan beri İstiklâl Marşı ruhunu taşımayanlara fırsat tanıdı. Bu uygulamayı yapan kişilere değil de İstiklâl Marşı’na karşı tavır sergilemeye başlandı. Hem öğrenciler, hem de öğretmenler arasında görülen bu olumsuz tutum ve davranışın giderilmesi için çok çaba
sarf ettim. Onlara işin özünü, millî marşın taşıdığı önemi, hele hele bizim millî marşımızın diğer ulusların marşlarından daha anlamlı olduğunu izaha çalıştım. Bulabildiğim kaynakları getirdim; okudum, okuttum. Aldığım notla- rı dosyaladım. Bir sonraki yıl elde hazır belge ve bilgi bulunması gerçekten işime çok yarıyordu. Daha sonra okuldan ayrılıp da yönetici olunca bu belgeleri bir Türk’ün Bayrak Mücadelesi Açı- sından İstiklâl Marşı’nın Tahlili İzmir’de bir matbaaya bastırdım ve okullara dağıttım. Basımını üstlenen yayımcı da bütün Ege Bölgesindeki okullara sattı.

Geometri Dersi Gibi Dilbilgisi Dersi

Karmaşık tanımlar yerine öğrencilerle oyun oynarmışçasına ders işlemeye çalışırdım. Oyun olarak adlandırdığım bu iş bitin- ce asıl tanımı öğrencilere kendi cümleleri ile yaptırır ve yazdırır- dım. Bir örnek vermek gerekirse Büyük ve Küçük Sesli Uyumu kuralı öğretmek için her köşeye bir harf, ünlü gruplarını da kar- şılıklı yüzlere gelecek şekilde bir küp kesiti çizmiş ve bu küpü ya- pıp gelmelerini istemişimdir. Ders işlerken herkesin elinde bu küp ve köşelerine bakarak düz ünlü-leri, yuvarlak ünlüleri vb. söyle- melerini ister, bu işi yaparken de ünlü gruplarını ezberlemelerini sağlardım. Görerek yapılan bu
iş kalıcı olurdu. Ondan sonra da diğer tanımlara geçerdik. Kimi öğrenciler böyle bir çalışmanın ciddi bir ders işleme niteliği taşı- madığı zannıyla oldukça şamata yaparlardı. Hemen onların şa- matalarını da derse ve konuya uygun bir şekilde dâhil eder ken- dileriyle ilgilendiğimi, izlendikle- rini hissettirirdim. Bilirler ki bir dahaki derste konuya giriş yapar- ken bu derste öğrendiklerimiz kendilerine tekrar ettirilecektir. Buna benzer pek çok oyunlarımız olurdu. Mesala, ders kitabımızda Ahmet Haşim’in “Süvariler” isimli bir şiiri vardır. Derse başlarken, “Size bir kahramanlık şiiri oku-yacağım. İyi dinleyin. Bir yerde yanlışlık yapacağım. Kim bulursa sözlüden 10 vereceğim.” der, şiiri tam bir kahramanlık şiiri hava- sının gerektirdiği ton, vurgu ve coşkuyla okurdum. Tabiiki şiirin temasının, bu okuyuşla hiçbir ilgisi yoktu. Sadece ismi kah- ramanlığı bir parça çağrıştıran “Süvari” adıydı. Birkaç dakika tartıştıktan ve öğrencilere açık- lama yaptırdıktan sonra şiirin temasını özetler ve bu temaya göre -doğru- okuma yapardım. Burada amaç öğrencilere okunan
metnin seslendirilmesinde sesi kul- lanabilmek becerisini kazandırmaktı. Bazen de Türkçenin ezgisini sezdire- bilmek için bir hikâyenin konuşma içeren bir paragrafını “Lorel Hardi” diyaloğu ile vurguları ters yerlerde söyleyerek okurdum. Kimi zaman da acıma ve sızlanma ifade eden cümleleri bizim Burdur havaların- daki (Özellikle Ümmü havasındaki) uzun sızlanma biçimiyle okurdum. Görünüşte sınıfta disiplin bozulmuş gibi olurdu veya dışardan bakan biri- si tamamen ciddiyetsiz bir öğretmen olarak algılayabilirdi. Amaç öğrenciye Türkçe’nin özelliklerini ve güzellik- lerini sezdirmek ve bu arada mate- matiksel kurallarını benimsetmek değil mi? Sınıfın dikkatini böylece derse topladıktan sonra asıl tanım veya açıklamaya ise öğrencileri dâhil etmek kolay olurdu.

Kütüphane Düzenlemesi

Okul kütüphanesinin düzenlen- mesi işi de benim üzerime kaldı. Biraz da benim kitaplarla aramın
iyi olmasından kaynaklanıyordu bu iş... Daha önce Halkapınar’da yaptı- ğım gibi fiş kutuları yaptırdım. Hem yazar adına göre, hem de kitap adına göre iki fiş dolabı yaptırdım, mobilya- cılara. Kitapları “Onluk Sisteme” göre grupladım, raflarına yerleştirdim. Daha sonra da tek tek fişlere geçtim. Ve fişleri kutularına yerleştirdim. Bu işi seven öğrencileri de çalışmaya dâhil ettim. Çalışmalarını notla de- ğerlendiriyordum. Hiç olmazsa birkaç öğrenci kitaplık nedir, nasıl işler gibi konularda bilgi sahibi olabilir diye düşünüyordum. Daha sonraki genel denetimlerde müfettişler okul kütüp- hanesini bir genel kütüphane kadar işlevsel bulmuşlardı.

Okul Bahçesine Diktiğim Çamlar

Okulun bahçe durvarları ilk zamanlar şimdikinden farklı idi. Batıdaki ve doğudaki sınırları şimdi yolların dış kenarında idi.

Batı kenarına avlu duvarı içine ge- lecek şekilde büyük oğlum Çağlayan doğduğu zaman dört adet ağaç fidanı dikmiştim. O an temin edebildiğim iki çam ve iki mazı... Bu ağaçlardan ikisi yani çam olanlara daha sonra belediye imarında yapılan değişik- likle batı tarafa yol açılırken yola geldiği için kesildi. Şimdi iki tane mazı ayaktadır. Diğer taraftan teras kısmın batı kıyısına giriş yolunun so- luna da Çağlar doğduğu zaman dört adet fıstık çamı diktim. Onlar halen ayaktadır.

Söke’deki Sosyal Hayatımız

O yıllarda Söke’li akşam olunca caddelere, parklara dökülür; sine- malara giderdi. Üç adet yazlık sine- ma vardı. Biz de sık sık bebeğimizi arabasına yatırıp büyük parka veya belediye önündeki parka gezmeye çıkardık. Bu gezintiler hemen her akşam yapılırdı.

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.