Geçmişimden Kırık Dökük (57 )

Devam 

O günlerde Söke’de iki pazar vardı. Birisi büyük pazar, çarşamba günleri kurulur, şimdiki pazar yerinden Kocagözoğlu okulunun önüne kadar sokaklara dağılır, kasaplar içinde köylü kadınlar günlük ürünlerini getirir satardı. Pazar günleri kurulan Mescit bitişiğindeki pazar ise daha çok çevre üreticilerinin satış yaptığı bir pazardı. Manav veya sürekli pazarcı azdı. Davutlarda sebze ve meyveler çıkana kadar pahalı olurdu, ürünler. Ancak Davutlar’ın sebzeleri gelmeye başladığı zaman taze ve bol bol yiyebilirdik. Ben çoğu zaman sebzeyi doğrudan bahçelerden satın alırdım. O zamanlar Tekel depolarının alt yanı yani özel hastanenin bulunduğu çevre tamamen bahçelikti. Oraya gider bizzat kendim toplar, satın alırdım. O zamanlar sebze ve meyvede mevsim gözetilirdi. Ürünün bollaştığı zaman satın alırdık. Turfanda ya da mevsim dışı hiçbir sebze ve meyve aldığımızı hatırlamıyorum. Bakkaliye ihtiyaçlarımızı, komşumuz Bakkal Zühtü Karakaş amcadan ve Çimento Kooperatifinden sağlardık. En çok sıkıntıyı şekerde çekiyorduk. Çünkü şeker kısıtlı veriliyordu, bir de bizim bebeğimiz vardı. Bu yüzden Ali Mutaf ağabeyden rica ettim, bana bir çuval şeker alıverdi. Böylece bebeği büyütene kadar şeker sıkıntısı çekmedik.  

Zaman zaman pikniğe de gittiğimiz olurdu. Yeltepe’nin arkasında Atatürk Okuluna doğru incir bahçeleri vardı. Buraya mangal, semaver alır gider bir iki öğretmen arkadaşla ailecek piknik yapar, yerine göre çelik-çomak oynadığımız da olurdu. Sonradan buralar yapılaştı, gidebileceğimiz piknik alanı kalmadı. Zaten bu arada Söke’de başka bir gelişme ve değişiklik oldu. Sahillere gitme ve yazlık sahibi olma furyası başladı. Ben de bu akıma katılmaya niyetlendim ama ödeme ve fiyat konusunda sıkıntılarım olabilir diye girmedim. Girdiklerimden veya niyetlendiklerimden de vazgeçtim. Sadece Güzelçamlı’da şimdiki Otogar olan alanı yirmi civarında arkadaş satın almıştık. Yıllarca ortaklar biribirinden uzakta bir araya gelip bir şey yapamadık. Bazıları hisselerini devretti. Ben devredecek birini bulamadığım veya yeterli fiyatı vermedikleri için sonuna kadar elimde kaldı. En sonunda Güzelçamlı Belediye olunca kamulaştırdı. Böylece elimden çıkmış oldu.

Yapı Kooperatifi Üyeliklerim

Söke’ye taşındığım sıralarda kurulan bu kooperatife arkadaşlar üye olmam için teklifte bulundular. Kendim peşinatı bile ödemekte sıkıntı çekecektim. O sırada bacanağa borcum vardı. Kendisine mektup yazdım. “Ben ilk peşinatı ödeyeyim, ikinci peşinatı da siz yıl başına kadar temin edebilirseniz sizi bu kooperatife üye yaptırayım. Sonra aidatları ödemede sıkıntı çekerseniz ben de yardım ederim. Böylece siz bari ev sahibi olursunuz.” dedim. Olumlu buldular ve böylece benim adıma Söke Öğretmenevleri kooperatifinden bir daire sahibi olmalarını sağladık. Tam emekli olup geldiği tarihe ev de yetişti. Çoluk çocuk rahat ettiler.

Ben de daha sonra bir arsa kooperatifine üye oldum. Düzenli ödemede bulunuyorum. Ama yönetimin bir ara imar dışı yerden tarla alması ve burayı imara sokamaması sonucu üyelerde soğuma oldu. Kooperatif işlevsiz kaldı. Yıllık genel kurullarımızı yapıyoruz, yeterli çoğunluğu zor sağlıyorduk. Bir kongrede mevcut üyelere şöyle dedim: “Arkadaşlar bu iş böyle yürümez. Buna bir çeki düzen vermek gerekir. Hepimizin birer arsası olması ilk sıradaki arzumuz. Ama bu, bu tür bir kooperatifle mümkün değil. Gelin bu kooperatifi yapı kooperatifine dönüştürelim, kredilerden yararlanalım ve arsa yerine ev sahibi olalım. Dileyen dairesini satsın müstakil arsa alsın.” Bunun üzerine gelişen yeni durum ve tutumla arkadaşların gayreti ile “Lale Yapı Kooperatifi”ni kurdum. Arkasından iki ayrı kooperatifin genel kurulunu yaparak arsa mukabilinde eski üyeleri Lale Yapıya ortak etme ve yeni üye kaydı yapma kararlarını çıkarttım. Böylece önceki arsa kooperatifinin varlığı sona ererken arsası Lale’ye geçmiş oldu. Ancak, önceki Güven Arsa Kooperatifinin kuruluş sözleşmesinde belirtilen süre dolmuş. Bu sefer mahkemeye başvurarak süre uzattırdık ve ondan sonra birleşme işini yeniden genel kurullara götürerek bugünkü Lale Yapı Kooperetifi evlerinin temelini attık. Yanlarda aynı arsaların mirasçılarından olan parselleri de satın aldık ve 11 dönümlük bir arsamız oldu. Ancak, imardaki yol ve park alanlarından sonra bize 7 dönümlük bir inşaat sahası kaldı. Buraya 11 blok üzerine 110 daire planlayıp beş yıl gibi kısa sürede bitirip ortaklara teslim edip tapularını ellerine verdik. Ancak daireleri kaba inşaatta teslim ettim ve herkes içini kendi zevkine ve durumuna göre yaptırsın dedim. Böylece 1993 yılında evimize göçmüş olduk. 

Geridönüşüm Değerlendirmesi

Söke Ortaokulunun adı bir zaman 100. Yıl Atatürk İlköğretim Okulu oldu. Daha sonra Yavuz Selim Ortaokulu ve Lisesi adını aldı. 100. Yıl Atatürk İlköğretim Okulu olmadan bir veya iki yıl önceydi. Yeltepe malum adı üzerinde. Rüzgârıyla meşhurdur. Akşam temizlik yapan hizmetliler çöpleri ve kâğıtları okul girişindeki belediye çöp bidonlarına atıyorlardı. Belediyenin çöp toplama işi de ertesi günü mesai saatleri içinde olduğundan bu bidonlardaki çöpler ve özellikle kâğıtlar rüzgâr tarafından uçuruluyor ve bahçenin her tarafına dağılıyordu. Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.