Geçmişimden Kırık Dökük (59 )

Devam

Diğer ikisini de içeri aldırttım. Hurda kâğıt aldığım dairelere istedikleri miktarda verdim. Geri kalanını da kendi depomuza indirdim. Millî Eğitimdeki sekiz yıllık görevimden ayrılırken bu kâğıtlar daha bitmemişti. O yıllarda fotokopi makineleri yaygınlaşınca bu teksir kâğıtlarının kullanımı da azalmıştı.

Çanakkale Temsili ve Sahne Işıklandırma Düzeneğim

Okullarda kutlanması ve anılması gereken gün ve haftalar vardır. Bu çerçevede ilçe çapında yapılan bir toplantıda bizim okula Çanakkale Zaferinin yıl dönümü anma programı verilmiş. Okul müdürü bu iş için hazırlanmamı söylediğinde daha iki veya üç hafta vardı. Bir iki şiir ve bir konuşma ile geçiştirilen bir program düşünülüyormuş. Oysa ben farklı bir şey yapmayı planladım. Okul koruma derneğinden yardım aldım. Bizzat kendim teneke işleri yapan bir esnafa gidip içi kalaylı teneke ile kaplı, bir tür özel rojektörler yaptırdım. Onları bir elektrikçi yardımı ile sabit bir tablaya anahtarlar yerleştirterek kumanda masası hâline getirdim. Ayrıca bu kumanda masasına oparlöre bağlı teypleri güç kablolarını da monte ettirdim. Yani ses ve ışık düzenini oluşturdum. Şunu özellikle belirtmek gerekir ki o zamanlar şimdiki gibi görsel ve işitsel elektronik düzenek ve aygıtlar yoktu. Elde bulunan sadece şeritli teypler ve görsel olarak da perdeye bir filmdeki resmi yansıtan projeksiyon makinesi...

Bu arada bir akşam evde gece üç veya dörtlere kadar oturdum bir senaryo yazdım. Konuşmaları, şiirleri düzenledim. Ayrıca okulda Ders Yapım Araçlarından gelmiş bulunan tarih dersi ile ilgili diyalardan da bir kompozisyon oluşturdum. Piyesin akışına uygun bir kompozisyon oluşturdum. Sınıflarımdan konuya uygun ses ve yapıda öğrencileri seçtim. Kısa sürede öğrenciler rollerini ezberlediler. Çok sayıda prova yaptık. Son provadan önce öğrencilere, Çanakkale Zaferi ve Çanakkale Cephesi Savaşları ile Anadolu insanının bu savaşlar dolayısıyla çektiği sıkıntıları, eğer bu savaşı kazanmasaydık bugün olmayacağımızı, olsak bile özgürlüğümüzün olmayacağını anlattım. Oyuncu öğrencileri motive ettikten sonra bu ruh hâli ile oynamalarını, âdeta olayı yaşamalarını istedim. O kadar güzel bir prova çıkardılar ki piyes bittiğinde hepsi gözlerinden yaşlarla birbirlerine sarılıyor ve heyecandan tir tir titriyorlardı. Kendilerine oyun için ayrıca bir tavsiye ve tembihte bulunmayacağımı söyledim.

Seslendirmeyi, yani sahne arkası seslerini kendim üretmiştim. Mikrofon üzerinde parmak hareketlerinin çıkardığı seslerle top sesleri, tüfek tarakaları, bağrışmalar, deniz dalgalarının sesleri.  Bunların münferit olanlarının yanında karmaşık olanlarını da birkaç teyp sayesinde tek banda yüklemiştim. Bu arada Hey Onbeşli Onbeşli, Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı, Hoş Gelişler Ola ve Köroğlu türkülerini de müzik öğretmeninin kurduğu koro ile kayda almıştım. Böylece o iki haftalık süre içinde her şeyi organize ettim ve halkın seyrine sunulacak hâle getirmiştim.

Söke Ticaret Lisesi salonunda halka açık ve protokol önünde oyunu sergiledik. Beni yapılacak olan konuşmalar ve şiirler ilgilendirmiyordu. Onu tarihçi arkadaşlar ve başka bir Türkçe öğretmeni üstlenmişti.

Bizim temsil kısmına geçince herkes nefesini tuttu denir ya işte öyle. Kimseden bir tıs ve ufak bir kıpırdama sesi gelmiyordu. Öğrenciler, son provadan daha güzel bir gösteri sergilediler. Temsil bittiğinde, seyircilerin tuttukları nefesi salıverdikleri gibi göz yaşlarını da salıvermişlerdi. Piyesin sonu babasını Rus harbinde, kocasını Çanakkale’de, oğlunu Yemende şehit vermiş bir ana ile, eşi şehit gelin ve nişanlısından haber alınamayan üç kadının başbaşa verip birbirine sarılarak “Ana.. Anaa.. Anadolu, Anadolu... Analarla dolu... “ söz ve gözyaşlarıyla bitiyordu.

Temsil bittikten sonra öğrencilere rol ezberleme ve oyunu benimseme çalışmaları için, provada gösterdikleri başarı için ve en son oynadıkları temsil için kendilerini sözlü notu olarak 3 adet tam not 10 verdiğimi bildirdim.

19 Mayıs İçin Şiir Okuyacak Öğrenci Seçimi

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramları çok canlı geçerdi. Hazırlıkları aylar öncesi başlar, öğrenciler gösterilere hazırlanırlardı. Bu iş için de birkaç kez prova yapılırdı. En sonuncusu 17 Mayısta genel, yani bütün okulların ortaklaşa katıldıkları stadyum gösterisi olurdu.

Yılını hatırlamıyorum. Yine böyle bir kutlama için bizim okula şiir okuma görevi düşmüş. Okul müdürü de öğrenci ve şiir seçimi görevini bana verdi. Yani bu işi ben götürecektim. Hangi tür ve hangi şiir bu bayrama uygun düşer? Bir süre düşündüm, araştırdım. Ve sonunda üç şiire kadar indirgedim. Şiirler kadar okuyacak öğrenci de önemliydi. Öğrenci hem göz doldurmalı, hem de sesi şiiri adeta bestelemeliydi. Bu çağdaki öğrencilerin sesleri oynak olduğu için bir gün pürüzsüz olan ses ertesi gün çatallanabiliyordu. Bu yüzden ergenlik dönemini atlatmış bir öğrenci olmalıydı.

Sonunda bir şiir ve bu şiire uygun sesi olan öğrenciyi buldum. Ama, işin aması vardı. Bu öğrencinin diğer dersleri gibi Türkçesi de zayıftı. Üstelik okuması da kem küm idi. Ama inat etmiştim, ben bu şiiri bu çocuğa okutacaktım. Genellikle isim zikretmekten kaçındığım için bu öğrencinin de ismini vermeyeceğim.

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.