Geçmişimden Kırık Dökük (65 )

Devam 

Aradan birkaç gün geçti, gece geç vakit evimin telefonu çaldı. Arayan, Personel Genel Müdürlüğünün sekreteri idi. Kendisi komşu ilçelerden birinden idi. Bir ara izinli geldiğinde rahatsızlanmış, doktora sevkinde yardımcı olmuştum. Dolayısıyla şahsen tanışıklığımız vardı. Kendisini tanıttıktan sonra “Yarın senin için müfettişler geliyor, haberin olsun.” dedi. 

-”Genel Müdür beni tanır, yaptığım işleri de bilir, hatta iki yıl evvel yardımcılığını teklif etmişti...” 

-”İş bildiğin gibi değil, Söke’den ve Aydın’dan bir grup geldi. İçeriden duyabildiğim kadarıyla hep senin alınman, Söke’den bir şey yapamayacakları konuşuldu. Müdür bugün soruşturma emrini çıkarttı. Müfettişler bu akşam yola çıktı. Aramızda kalsın.” dedi. Teşekkür ettim. 

Ertesi sabah daireye gidince ilk iş olarak Aydın’daki benim bölümümle ilgili Şube Müdürlerini aradım. Kendilerine “Benden yana olmanızı değil, gerçek ne ise, bir vebal altında kalmamak için, olduğu gibi ifade verin. Eğer haksız bir davranışım ve yanlışım varsa ve siz de onu örtmeye yeltenirseniz vebali sizin olur.” diye tembihte bulundum.

Üzerimde bulunan zimmet ve banka hesaplarının dökümünü yaptım. Mevzuatla ilgili olarak yaptığım özel çalışmaları topladım, gizli kalması gereken bana görev olarak verilmiş soruşturma evraklarını ayrıca dosyaladım. Hepsini kolilere doldurdum. Öğle tatilinde evime taşıdım. Öğle sonrası Aydın’dan arkadaşlar telefon ettiler. “Senin iş bitti. Hiçbir problem yok. Genel Müdür buradan giden heyeti kıramamış, iş yapmış görünmek için bu soruşturma emrini vermiş gibi geliyor...” dediler. Bir başkası da “Biz senin görevden ayrılacağını, bakanlık değiştireceğini duymuştuk, bunu da müfettişlere iletince, genel müdürle görüştüler, gelen şifreden anladığımıza göre seni vaz geçirmek için yarın seni ziyaret edecekler.”dedi.

Genel bir uygulamadır: Soruşturma amaçlı gelen bakanlık müfettişleri önce mülkî amiri, sonra kurum amirini (müdürü) ziyaret ederler, hem bilgi alırlar hem de soruşturmaya geldikleri kişiyle ilgili bilgi alırlar. Kaymakam yeni gelmişti. Beni tanımıyordu. Özel idare tarafından yaptırılan bir okulun taşeronuna oldukça çok borçlanılmıştı. Benim o iş ve harcamalarda hiç yetki ve sorumluluğum olmadığı hâlde yapılan bir işlem için müdürümüze bir açıklamada bulunmuştum. Derdim inşaatın bir an önce bitmesi idi. Müdür o işin geçmişini bilmiyordu. İnşaat önceleri belediye tarafından yaptırılıyordu. Önceki kaymakam zamanında inşaat Özel İdareye devredildi. O da inşaata devam ettirdi. Ama işi yürüten taşeron bir yaz yaptığı işten sadece ilk gelen ödenek kadar hakedişini almış, sonraki işler için ödenek gelmediği için para alamamıştı. Ankara’ya gidip bizzat uğraşarak ödenek çıkarttırmasını söyledim. Zaten kendisi iktidarın adamıydı. Ne Söke’den ne de Aydın’dan bu adamın derdine derman olacak kimse yoktu. Müdürler yeni değişmiş, mevzuatı belki biliyorlardı ama işin geçmişini ve nasıl yürüdüğünü bilmedikleri için adamcağız mağdur durumdaydı. Adam ödeneği çıkarttı geldi. Tabii ki devletin bütün harcamaları ihaleyle olur. Her ödenekle birlikte gelen talimatta ihale yapılması emredilir. Parayı almak için başvurduğunda “İhale yapılacak.” demişler. O da “Bana madem öyleydi niye bu kadar işi yaptırdınız?” diye kızmış, söylenmiş. Müdür “Bana ne yapacağız?” dedi.

-”Benim sorumluluğum ve işim değil. Ama yapılabilecekleri söyleyeyim. İki yol var: Birincisi ihale yapacaksınız, bu adam da girecek. Bunda kalırsa mesele yaptığı işe karşılık yeni hakedişle parasını alacak, yeter veya yetmez o ayrı konu. İkincisi eğer başka birinde kalırsa önce bu adamın alacağını tasfiye edeceksiniz.  O da nasıl olur? Sene sonu gelir. Bu adam yaptığı işin hakedişini hazırlar. Ve düyundan parası gelince ödenir. Eğer bu adam parasını alamadığını beyan ederek mahkemeye başvurursa mahkemeden karar alır, inşaata diğer adam giremez. Görüldüğü gibi aksayan iş Millî Eğitimin işi olur. İş bu merkezde...”

Müdür olayı Kaymakama aktarırken ya eksik ya da -zannetmiyorum ama- kasıtlı aktardı. Kaymakam telefonla beni istedi. Gittim. Kendimi tanıttım. 

-”Ya müdür sen mütahitle ortak mısın?”

-”Hangi mütahit? Kaymakam Bey?”

Olay anlaşıldı. Müdüre anlattığım olayı baştan sona kaymakama da anlattım. En sonunda “Buradaki yanlışlık, parası olmadığı hâlde ‘Devam et öderiz.’ diye mütahidin işi sürdürmesine izin vermektir.”

-”Kim izin verdi?”

-”Bu işi yaptıranlar?”

-”Sen neredeydin o zaman?”

-”İşin ihale ve müteahhit bulma tarafı benim işim ve sorumluluğumda değil, çünkü Özel İdare harcaması..”

Neyse biz kovulduk. Olsa olsa bu çokbilmişliğimiz müfettişlere olumsuz olarak yansıtılmış ve iş yapmıyor, bozgunculuk yapıyor şeklinde sunulmuş olmalı ki...

Sabah on sıralarında daireye geldiler. Müdüre uğradılar.  Oda istediler. Kapısından ismimi, masadan isimliği ve daha pek çok şeyi kaldırmış, toplamıştım. Odamı gösterdim. Kendim diğer arkadaşın odasına gidip oturdum. Dairenin işleri ile ilgilendim. Sonra inceleme ve soruşturmayı başlattılar. Hizmetlilere varana kadar herkesin ifadesini aldılar. Hiçbirine de ne sorduklarını, ne cevap verdiklerini merak edip de sormadım. Çünkü konu bendim. Kişileri zor duruma sokmak istemiyordum. Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.