Geçmişimden Kırık Dökük (66 )

Devam 

Bütün daire bittikten sonra sıra bana geldi. Mesai bitimine yakındı. Kendileri ile tanıştık. Bir konuda bilgime başvuracaklarını belirttiler. Zaten öyle başlar bu işler... Ben de yıllarca kâh disiplin, kâh mahkemelik konularda soruşturma yapmış, raporlar hazırlamıştım. İşin yabancısı değildim. Önce kendilerinin rahatlaması için kolaylıklar diledim ve iddiaları dinlemeye ve cevaplandırmaya hazır olduğumu belirttim. Soruşturmanın grup olarak mı yoksa şahsımla mı ilgili olduğunu öğrenmek istedim. Bunu önceden bilmem gerekiyordu. Aldığım cevap hem grup, hem de özel olduğu şeklindeydi. Ve soruşturmanın konusunu sordum.

-”Çalışmıyor muşsunuz? Şikâyetin konusu bu...”

-”Bu kadar mı?”

-”Daha ne olsun?”

-”Demek istiyorum ki, hangi görev verilmiş de zamanında yapmamışım? Tarih, zaman, yer ve görev adı belirtildi mi?”

-”Genel söylendi?”

-”Siz benden daha iyi bilirsiniz ki suçun, hele böyle bir suçlamanın bir maddî unsuru vardır? Bu da söylediğim gibi verilen görevin adı, tarih ve zaman bakımından hangi görev ve yerine getirilme durumuna göre kapsayacağı zamana bağlıdır. İşin suç kısmı “yapmamak”tır. Bu hususlar belirtilmediği için böyle bir suçlama afaki kalır. Ben dikkate almaz, “Yüklenen suçun maddî unsurları bildirilmediği veya belgelenmediği için...” diye iade ederdim. Yine de siz bilirsiniz, buraya bir görevle geldiniz, diğer arkadaşlardan edindiğiniz bilgiler çerçevesinde aklınıza takılan soruları cevaplayayım. Ama tutanağa geçmesini istediğim en önemli kısım, suçun maddi hususlarının ve adının açıkça belirtilmemiş olmasıdır. Genel bir suçlamanın, cevabı da genel olur. O da böyle bir incelemede yersiz düşer. 

Dairede benim görev alanımda olmayan ve dışarıyla bir takım bağlantısı olduğu sanılan bir sürü sorular sordular. Müdür tarafından uygun görülerek dağıtımı yapılan görev dağılımı yazısını kendilerine takdim ettim. “Şikâyet konusu olan bu hususların benim görev alanımla ilgisi olup olmadığını siz takdir edin.” dedim.

Söylediklerim, yazıya geçti. Daktiloyu kullanan müfettiş tutanağı bir kez okudu. Tutanaktaki bazı ifadelerin yanlış anlaşılabileceğini ifade ederek oradaki bir cümleyi alıp biraz daha açtım ve bunun tutanağın alt maddelerinde yer almasını istedim. 

Bu soruşturmada suçsuz bulunursam, şikâyet edenler hakkında suç duyurusunda bulunup bulunmayacağımı sordular.

-”Bu suçlamayı yapan veya yapanlar da bu atılan suça kendileri de inanmıyorlar. Gayet iyi biliyorum ki bir grup siyasiye bir şeyler yaptıkları havasını vermek istemektedirler. Ben kimseden şikâyetçi değilim.”

Tutanağı üç müfettiş ve ben birlikte imzaladık. Soruşturma bitti. 

“Soruşturma bitti mi sayın başmüfettişim?”

-”Bitti.”

-”Öyleyse yer değişelim, siz misafirlerin birer çay hak ettiğini sanıyorum.” dedim. Müfettiş kalktı, çantasını topladı karşımdaki koltuklardan birine geçti.

Kapıyı açtım. Yerime geçtikten sonra zile bastım. Gelen hizmetli ile çay söyledik. Çaylar gelmeye dursun, kendilerine hitaben:

-”Şimdi resmiyet dışı konuşalım. Bir sohbet olsun. Hasbel kader şu sizin yapığınız görevin çok çok küçüğünü burada sekiz yıl ifa ettim. Müdür değişince benden alındı. Başka arkadaşa verildi. O da konulara vakıf olmadığı ve mevzuata yabancı olduğu için belki de işi zamanında bitiremedi... Onları ben bilmem... Bu yüzden aynı soruları onlara da sordunuz, çünkü suçlama geneldi ve şaşkınlık içinde savunmaya çalıştılar, çırpındılar... Neyse o onların sorunu. 

Size açık yüreklilikle söylüyorum ki ‘Ben çalışmıyorum. Buradan bir yıldır boşuna maaş alıyorum.”

Müfettişler şaşırdı. 

-”Nasıl?”

-”Ne gibi?”

-”Anlatayım. Bundan iki yıl öncesi bir veya iki günümü aktarayım. Büro şefini ve benim görev alanımla ilgili memurları önce yazışmada, sonra da mevzuatta yetiştirdim. İşleri ile yönetmelik, yasa, genelge bende ne varsa suretini onlara da verdim. Vereceğimiz cevabın, yapacağımız işin öncelikle bir yasa, yönetmelik ve genelge gibi dayanağının olması gerektiğini deyim yerindeyse kafalarına çaktım. Bunlara dayanarak ne istenir, veya isteklere nasıl cevap verilir, bunu öğrendiler ve yazıları tarafımdan müsvette yapmadan doğrudan daktilo etmelerini sağladım. Çapraşık konular hariç, işler akıp gidiyor. 

Sabah evden 6.20’de derse yetişecek çocuğumu alıyorum Söke’nin öbür başındaki okula bırakıyorum. Oradan en yakındaki okul inşaatına uğruyorum. Ustayı veya sorumlusunu buluyorum. İşçiler, sabah kahvaltısına hazırlanırken patronlarından o gün ne iş yapacaklarını, ihtiyaçları olan malzemelerin ne ve ne kadar olduğunu sorup not alıyorum. Oradan diğer inşaata gidiyorum, aynı şeyi orada da yaptıktan sonra daireye dönüyorum. Hizmetliler temizlik işini yaparken ben Kaymakamı evinden arıyorum. Bugün yapılacak işlerle ilgili bilgi veriyorum. Alınacak malzemeleri belirtiyorum. Haberi ve bilgisi olduktan sonra Belediyeyi arıyorum, ilgili birimden bir veya iki kamyon talep ediyorum. Önceden Kaymakamlığın (Özel İdare Harcamaları) anlaşmış bulunduğu malzemeciye kamyonları yönlendiriyorum. 

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.