Geçmişimden Kırık Dökük (75 )

Devam 

 İşin tuhaf tarafı ben bu kaynakları mukayese ile uğraşırken İlçe Millî Eğitim Şube Müdürü arkadaşım Abdülkadir Güler karşı odada 4 Şubat kutlama programı için okul müdürleri, belediye ve kaymakamlıktan gelen temsilcilerle program yapıyordu. Ben 4 Şubat 1924 akşamı gazetecilere hangi konulardan bahsettiğinin notunu almış, fişi masanın üzerindeki diğer fişlerin arasında uygun bir yere yerleştirdim. Zihnî yorgunluğumu atmak için dışarı çıktım. Baktım arkadaşın misafirleri dağılıyor. Zihnime takıldı, acaba yıl yanlışı içinde miyim diye geri döndüm. Notlara baktım, kaynaklara baktım. Atatürk’ün devrim hazırlıkları için önceden hangi hazırlıkları yaptığı hususunu bir yana bıraktım. 4 Şubat üzerine yoğunlaştım. Fakat bütün kaynaklar bu tarihte Atatürk’ün Söke’de olmadığını gösteriyor. Arkadaşa uğradım:

-”Aziz dostum. Biz Atatürk’ün Söke’ye gelişini yanlış tarihte kutluyoruz. Ata, 4 Şubat 1924’te İzmir’de... Söke’ye başka bir tarihte gelmiş olmalı...”

-”Programı yaptık. Bitti gitti. Karıştırma şimdi...”

-”Benden söylemesi... Program da sizin, vebali de... “

O yıl öyle geçti. Ama arkasından iktidardan sekiz yıl uzak kaldığını beyan eden bir iktidar geldi, sanki iktidardan atan bizmişiz gibi önce bizi atmaya kalktılar. Kendi derdimize düştük. Bu yüzden benim “Atatürk ve Söke” çalışması askıya alındı. Ta Ziraat Teknik Lisesi’nde zihnim ve bedenim dinlenip sağlığım yerine gelene kadar ele alamadım.

Ta ki 1995 yılı Atatürk’ü Anma programları konuşulmaya başlayana kadar, olayı ben de unuttum. Bu sırada aklıma düştü dosyaları, fişleri ve başka yerlerden kaynakları aradım, taradım bir takım yeni belgeler için notlar aldım. 1924 yılı 3 Şubatından 15’ine kadar Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin fotokopilerini aradım. Millî Kütüphane’den ve Meclis Kütüphanesinden talep ettim. Her iki yerden de bahsettiğim gazete fotokopileri geldi. Hepsini tek tek inceledim. Beni ilgilendiren kısımların metinlerini yeni yazıya çevirdim. Ve Atatürk’ün Söke’ye il gelş tarihinin 4 Şubat 1924 olmayacağına dair ilk yazımı 13 Şubat 1995 tarihli YöneSöke gazetesinde yayınladım. Devamı olarak altı ayrı yazı ile Atatürk’ün Söke’ye ilk gelişi için yapılan kutlama ve anma programlarının yanlış tarihte yapıldığını belgelerle ispat etmeye çalıştım. Bu konu ile ilgili olarak ne Atatürk ile ilgili derneklerden, ne resmi kurumlardan ne de belediyeden hiç tık çıkmadı. Sadece bir siyasi partinin Söke şubesi başkanı “kabak tadı verdiğini” söyledi. Bunun üzerine gazetede “Sağır Tencereler” adlı bir yazı yazdım. 

Benim sıkıntım şuydu: Atatürk’ün Söke’ye ilk kez 4 Şubat 1924’te gelmemişti ama hangi tarihte geldiğini tespitte sıkıntı yaşıyordum. Araştırmanın bir tarihçi veya benzer bir heyetle genişletilmesi, derinleştirilmesi gerekiyordu. Çünkü Ankara’da çıkan Hâkimiyet-i Milliye 9 Şubat 1924, İzmir’deki iki gazete ise 8 Şubat 1924 olarak yazıyor. Bir başka yerde de 10 Şubat tarihi geçiyordu. Bu konuda doğruyu bulmam benim imkânlarımın dışındaydı. Çünkü geniş bir araştırma yapmak gerekiyordu.

Neyse bu arada bizim daha önce sözünü ettiğim, kendisine 4 Şubat’ın yanlış olduğunu hatırlattığım Millî Eğitim Şube Müdürü arkadaş Abdülkadir Güler “Atatürk Söke’ye ne zaman geldi?” diye hem Atatürk Araştırma Merkezine, hem de Genel Kurmay’a birer dilekçe ile başvuruyor. Oradan benim günlerce okuyup çevirisini yapmaya çalıştığım gazete fotokopisi ile benim 4 Şubat olmadığına dair belge olarak sunduğum (9 Şubat 1924 tarihini taşıyan) haber metninin çevirisi gönderiliyor. Ben, yazılarımda bu tarihin (9 Şubat) bile şüpheli olduğu üzerine satırlar sıralarken, arkadaşım Genel Kurmay’dan kendisine gelen bu yazıyı alarak Kaymakamlığa çıkıyor.  Ve kendi deyimi ile gururla Atatürk’ün Söke’ye ilk geliş tarihinin 9 Şubat olduğunu kabul ettiriyor. Ve 1981’den 1996’ya kadar Atatürk’ün Söke’ye ilk geliş tarihi 4 Şubat, 1996’dan bu güne kadar da 9 Şubat’ta kutlanıyor, anılıyor, programlar yapılıyor.

Sürekli olarak bu tarihin kesinlik kazanmadığı, şüpheli olduğu, Ankara’da neşredilen Hâkimiyet-i Milliye’de 9 Şubat, Söke’nin burnunun dibindeki İzmir gazetelerinin neden 8 Şubat yazdığı araştırılmadan, başka kaynaklara başvurulmadan bu tarihlerin hangisinin doğru olduğu başka yerlerden desteklenmeden bu tür bir tespitin doğru olmadığını söylememe rağmen arkadaşım Abdülkadir Güler Bey, beni hep 9 Şubat’a tanık olarak gösterip durdu. Bunu yanımda söylediği zaman, “9 Şubat benim değil, o sizin zatıalinizin, vebaline beni ortak etme.” diye söylendiğim hâlde son yazdığı “Söke’de İz Bırakanlar” kitabında işi yine benim sırtımdan götürmeye devam etmiştir. 

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.