Geçmişimden Kırık Dökük (85 )

Devam..

Dönemleri dileyen dilediği gibi sınıflandırsın. Benim için önemli olan bir kimse hangi döneme ait olursa olsun, okuduğu bir metinde geçen ve bilemediği kelimeyi bulabileceği bir tek kaynak olsun. 

Sözlüğün özellikleri ve kapsamı yukarıdaki resimlerde açıkça görüldüğü için daha fazla bir şey yazmak istemiyorum.

Sözlüğü Yayınlama Çabası

Birkaç sayfalık tanıtım broşürü hazırladım. Sözlüğün kelime sayısı, kapsamı, kelimelerin açıklanış biçimi ve diğer sözlüklerden ayrılan yanlarını belirttim bu tanıtımlıkta. Yirmi nüsha kadar çoğalttım. Büyük yayınevlerine kargo ile gönderdim. Hiçbirinden cevap gelmedi.  Bu kez yine aynı tanıtımlıklarla Ankara’dan işe başladım. Hangi yayınevine gittimse “Bizim boyumuzu aşar, yapamayız, satamayız” gibi bahanelerle yanaşan olmadı. İstanbul’a geçtim. Orada da daha önce tanıtım broşürü gönderdiklerim de dâhil olmak üzere hemen hepsini dolaştım. Bir iki yerden “Değerlendirelim, inceleyelim gibi...” pek istek içermeyen cevaplar aldım. Hele bir tanesi var ki “Kaynaklar’da hiç bizim yayınlardan yok ya?” dedi. Kendisine “Ben bu eseri kitaplaştırmaya sekiz yıl önce başladım. Yani sizin yayınevinizin kurulduğu yıllarda bahsettiğiniz tarama işini bitirmiştim. Bu yüzden sizin yayınlarınızı “Kaynaklar” içinde bulamazsınız.” cevabını verdim. Aslında basmaya, yayınlamaya niyetleri vardı. Yani demek istediler ki “Şunun kaynaklar kısmına bizim kitaplardan bir miktar kitabiyat bilgisi ekleyiver...”  CD’yi bırakmamı söylediler. “Yanımda yok, kargo ile göndereyim.” dedim. Kısacası ben onların niyetini anlayınca ellerine teslim etmek istemedim.

Burada geçmişe ait bir olayı ve durumu da belirtmekte yarar var. Sözlük düzenlemesinde sonlara yaklaştığım zamanlardı. İnternetten yayınevlerinin  e-ulak adreslerine “Sözlük Yazdım, Yayıncıların dikkatine!..” diye mesajlar göndermiş, sözlüğün mahiyetinden kısaca söz etmiş idim. Söke’li bir yayıncı olarak Erol Kılınç beyin dikkatini çekmiş. Telefonla ulaştı. Konuştuk, “Bitince getir.” dedi. Kendisine CD’ile gittim. İnceledi. Ben, Osmanlı Türkçesine ait kelimeleri çeviri yazı ile vermiş, aslını yazmamıştım. Osmanlı Türçesine ait kelimelerin Arap asıllı Türk harfleri ile de yazılmasının sözlüğe ayrı değer katacağını söyledi. Ve bunu da tamamladıktan sonra doğrudan gelmemi tembihledi. Aslında Söke Ülkü-Bir Şubesini kurduğumuz yıllarda Erol Bey, Alparslan Türkeş’in maiyetinde idi. Dolayısıyla Söke’ye, -ata memleketine- geldiğinde Derneğe de uğramıştı. Uzun sohbetlerde bulunmuştuk. Ben o zamandan hatırlıyor ve tanıyordum, ama o beni unutmuş. Kendisine olayı anlatınca samimiyetimiz daha da arttı. Bir altı ay kadar daha çalıştım ve Osmanlı Türkçesine ait kelimelerin Arap asıllı Türk harfleri ile de yazdım. Götürüp teslim ettim.         Devam edecek 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.