Haftanın Yorumu- Güz mevsiminin düşündürdükleri

Hayatta her şeyin bir ölçüsü, kanunu ve yönetimi vardır. Hiçbir yaratık başıboş, anlamsız ve amaçsız değildir. Güneş sistemimizin bir üyesi olan dünyamız da böyledir. Kontrollü bir şekilde yönetilmekte, yaratılış anlamına ve amacına doğru da gitmektedir. Bu yolculuğun yıllık programı dört mevsim üzerinden yapılmış, her mevsimin de kendisine ait özelliği var. Bunları böyle yaratan, özelliğine göre de yönetmektedir. Dolayısıyla, şimdi içinde bulunduğumuz mevsim de güz-hazan mevsimidir. Yaz mevsiminin hareketliliği, canlılığı ve cevvaliyeti yavaş yavaş durağanlığa, yeşillikler solmaya ve bazıları kuruyup toprağa karışmaya başlamaktadır. İnsan ömrü hayatın da bu durumu yıllarca yaşamaktadır. Yaradan, insana bu mevsimleri değerlendirmek ve yaşamına uygun bir şekilde de yönetmek yeteneği vermiştir. İşte güz mevsimi de yaşamımızın bir parçası, maddi-manevi yararımıza yönelik değerlendirmemiz gerekir. Maddi olarak önümüzde gelen kış için hazırlıkların yapılması lâzım. Manevi olarak da bazı varlıkların Kıyameti kopmuş ve toprağa karışmışlar, birgün bizim de son satimiz geldiğin de kıyametimiz kopacak ve toprağa karışacağız. Bu mevsimden bu dersi çıkarmamız gerekir. Yaptığımız hazırlıklar gelecek bahara ve yaza sağlıklı ve huzur için de çıkmak içindir. Bu durum ayni zamanda öldükten sonrasını hatırlattığına göre, öbür dünya/ahiret için de hazırlıklar yapmamız gerektiğini unutmamalıyız. Ama, önceliğin bu dünya olduğunu da bilelim.

DÜNYEVİ SORUMLULUKLARIMIZIN ÖLÇÜSÜ

İnsanın bu dünyada ilk ve hep sonuna kadar sorumluluk görevi doğruluktur, dürüstlüktür ve hakkaniyettir. Çünkü, bu noktada sorunlu olanın yaptığı hiç bir problemli iş sağlıklı ve güvenilir değildir. Onun için, kişi kendisine ve topluma sorumlu olduğu çerçeve de her hâlûkârda doğru ve dürüst olacaktır. Ama, ne yazık ki, toplum da en çok rahatsız ve huzursuz olduğumuz konu da budur. İnsanlarımız çok yalan söylüyor, her duyduğunu delilsiz, şahitsiz, ıspatsız her yerde tekrar ediyor. Hatta bazı ortamlarda bu konuda yarışanları bile görüyoruz. Dolayısıyla bu durum alışkanlık hâline gelmiş ve yadırganmaz olmuştur. Adam, devlet yönetiminin bir ünitesinde önemli bir mevkide yönetici, hiç pervasız yalan söylüyor. Çevreden tepki görmesi gerekirken, şakır şakır alkışlanıyor. Daha önce verdiği sözleri tutmamış, hiç kaygısız yeni yeni sözler veriyor. Yahu! Sen daha önceki sözlerini yerine getirmedin, kimse demiyor. Başka yerleri bilmiyoruz, ama Söke bu konu da gâliba başı çekiyor. Görüyoruz, cadde ve sokaklarına, hepsine değil de, bazılarına asfalt döküp, parketaşı döşemekten başka ne iş yapılıyor? İbret için sadece bir tek örnek vereyim. İki ayı geçti Çeltikçi Mahallesin de Mehmetçik Caddesi, Sadi Tarlan Sokağın kesiştiği üç yol ağzında kanalizasyon çalışması bir türlü sonlandırılmadı. Diğer sorunlara girmeyeceğim, çünkü yaza yaza usandık. 15 Ekim perşembe günü gazeteniz Yeni Söke de manşetten bir haber; “ çıkma koltuklar Söke’ye.” Aydın’da kullanılmaz hâle geldiği gerekçesiyle Aydın Atatürk Spor Salonundan sökülen koltuklar Söke’ye getirilerek Söke Şehir Stadyumundaki açık türübüne monte dilmeye başlandı. Nasıl! Söke’ye hizmeti görüyorsunuz değil mi? Söke’nin sırtı yere gelir mi hiç!..

SÖKE’DE YAPILAN SİYASETE GELİNCE!

Yıllardır söylüyoruz ve yazıyoruz Söke’de siyasi partiler var, ama Söke için gereken siyaseti yapmıyorlar veya yapamıyorlar. En azından ben böyle inanıyorum. Sadece seçim dönemi, 15-20 gün, sokaklarda dolaştırılan arabalarla siyasi anonslarla propaganda yapılır. Bir de mahalleler, çarşı ve pazarlar göstermelik olarak gezilir, zülfü-yare dokunmayan konuşmalar yapılır, çünkü yarın seçimden sonra yüz-yüze bakılacak! Böylece siyasete bir dahaki seçime kadar ara verilir. Bu arada, gariptir, gazeteciyiz ya, vatandaş bir takım olumsuz icraatlar da veya yapılan haksızlık ve düzenbazlıklar da bize soruyor; bunları ne yazmıyorsunuz? Yahu, seçime biz girmedik, bunların sorumlusu biz değiliz oy verdiğiniz partilerdir, onlara sorun diyoruz. Çünkü, bu ilçeyi, bu beldeyi seçimi kazanan partiler yönetiyor. Seçimi kazanamayanlar ise, bu yönetenleri denetlemesi lazım; onların görevi de bu.  Onlar bu konuda çalışma yapacaklar, basın toplantılarıyla bize bildirecekler ve bizde gazeteler de yazıp sizlere duyuracağız diyoruz. Çünkü, demokratik parlamenter sistem böyle yürür. Siyasi partiler görevini yapmazsa, biz ne yapalım? Şu günlerde görüyorsunuz siyasi bir hareketlilik var gibi. 9 Ekim Cuma günü Söke Belediyesinde “Söke Belediye Meclis Toplantısı yapılıyor” Eski defterler açılıyor, anlaşmazlık çıkıyor, Cumhur İttifakı Meclisi terk ediyor. Konu, 6 yıl önce yapılan imar plânının iptali, Millet İttifakı’yla plân iptal ediliyor. Belediye başkanı, “Kâbus bitti” diyor. Cumhur İttifakı’ndan MHP o kadar masrafa yazık değil mi diyor? Bu çalışmaların Söke’yi çözümsüzlüğe mahkûm edeceğini söylüyor. Ak-Parti de, bizim tavrımız revizyona değil Başkanın tutumuna deyip,”Kâbus bitti” demekle, halkın iradesinin hiçe sayıldığını ifade ediyor. Söke CHP’de “Meclis üyelerimiz halkın taleplerini yerine getirmiştir” diyor. Sonuçta bu hamur daha çok su götüreceğe benziyor. Takip edip göreceğiz. Şimdilik bu kadar, esenlikler dileğiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.