CUMA SOHBETİ: Sohbet Meclisi toplantıları

  Dostlarım, bu günlerde pandemi dolayısıyla sohbet toplantıları olmuyor. Sosyal bir yaratık olan insan hemcinsleriyle beraber olmak, hâl hatır sormak, yarenlik etmek ister. Dostlar bir araya gelip sohbet meclisleri kurulsun, bilgi ve görgüler paylaşılsın, dostluklar pekişsin ister. Ama dedik ya, pandemi dolayısıyla getirilen kısıtlamalar bu arzu ve isteklerin oluşmasını engelliyor. Şükür ki cep telefonları var, kopukluğu önlüyor. Hâl hatır sorup haberleşiyoruz. Kısa süreli de olsa sohbet yapabiliyoruz. Her hâlde farkındasınız, her şeyimizle sınavdan geçtiğimiz şu fani dünyada, bu pandemi salgını bizlere bir takım şeylerin değerini öğretiyor. Evet, duygu, düşünce ve samimiyetlerimizi paylaştığımız sohbet meclislerimizin özlemini çektiğimiz bu günler de, bir garip tecelli ile de karşılaşır olduk.  Bazı tanıdıklarımız yakalandıkları salgını en yakınlarından bile saklıyorlar. Hani birbirimizin duaları, sıkıntılarımızı paylaşma dilek ve temennileri, morâl ve manevi dayanışmalarımıza ne oldu? Yoksa, geçen gün bir televizyon kanalında rastladığım bir sohbette kişi, ençok söylediğimiz bir yalan var, oda nasılsın iyimisin diye sorduklarında, iyi olmasak bile iyiyim dememizdir dedi. Benim garibime gitti, enteresan buldum. Bu cevap neden yalan olsun ki, şükür diyoruz, hamdolsun ve elhamdülillâh diyoruz. Yani, bir takım sıkıntılarımız olsa bile Allah’a şükür ve hamd ediyoruz. Tabi, çok ciddi bir sıkıntımız yoksa, ola ki var, onu da sonra münasip bir ifadeyle dile getiriyor ve mümkünse  paylaşıyoruz. Lâkin, mâlûm hâlden anlaşılan o ki, bir mümin olarak iman-amel çelişkisi yaşıyoruz. Bu nedenle olsun sohbet toplantılarına gerçekten ihtiyacımız var. 

         Bu noktadan hareketle konuya girelim. Mesela, bir takım tabir, dilek, temenni, deyim ve kavramların anlamı ve amacı nedir? Bunların  nerede, nasıl, ne şekilde ve niçin kullanıldığını ve kullanılması gerektiğini bilmemiz gerek. Sohbetler bu açıdan da önemli ve ehemmiyetlidir. Yine, yeri gelmişken bir olayı dile getireyim. Rahmetli Laz Müftü Merhum Mustafa Yazıcıoğlu ve bir arkadaş birlikte çarşıya gidiyorduk. Arkadaş Müftü Efendiye sordu, Hocam bir hayli zamandır sizi göremiyorduk, nerede idiniz? Müftü Efendi, memlekete gitmiştim dedi. Arkadaş, iyi yapmışsınız Hocam, tepkili mekanda ferahlık vardır derler, dedi. Müftü Efendi, hayır o öyle değil, tebdîli mekânda ferahlık vardır deyince, arkadaş ne fark eder Hocam dedi. Rahmetli durdu  ve çok ciddi bir şekilde arkadaşa dönüp, çok şey fark eder dedi. Biri çelişkiyi, diğeri de mekânda değişikliği ifade eder dedi ve konuyla ilgili sohbetimiz çarşıya kadar devam etti. Evet, sohbetleri anlamlandıran güzel konuşmalardır. Konunun önemine ve özelliğine göre anlamlı kelimelerle cümleler kurmak, anlatımı sade ve anlaşılır kılmak lâzım. Yani çok konuşmak ve çok bilmek önemli değil, önemli olan söylediğini telâffuzuyla güzel ifade etmek ve muhataba da söz hakkı vermektir. Verilen veya alınan söz hakkını da doğru, hesaplı, düzgün kullanıp, sözü de fazla uzatmamak şartıyla  meramını ifade etmektir. Çünkü, sohbette konuya sadakat, üslûba hassasiyet, ciddiyet ve samimiyet esastır. İşte biz bu kurallara riayet ederek haftalık Cuma Sohbeti’mizi sürdürmeye çalışacağız. Sohbetimizin ana teması her zaman olduğu gibi dini içerikli olacaktır. Okurlarımızın da sohbetimize sorularıyla, eleştiri, tenkit ve tasvipleriyle katkılarını bekliyoruz. Amacımız bilgilerimizi paylaşmak, olumlu ve faydalı noktalarda anlaşıp yardımlaşmak ve dinimizi iyi ve doğru öğrenmek, hatalarımızı, kusurlarımızı düzeltmek, eksiklerimizi tamamlamak ve doğruyu bulmaktır. Meselâ, konumuza Cuma gününden başlayabiliriz. Evet, dinimiz İslâmda Cuma’nın önemli ve özel bir yeri vardır. Ancak, biz bu önemliliği ve özelliği ne yazık ki tek taraflı yanlış anlıyor ve gerektiği gibi değerlendiremiyoruz. Önce bir düşünmemiz lâzım, beşvakit namazı istediğimiz yerde, dağda, ovada, evde ve dükkânda ve sair yerlerde kılabiliyoruz da neden Cumayı mutlaka birlikte camide kılmak zorundayız? Demek ki, bunun bir anlamı ve amacı var. O zaman buradan başlayalım. Nedir onlar?  Evet, onlar, her şeyde olduğu gibi, burada da iki yönlüdür. Biri dünyamızı diğeri de ahiretimizi ilgilendiriyor. Dünyevi yönü, haftada bir sefer olsun bir araya gelip birbirimizle ilgilenmek, halimiz ve ahvalimizden haberdar olmak ve ne gerekiyorsa yapmaktır. İkincisi de, dini açıdan sorumluluğumuz çerçevesinde okunan Hutbe ile mesaj almaktır. İtiraf edelim ki, bu iki noktada eksiklerimiz, hata ve yanlışlarımız vardır. İnşallah haftaya o eksik, noksan ve hatalarımızı dile getirmeye çalışırız. Şimdilik hoşça kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.