Cuma Sohbeti: İnsan aczin ve fakrin esiri mi?

Kendini yenilmez, yıkılmaz ve alt edilmez sanan insanlar vardır. Hep yüksek perdeden atar, yükseklerden bakar ve toplumda benlik satar. Mevkisine-makamına, malına-mülküne ve parasına güvenir. Bana birşey olmaz, ben her şeyin üstesinden gelirim der. Enaniyeti, bencilliği, kibri, gururu ve egoistliği ile kimseyi beğenmez. Her şeyi küçük, basit ve pasif görür. Ben şu ilerlemiş yaşımda böyle insanlar çok gördüm ve bazılarıyla da muhatap oldum. O hallerini kâle almayıp orta yerde bıraktıklarım oldu. Karşılarında dik durup gereken cevapları verdiklerim oldu. Yanlışını anlayanlar, o tavırlarından dönenler pek çok olmadı. Şimdiye dek üç beş kişi ya oldu, ya olmadı. Hele bazıları var ki, inadı dini oldu, asla şeytanın boyunduruğundan çıkmadı. Benim de onlara acımaktan başka yapabileceğim bir şey olmadı. Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın diye bilimsel manada çok yönlü bir beyin dokturu var. Diyor ki, “Allah insana kendi sıfatlarından vermiş. ”Başta kendi ruhundan ruh, ilim, irade, hikmet v.d. Demek ki, insanlardan bazıları bunlarla kendisini ilâh sananlar olmuş ve olmaya da devam ediyorlar. Oysa, Yüce Allah’ın insana o verdiklerinin hepsi cüz’i, sınırlı ve sürelidir. Allah’ın katında onlar külli, sınırsız ve süresiz var ve devamlı olan sıfatlardır. Ama, bunların idrakinde olmayan, kendi gerçek kimliğini bilmeyen gafiller şeytanın ve nefislerinin oyuncağı oluyorlar, ne yazık ki hiç farkında da değiller.

Çünkü, insan da çok ciddi iki haslet vardır, bir acz, iki fakr. Bunlar hiçbir zaman insanın yakasını bırakmaz. Bazen olur ki, insanın yakasını öyle bir tutarlar, insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, o iki yakasını bir araya getiremez. İşte bütün azameti ve gücüyle insanlığı eline almış inim inim inleten Korona virüs illeti. İnsan, ister-istemez aczini itiraf etmek zorunda. Etmese dirense tek başına ki direniyor da, bir takım tedbirlere rağmen alt edemiyor. Çaresizliğiyle, bir şeylere muhtaçlığı noktasına gelip dayanıyor. Bir yerlerden yardım, destek ve imdat bekliyor. Bütün bunlar aczin ve fakrin tezahürleridir. Bir tarafa bir yerlere sığınma, dayanma ve iltica etme ihtiyacı ve zarureti duyuyor. Çünkü bu illetin kontrolünü kişi tek başına sağlayamıyor. Hatta o çok öğündüğü insanlığın bilimi teknolojisi de bu virüsün karşısında aciz kalıyor. Yani, çok ciddi ve önemli bir düşman, kolay kolay ne altedebilirsin, ne mütareke yapabilirsin ve ne de barış akdedebilirsin. Hiç birini onun karşısında uygulamaya koyamıyorsun, sözün, hükmün ve gücün yetmiyor. Ancak, hayli bir zaman mücadeleden sonra, insanlık olarak birlik ve beraberlik içinde yardımlaşarak Allah’ın izniyle kurtuluş sağlayabiliyorsun. Ama, insana aczi ve fakrı hatırlatılıyor.

     Gerçi, acz ve fakr, insanı hiç terk etmiyor, her an yanında, dilinin ucunda, elinin altında, gözünün önünde ve kulağının dibinde, arada bir trafik işaretleri gibi sinyal veriyor, ikaz yapıyor, uyarıyor ve hatırlatıyor. Ama, ufak çapta, nazik ve kibarca, göz kırpar gibi, saniyelik bir işaret veriyor. Süresi kısa, aciliyeti az ve önemsiz bir ikaz mahiyetinde olanlarla çok karşılaşıyoruz. Lâkin, üzerlerinde durmuyor, umursamıyor ve ciddiye almıyoruz. Oysa, herşey ufaktan büyüyor, damlalar sel oluyor, çekirdekler ağaç ve kıvılcımlar önü alınmaz yangınlar, virüsler önünde durulmaz hastalıklar olup insanları sarıyor. İlk hâlinde önemsemediğimiz zerreler, zamanla hakkından gelemediğimiz felâketlere sebep oluyor. Aczimizin ve fakrımızın kurbânı olduğumuz olayların hepsinin bir basit başlangıcı ve bir ilki vardır. Haddimizi bilmek, kapasitemizi tanımak ve bir külli iradenin emri ve hükmü altında olduğumuzu idrak etmek. Allah’ı inkâr edenlerin, ALLAH... diyerek öldüklerine ben şahit oldum. Küçük dağları ben yarattım havasıyla nara atanların, nasıl çevresine yalvaran gözlerle bakıp, kurtarın beni diyenleri gördüm. O zaman, palavra, inkâr, küfür ve boş direnişi bırakıp,  gafletten de uyanalım, aczimizi ve fakrımızı bilelim. Şimdi şu içinde bulunduğumuz  salgından kurtulmak için, tedbir, tavsiye ve kısıtlamalara uyalım. Mecbur olmadıkça dışarı çıkmayalım, evde kalalım. Bu kurallar çerçevesinde Allah’a tevekkül edelim.  Bu duygu ve düşüncelerle hoşça kalınız efendim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.