Tefekkür: Zor günlerin getirdiği avantajlar

Pandemi dolayısıyla evlere kapandık, bazılarımıza göre günler çok zor geçiyor. Alışılmışlığın dışında bir olay, insana sıkıntı vermesi doğal, ama mecburiyet gerektirdiğinden sabır edeceğiz ve ediyoruz. Bazıları, hapishane hayatı gibi diyorlar, hadi onlar işledikleri bir suçun cezası olarak orada bu sıkıntıyı çekiyorlar, bizim ne suçumuz var? Bu, bana göre en azından haddi aşan bir iddiadır. Kişinin kendisini hiç suçsuz görmesi doğru bir görüş değil, insanın kendisinden, ailesine, çevresine, topluma, devlete ve insanlığa karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumlulukları harfiyyen bi hakkın yerine getirmesi asla mümkün değildir. Bunlar hakkında kendimizi sorguladığımız ve ciddi manada bir muhasebeden sonra hesap çıkardığımız oluyor mu? Şimdiye kadar hiç oldu mu? İnanıyorum ki, % 60’ın üstünde kendimizi ciddi manada böyle bir denetlemeden geçirmiş değiliz. İşte bu günler nefsimizle böyle bir hesaplaşmanın yapılması için en müsait zamanlardır. Elbette içimizde geçim sıkıntısı çekenler, hastalıktan muzdarip yaşayanlar, kapısı çalınmayan, hâli hatırı sorulmayan insanlarımız vardır. Pandemi dolayısıyla bu ifade ettiklerimizin sayısı daha da artmış olabilir. Bu konuda kendimizi sorumlu hissedelim, bir takım maruzatlar bahane ederek kaytarmak bize bir şey kazandırmaz. Ama, bir taraftan başlarsak bize çok şey kazandıracaktır, en başta vaktimizi değerlendirir stresimiz azalır, gönlümüz ferahlar.

Bizim insanlarımız kurallı, planlı ve disiplinli yaşamaya alışkın değiller. Bu eksiğimizi telâfi etmek için, şimdi evlerde kalıp daha çok vakit geçirmemizi bu yönde değerlendirebiliriz. Sıkıntı ve stresi azaltmamıza da bu tutumumuz yardımcı olur. Pandemi bu konuda bizim için, tedbirleri ve kısıtlamaları yaşamımızı düzene sokmakta  bir avantaj olmalı, dolayısıyla evdeki boş vakitleri mutlaka değerlendirmiş oluruz. Çünkü sosyal hayatımızda bazı ölçüsüz davranışlarımızdan ötürü birbirimizi üzüyoruz. Mesela, şehir hayatının gereği çoğumuz apartmanlarda oturuyoruz, dolayısıyla birbirimize karşı riayet etmemiz gereken hak ve sorumluluklarımız var. Temizlikten, komşuluğa ve apartman ortak alan kullanımına kadar, titiz, anlayışlı ve selâmlı-sabahlı, güler yüzlü, tatlı dilli, yardımlaşıp, dayanışmalı gerektiği gibi olamıyoruz. Birbirimizi suçlayıp olaylara hep enaniyetimizden bakmamalıyız, hoşgörü ve samimiyetimizle, hareket etmeliyiz. Ayni inancı, ayni düşünceyi paylaşmasak bile insaniyetimizi paylaşmalıyız. İnşallah bu zor günler de geçecektir, karagün kararıp kalmaz, mutlaka her karanlık gecenin bir nurlu sabahı vardır ve sabrın sonu da selâmettir. Televizyon ekranlarında görüyoruz, ülkemizin bazı yerlerinde iki metre ve yerine göre daha fazla kar var. Sokağa çıkmayı bırakın, evden kapı dışarı çıkmak bile zor. Kürek elde kendilerine yol açmak ve bazı mekânların karlarını temizlemek gerekmektedir. Bütün bunların hepsini göz önüne getirmeliyiz. Dolayısıyla birlikte yaşamayı kolaylaştırıp sevmeliyiz.

Bu kış günlerinde mevsim dolayısıyla vaktimizin çoğunu evde geçiriyoruz. İnşallah bunu da bir avantaj olarak  değerlendirir pandemiyi daha çabuk atlatmamıza vesile olur. Bu hengamede dünyada birçok devlette kısıtlamalara ve tedbirlere karşı tepkiler var. Özellikle kendilerini en medeni, kültürlü ve bilimsel manada üstün ve donanımlı ülkelerin insanları yapıyor bunu. Onlarda görüyoruz bu karşı koymayı ve sokaklara çıkıp yürüyüşler yapıp, polise ve sağa-sola saldırmayı. Ama, ne oluyor onların bu sokak hareketlerinden, pandemi daha çok yayılıyor, korkup kaçmıyor!  O zaman, bu tepkili hareketleri neden yapıyorlar? Onların dümen suyunda gidenler, bir bildikleri var diyorlar! Bence, bir bildikleri değil, sömürü düzeninden kazandıklarıyla rahata alışmışlıkları var, böyle bir sıkılcamaya gelemiyorlar. Bu  hengamede aşı meselesiyle ilgili, özellikle İngilizlerin tutumunu görüyoruz. Nasıl da bencilliklerini sergileyip, ürettikleri aşıları paylaşmıyorlar. Demek ki, genlerinde var Rabbena-hep bana! Onların inanç ve ahlâk kulvarında olanların da pek farklı davranacaklarını sanmıyorum. Zaten, tarih boyu kendilerinde olmayan bir takım güzel hasletleri hazmedemediklerinden Türk’e, kendi karalarını çalmaya çalışmadılar mı? İşte Fransa ve onu destekleyenler, bizim dini değerlerimize ve insanlarımıza saldırmakla, malûm ahlâksızlıklarını göstermiyorlar mı?  Evet, bu evde kalmanın değerini kitap okuyarak ve özellikle de tarihi, dini ve bilimsel kitapları okumaya ağırlık vererek değerlendirmeye çalışalım. Koronasız daha sağlıklı günlere ulaşma dileğiyle hoşça kalınız. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.