Atatürk'ün Söke'yi ilk ziyaretleri

ÖZET:

1981 yılından beri Atatürk’ün Söke’ye gelişinin yıldönümleri dolayısıyla resmî törenler düzenlenmektedir. Bu törenler başlangıçta 4 Şubat iken daha sonra yapılan araştırmalarla Atatürk’ün Söke’ye ilk kez bu tarihte gelmediği belgelenmiş, ancak kesinleştirilemediği hâlde 9 Şubat’ta yapılmaya başlanmıştır. 

1926’dan önce uygulanan saat düzeni ile günün başlangıç ve bitiş zamanları dikkate alınmadan bugünkü gibi gün başlangıcının gece yarısı olduğu zannıyla Atatürk’ün Söke’yi ilk ziyaretleri bir gün sonra anılmaya başlanmıştır.

Çalışmamız, Atatürk’ün Söke’yi ilk ziyaretlerinin 8 Şubat 1924, Cuma günü olduğuna dairdir.

1981 YILINDAN İTİBAREN YAPILAN TÖRENLER: (OLAYIN HİKÂYESİ)

Önceden Atatürk’ün Söke’yi ziyareti ile ilgili ne bir program ne de bir tören yapılırdı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Atatürk ve Atatürkçülük üzerine çalışmalar yoğunlaştı. Bütün ülke çapında Atatürk üzerine çalışmalar ve programlar yapılmaya başlandı. 

1981 yılı “Atatürk’ün Doğumunun 100’üncü Yılı” ilan edildi ve ülke çapında bu amaçla oldukça çok ve yoğun çalışmalar yapıldı. Bu arada Aydın Valiliği de gazeteci Hilmi Tükel’e İzmir Millî Kütüphanede bulunan gazetelerden Atatürk’ün Aydın ve ilçelerini ziyaretleri ile ilgili inceleme yaptırmış. Aynı zamanda Atatürk’ün ziyaretlerine tanık olan ve o gün için hayatta olanlardan bilgiler toplamışlar, kayıt altına almışlar. Diğer kitap ve ansiklopedilerden de yararlanarak “Atatürk Aydın’da1 “ isimli bir kitap yayınlamışlar.

“Söke” isimli kitabıma ben de “Atatürk Söke’de” diye bir bölüm ayırmıştım2.  Bu bölümü tamamen bu kitaptan yararlanarak hazırlamış ve kaynak göstermiştim. 1981 yılından itibaren Atatürk’ün Söke’ye ilk gelişi 4 Şubat’ta kutlanıyordu. Ben de kitabıma öyle almıştım. Çünkü bu kitapta Söke ile ilgili bölümde böyle yazıyordu. Hem resmî programların yapılış zamanı, hem de kitapta böyle yazıyor olmasına aldanmışım. Oysa bu Atatürk Aydın’da kitabını dikkatle inceleseydim, daha o zamanlar farkına varabilirdim. Çünkü Hilmi Tükel’in İzmir gazetelerinden yeni yazıya çevirerek verdiği haber metinlerinde Atatürk’ün 8 Şubat 1924’te geldiği yazılıyordu. Yine aynı kitabın başka yerinde 9 Şubat, bir başka yerinde de 10 Şubat olarak bahsediliyordu. Ben sözünü ettiğim gibi tören yapılan güne yani 4 Şubat’a şartlanmış olarak kitaba böyle almıştım.

Bir ara Atatürk’ün büyük inkılaplarını gerçekleştirdiği 1925’in arifesi olması dolayısıyla acaba bu bölgedeki İzmir, Balıkesir, Aydın, Afyon gibi bölgelerdeki konuşmalarını incelemeye aldım. Yani bu inkılapları halka benimsetmek için önceden nabız yoklaması yapıp yapmadığını araştırmak istedim. Bu arada bazı kaynaklarda gördüm ki Atatürk 4 ve 5 Şubat 1924’te İzmir’de toplantı düzenliyor, bizim Söke’den trene bindirip uğurladığımız saatlerde Göztepe’deki kayınbiraderinin köşkünde gazetecileri ağırlıyor. İşin tuhaf tarafı ben bu kaynakları mukayese ile uğraşırken  dairede (İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Kültür Şubesi) bir yandan da 4 Şubat kutlama programı için okul müdürleri, belediye ve kaymakamlıktan gelen temsilcilerle çalışma yapılıyordu. Zihnime takıldı, acaba yıl yanlışı içinde miyim diye geri döndüm. Notlara baktım, kaynaklara baktım. Atatürk’ün devrim hazırlıkları için önceden hangi hazırlıkları yaptığı hususunu bir yana bıraktım. 4 Şubat üzerine yoğunlaştım. Fakat bütün kaynaklar bu tarihte Atatürk’ün Söke’de olmadığını gösteriyor. Yeterli bilgi ve belgeye sahip olmadığım için program düzenleyen arkadaşa sadece bilgi vermekle yetindim.

O yıl öyle geçti. Görev değişikliği yüzünden “Atatürk ve Söke” çalışmasını askıya almak zorunda kaldım. Ta ki 1995 yılı Atatürk’ü Anma Programları konuşulmaya başlayana kadar, olayı ben de unuttum. Bu sırada aklıma düştü. Dosyaları, fişleri ve başka yerlerden kaynakları aradım, taradım bir takım yeni belgeler için notlar aldım. 1924 yılı 3 Şubatından 15’ine kadar Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin fotokopilerini aradım. Millî Kütüphaneden ve Meclis Kütüphanesinden talep ettim. Her iki yerden de bahsettiğim gazete fotokopileri geldi. Hepsini tek tek inceledim. Beni ilgilendiren kısımların metinlerini yeni yazıya çevirdim. Ve Atatürk’ün Söke’ye ilk geliş tarihinin 4 Şubat 1924 olamayacağına dair ilk yazımı 13 Şubat 1995 tarihli YöneSöke gazetesinde yayınladım. Devamı olarak altı ayrı yazı ile Atatürk’ün Söke’ye ilk gelişi için yapılan kutlama ve anma programlarının yanlış tarihte yapıldığını belgelerle ispat etmeye çalıştım. Bu konu ile ilgili olarak ne Atatürk ile ilgili derneklerden, ne resmi kurumlardan ne de belediyeden hiç ses çıkmadı. Sadece bir siyasi partinin Söke şubesi başkanı “kabak tadı verdiğini” söyledi. 

Benim sıkıntım şuydu: Atatürk, Söke’ye ilk kez 4 Şubat 1924’te gelmemişti ama hangi tarihte geldiğini tespitte sıkıntı yaşıyordum. Araştırmanın bir tarihçi veya benzer bir heyetle genişletilmesi, derinleştirilmesi gerekiyordu. Çünkü Ankara’da çıkan Hâkimiyet-i Milliye 9 Şubat 1924, İzmir’deki iki gazete ise 8 Şubat 1924 olarak yazıyor. Bir başka yerde de 10 Şubat tarihi geçiyordu. Bu konuda doğruyu bulmam benim imkânlarımın dışındaydı. Çünkü geniş bir araştırma yapmak gerekiyordu.

Neyse bu arada daha önce birlikte mesai yaptığımız Millî Eğitim Şube Müdürü (sonraları Milli Eğitim Müdürü)  arkadaş Abdülkadir Güler “Atatürk Söke’ye ne zaman geldi?” diye hem Atatürk Araştırma Merkezine, hem de Genel Kurmay’a birer dilekçe ile başvuruyor. Oradan benim günlerce okuyup çevirisini yapmaya çalıştığım gazete fotokopisi ile benim 4 Şubat olmadığına dair belge olarak sunduğum (9 Şubat 1924 tarihini taşıyan) haber metninin çevirisini gönderiyor. Ben, yazılarımda bu tarihin (9 Şubat) bile şüpheli olduğu üzerine satırlar sıralarken, arkadaşım Genel Kurmaydan kendisine gelen bu yazıyı alarak Kaymakamlığa başvuruyor veya Kaymakamlıkça davet ediliyor.3  Kaymakamlık da aynı makamlara başvurarak aynı belgeler geldiği için 1981’den 1996’ya kadar Atatürk’ün Söke’ye ilk geliş tarihi 4 Şubat, 1996’dan bu güne kadar da 9 Şubat’ta kutlanıyor, anılıyor, programlar yapılıyor.

Sürekli olarak bu tarihin kesinlik kazanmadığı, şüpheli olduğu, Ankara’da neşredilen Hâkimiyet-i Milliye’de 9 Şubat, Söke’nin burnunun dibindeki İzmir gazetelerinin neden 8 Şubat yazdığı araştırılmadan, başka kaynaklara başvurulmadan bu tarihlerin hangisinin doğru olduğu başka yerlerden desteklenmeden bu tür bir tespitin doğru olmadığını savunmaya devam ettim. 

[Bu arada, ADÜ Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Günver Güneş hocanın da hem kitabında, hem de Atatürk Araştırma Merkezi dergisi ATAM’da 8 Şubat’ta İzmir’den hareket ettirip 9 Şubat’ta Söke’ye getirdiği de malumdur. Yalnız, hocamız Cumhurbaşkanlığı Özel Kaleminden 9 Şubat’ın doğrulandığı kaydını da bir başka yerde dercetmektedir. Tarihçi olmadığım için eleştiriye yetkim olmadığını beyan etmek isterim.]

Bana göre bu tarih kesinlik kazanmamıştır. Denebilir ki ve bana pek çok kişinin dediği gibi “Günün ne önemi var? Atatürk Söke’ye gelmiş mi? Bu yeter. Ha bir gün önce ha bir hafta sonra...” Evet bu bakış açısı ile yapacak iş yok. Ama işin bir diğer yönü var. Atatürk gibi bir Türk büyüğünün şehrimizi şereflendirişi, niçin net bir şekilde açıklığa kavuşturulmasın, bir takım belirsizlikler içinde kalsın? 

Bu arada bir başka yanlışı da belirtmek gerekiyor: Atatürk’ün Söke Jaletepe İlkokulu önünde çekilmiş bir resmini yıllarca belge olarak sunduk. İsmail Caner Genç arkadaşımızın dikkatli çalışması sonucunda bu resmin 6 Şubat 1923’te Atatürk’ün Balıkesir’i ziyaretleri dolayısıyla çekildiği ve Söke’ye değil Balıkesir’e ait olduğu belirlendi.

Bu araştırmayı yayınlamaya başladığımda, yani yirmi beş yıl önce nihayet yetmiş yıl önceki bir olaydı. Yani uzun yaşayan bir adamın görüp bildiği kadar bir zaman içinde... Eğer böyle, bir ömürlük geçmişi bulunan ve Atatürk gibi dünyaca ünlü bir Türk büyüğünün hayatında kesinlik kazanmamış olaylar olmamalıydı. 

Şimdi denebilir ki Atatürk’ün Söke’yi ilk ziyaretleri ile ilgili Genel Kurmay’dan ve Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığından Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin yeni yazıya çevrilmiş olarak gelen 9 Şubat tarihli haberini ihtiva eden belge niçin geçerli sayılmıyor? 

Eğer İzmir gazetelerinde bu haber 8 Şubat tarihini taşımasaydı, hiçbir itiraz söz konusu değildi. Demek istiyorum ki elde o günlere ait üç ayrı gazete haberi var: İkisi İzmir, biri Ankara gazetesi. İzmir basını 8 Şubat, Ankara basını 9 Şubat yazıyor. Üstelik Ankara basını Anadolu Ajansından iktibas etmiş.

Yanılgının sebebine geçmeden önce gazete haberlerinin muhabirlerce ve ajanslarca geçiliş tarihine göz atmakta yarar var.

ATATÜRK’ÜN SÖKE VE KUŞADASINI İLK ZİYARETLERİ İLE İLGİLİ BELGELER

İzmir gazetelerinden Sada-yı Hak, iki ayrı özel muhabir görevlendirmiş: Birisi Kuşadası, diğeri Söke için. 

1. Kuşadası muhabiri, Atatürk’ün Selçuk istasyonuna ulaşmasından itibaren Efes harabeleri gezisinde, Mahmut Esat (Bozkurt)’un Ardalya’daki çiftliğinde kahvaltı edişleri, Kuşadası’nda coşkun karşılama, belediyedeki yemek ve Söke’ye hareket edişlerinde bulunmuş ve haberini Kuşadası, 8 Şubat tarihli kaydıyla postaya vermiştir. Bu haber mektubu 12 Şubat 1924 tarihli Sada-yı Hak’ta yayınlanmıştır. Haber metninin altında bir dipnot bilgisi vardır: Orada da der ki “Söke muhabirimizin mektubu postadan çıkmadığı için onu da daha sonra yayınlayacağız...” Burada dikkat çeken husus bu haber mektubunun 8 Şubat’ta kaleme alınıp Kuşadası’ndan postaya verilmiş olmasıdır. Bir ikincisi Selçuk’a Atatürk’ün Cuma günü geldiğini bizzat belirtmiş olmasıdır.

2. Yukarıda bahsettiğimiz gibi aynı gazetenin bir diğer özel muhabiri de Söke’den mektupla haber geçmektedir. O da haberine Söke, 8 Şubat tarihini atmıştır. Bundan başka metnin içinde bir kez daha 8 Şubat ifadesi geçer. Tarihle ilgili bir diğer bilgi de 8.2.340 günüdür ki bu da 8 Şubat 1924’tür.

Şimdi de yine İzmir’de yayınlanan Ahenk gazetesinin konu ile ilgili haberlerini ele alalım. 10 Şubat tarihli Ahenk gazetesinin ikinci sayfasında bu konu ile ilgili olarak Anadolu Ajansından alınma iki haber vardır. Birisi Söke Türk Ocağı başkanının ocağın Atatürk tarafından açılışının gerçekleştirildiğini bildiren çıkış yeri Söke, 9 Şubat tarihli telgrafı.

Diğer haber ise yine Anadolu Ajansı kaynaklı ve İzmir 8/9 Şubat 340 tarihli haber metni. (Buradaki 8/9 Şubat ifadesine ileride döneceğim.) Bu haber metnin içinde de 8 Şubat günü Efes harabelerini gezdiği ifade edilmektedir.

Şimdi de Ankara’da yayınlanan Hâkimiyet-i Milliye gazetesine gelelim: Hâkimiyet-i Milliye’de bu konu ile ilgili olarak iki ayrı haber vardır: Birincisi 10 Şubat tarihli, diğeri 11 Şubat... Her ikisinde de haber 9 Şubat’ta Anadolu Ajansından geçilmiştir. 10 Şubat tarihli gazete haberinde “bugün” ifadesi geçmektedir. Diğerinde ise herhangi bir gün belirtilmeden önceki gazetedeki haberin devamı imiş gibi sunulmuş. Ancak “geç vakit” döndüğü ibaresi var.


GAZETE HABERLERİNDEKİ 

TARİHLERİN DÖKÜMÜ

Tarihlerle ilgili bir döküm yapacak olursak:

1. Sada-yı Hak gazetesi:

a. Kuşadası Muhabiri: 8 Şubat ve Cuma günü

b. Söke Muhabiri: İki kez 8 Şubat, bir kez de 8.2.340

2. Ahenk gazetesi:

a. Haberin geçiliş tarihi 8/9 Şubat (A.A.), Metnin içinde 8 Şubat. 

b. Ahenk’te yer alan Söke Türk Ocağı Başkanının telgrafında 9 Şubat (A.A.)

3. 10 Şubat tarihli Hâkimiyet-i Milliye: 9 Şubat (A.A.) ve metin içinde “bugün” ifadesi.

4. 11 Şubat tarihli Hâkimiyet-i Milliye: 9 Şubat (A.A.)

Dikkat edilecek olursa Anadolu Ajansı kaynaklı haberlerin hepsi 9 Şubat tarihini içeriyor. (Bir tanesinde 8/9 Şubat geçiyor.) 

Bu konuda cevaplanması ve çözümlenmesi gereken sorular: 

a. İzmir gazetelerinin yazdığı 8 Şubat niçin dikkate alınmamıştır da sadece Hâkimiyet-i Milliye’nin yazdığı 9 Şubat esas alınmıştır? 

b. İzmir gazetelerinin verdiği tarih hangi gerekçeler ve kanıtlarla saf dışı edilmiştir? 

c. Oysa Atatürk, bu haberlerin yayınlandığı günlerde İzmir’dedir. İstanbul gazetelerinden birinin Cumhuriyet aleyhindeki yazılarından dolayı başyazarını kabul etmemişti. Gazetelerin haber ve makalelerine bu kadar hassas davranan bir kişi demez mi ki “Siz benim niçin bir gün önce Söke’ye gittiğimi yazdınız? Düzeltin bunu...” 

ç. Bunun tersini de düşünebiliriz: Hâkimiyet-i Milliye’ye veya A.A.’na da “Niçin 9 Şubat yazdınız? Düzeltin...” diyebilirdi.

Demediğine göre bunda her iki tarafın da doğruluğunu gösteren önemli bir husus olmalı... “Bu nasıl olur?” demeyin. Aşağıdaki açıklamaları dikkatle okununca işin aslı daha iyi ve doğru anlaşılabilecektir.

Şimdi Anadolu Ajansı mahreçli haberlerin neden 9 Şubat olduğunu anlayabilmek için bir başka konuya geçelim: 

TAKVİM VE SAAT UYGULAMASI

Bu konuya girmeden önce şu yasaya bir göz atalım:               

Baştarafı sayfa 4’te

GÜNÜN YİRMİ DÖRT SAATE TAKSİMİNE DAİR KANUN

Kanun Numarası : 697 

Kabul Tarihi : 26.12.1925 

Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih : 2.1.1926 Sayı:260 

Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 7 Sayfa : 158 

Madde 1 – Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde gün, gece yarısından başlar ve saatler sıfırdan yirmi dörde kadar sayılır. 

Madde 2 – Griniç’e göre otuzuncu derecede bulunan boylam dairesi bütün Türkiye Cumhuriyeti saatleri için esas alınır. 

Madde 3 – İşbu kanun neşri tarihinden muteberdir. 

Madde 4 – İşbu kanunun ahkamını icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

 2 Ocak 1926 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren bu yasadan önceki durum nasıldı? Bir de ona bakalım: 

Ülkemizde o zamanlar Ezani veya Alaturka denilen bir saat sistemi uygulanmakta idi. Bu saat sisteminde bir gün için, 12’şer saatlik iki dilim söz konusu idi. Bu saate göre bir önceki günün bitimi ve yeni bir günün başlangıcı akşam ezanı vaktinde idi. Yani takvimdeki günler akşam ezanı ile birlikte yeni bir günü gösteriyordu. PTT, telgraf vb. resmî kayıt gerektiren bütün işlerde akşam ezanı okunduktan sonra yeni günün tarihi atılıyordu. Şimdi buna göre Atatürk’ün İzmir’den çıkış ve dönüşünü bu ezanî saat sistemine göre değerlendirelim. 

ATATÜRK’ÜN SÖKE’Yİ ZİYARETLERİNDE ALATURKA SAAT KULLANILMAKTAYDI

[Burada şunu hatırlatmakta yarar var: Gün değişimini gece yarısına alan yasa kararının daha uygulanmasına 23 ay vardır. Yani Atatürk’ün Söke’yi ziyaret ettiği tarihte gün akşam ezanıyla değişmektedir.] 

Atatürk, sabah (Alafranga saatle) 9,00’da İzmir’den trenle hareket ediyor (bir saat yirmi dakika sonra) 10.20 Selçuk istasyonuna geliyor. Efes harabelerini geziyor, Kuşadası’na geçiyor orada yapılan tören ve kurban kesme gibi karşılama uygulamalarından sonra Türkocağı ve Belediye olarak kullanılan binaya geliyor. Yemek sonrası bir müddet dinleniyor ve Söke’ye hareket ediyor. Söke’ye gelişi ile ilgili farklı saatler söyleniyor. Ama şu kesin ki Atatürk, Kuşadası ve Söke’yi aynı gün ziyaret ediyor. Söke’deki açılış ve temaslarını tamamladıktan sonra kendisini Selçuk’a indirerek Söke İstasyonuna gelip bekleyen aynı özel trenle Söke’den ayrılıyor. Bütün kaynaklar Atatürk’ün Söke’den akşam karanlığında ayrıldığında hemfikirdirler. Sökeli tanık beyanları da aynısını ifade etmektedir. Hatta muhabirin belirttiğine göre ufukta “hilal ve yıldız” görülmüştür. [Recep ayının ikinci günüdür. Yani hilalin batı ufkunda görüldüğü ikinci gündür.] Hilal gündüz de görülebilir ama yıldızın görülmesi için akşam karanlığının (namazı vakti) olması gerekir. Yani Atatürk Söke’de iken akşam namazı vakti olmuş demektir. 

Şimdi gelelim gün değişimi meselesine... 

Yukarıdaki saat kadranlarında görülen dıştaki rakamlar alafranga denilen bugünkü kullandığımız saat ve gün değişimini göstermektedir. İçteki alaturka 17:00 / 05:00’e karşılık gelen yerde 12:00’yi gösteren saat ve gün değişimi, 1926 öncesi yani Atatürk’ün Söke’yi ziyaretinde kullandığımız uygulama.

Atatürk’ün, Söke’den ayrıldığı beyan edilen zaman akşam gün batımına denk gelmektedir. Biraz daha esnek davranalım; eğer Söke’de değilse bile daha Ortaklar’a varmadan takvimlerdeki gün değişmiştir. Yani İzmir’den trene bindiği gün değil de ertesi gün İzmir’e varmıştır. Bunu şöyle bir çizelgede daha açık görebiliriz.

8 Şubat 1924 günü akşam namazı vaktini, yani alaturka saat sisteminde gün değişiminin zamanını tespit edebilmek için Diyanet’in sitesinden aldığımız görüntü. Akşam namazı vakti 17.47’dir. Bu Alaturka (ezani) saatle 12.00/00.00’dır. Yani o saate göre 9 Şubat’ın başladığı andır.

GAZETE MUHABİRLERİNİN DURUMU:

Şimdi gelelim Atatürk’ü Kuşadası ve Söke’ye 8 Şubat’ta getiren muhabirlerin durumuna: 

A. Kuşadası’ndaki Sada-yı Hak özel muhabiri haberini mektup olarak Kuşadası, 8 Şubat 1924’te yazdı ve postaya verdi. Yine aynı gazetenin Söke Muhabiri de haberini mektup olarak Söke, 8 Şubat 1924’te yazdı ve postaya verdi. (Mektubun postada geciktiğine dair gazetenin 12 Şubat sayısında bir bilgi notu mevcuttur.) Dikkat edilirse ilk muhabirin mektubu Kuşadası’ndan, ikinci muhabirin mektubu da Söke’den yazılmıştır.

 Eğer bunların anlattıkları olaylar 8 Şubat’ta değilse 9 Şubat günü olacakları nasıl anlatabilirler?

B. Diğer muhabirler (Anadolu Ajansından geçilen haberler için) ne yaptı? Atatürk’ün özel treni ile (ezani saatle) günün ertesi güne devrettiği gün İzmir’e indiler. Haberlerini artık telgrafla mı yoksa ajansın merkezine giderek mi verdiklerini bilemiyoruz. Belki de ajans merkezi kapalı olduğu için ertesi gün, gündüz mesai içinde vermişlerdir. Belki de ajansın İzmir şubesi değerlendirme yaptıktan sonra Ankara’ya, merkeze geçmiştir. Bildiğimiz tek şey Söke’den ayrıldıklarında (ezani saat / gün değişimi sistemine göre) 9 Şubat olmuştu. Bu yüzden Ankara’da yayınlanan Hâkimiyet-i Milliye gazetesindeki tarihler ajansın İzmir’den haberlerin geçildiği tarih olan 9 Şubat’tır. 

Bu durumda söylenecek şey şudur: 

Ezanî saat sistemine göre: Atatürk, Kuşadası ve Söke’yi 8 Şubat 1924’te ziyaret etmiş, (ezani saate göre gün değişimi gerçekleştiğinden, akşam ezanından sonraki bir zamanda) 9 Şubat 1924’te İzmir’e varmıştır. Bunun için pek çok kaynakta “Atatürk 8 Şubat’ta Efes, Kuşadası ve Söke’yi ziyaret etti, 9 Şubat’ta döndü.” şeklinde bilgi mevcuttur. Bu ifadede yanlışlık yoktur. Ancak biz, bugün kullandığımız saat/takvim esasına göre düşündüğümüzden yanılıyoruz. 9 Şubat ifadesi, ezani saatle akşam ezanından sonraki günün ilk saatlerini kapsamaktadır.

Şimdiki saat ve takvim uygulamamıza göre: 8 Şubat 1924 sabahı İzmir’den hareket etmiş yine aynı gün gece yarısından önce (8 Şubat’ta) İzmir’e dönmüştür.

Görüldüğü gibi 1926 öncesi saat ve takvim (gün bitişi/yeni günün başlangıcı) durumunu dikkate almadan sadece Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin, haberin geçiş tarihi olan (ezanî saat / gün sistemi uygulaması dolayısıyla) 9 Şubat’ı esas almak asıl yanılgının sebebi olmuştur. Bunun için “işin aceleye getirildiğini, yeterince araştırma ve inceleme yapılmadığını” iddia edip durdum. 

8 ŞUBAT’TA TEREDDÜT EDEN VARSA DDY’E BAŞVURSUN

Hâlen tereddütte olanlar varsa DDY’nin (Devlet  Demir Yolları) arşivlerine girsin ve özel trenin gün ve saat olarak hareket zamanlarını tespit etsin veya bu konuda bir yerlerden yardım istesin, araştırtsın. Benim vardığım kanaat, -yukarıda belirttiğim hususlar dikkate alındığında- Atatürk’ün Söke’yi ve Kuşadası’nı ilk ziyaretleri 8 Şubat 1924’tür. 

Ziraat Teknik Lisesinde iken başlayan fakat bir türlü çözüme ulaştıramadığım, ancak birilerinin araya girmesi ile farklı bir tarihte kutlanmaya ve anılmaya başlanan bu günü yıllarca okuya, araştıra, düşüne bir sonuca kavuşturduğuma eminim. Söke kitabımda vermiş olduğum yanlış tarihi böylece düzelttiğimi sanıyorum. Onu yazdığım zamanlar (1989), “mevcudu doğrudur” diye kabul ettiğim için 1992’den beri sıkıntı içindeydim. Şu an resmen anılan ve kutlanan gün artık benim kabahatim değil. Herkes kendi vebalini çeksin. Bir yanlışlığı düzeltmek için bu kadar sene uğraştım, düşündüm ve sonunda çözüme kavuşturdum. Eğer Söke kitabımda 4 Şubat yazmasaydım bu kadar kafa yormayacaktım. 

[Bazı kişiler gibi, 4 Şubat yazdım diye inadına bu tarihte direnmedim. Kendi yanlışını görmemek, uyarılara rağmen yanlışta veya şüphelide direnmek, kendini bilimden ve araştırmanın faziletinden daha üstün görmektir; gerçeklere sırtını dönmektir. Dediğim dedikçilikten ve dediğim dedikçilerden Allah korusun.] Şu an diyorum ki ister 9 Şubat’ta, isterse 1 Mart’ta kutlayın / anın umurumda değil... Çünkü ben 4 Şubat hatamı düzelttim, müsterihim.

SONUÇ:

İzmir gazetelerinin haber ve bir gazetenin Söke ve Kuşadası muhabirlerinin haber mektuplarını kaleme alıp postaya verdikleri 8 Şubat tarihleri ve 1926 öncesi kullanılan takvim / gün değişimi (saat sistemi) ve (A.A. haberlerinin 9 Şubat tarihleri Alaturka saat sistemine göre geçtikleri) dikkate alındığında

ATATÜRK’ün KUŞADASI ve  SÖKE’ye 8 ŞUBAT 1924 Cuma günü geldiği anlaşılmaktadır.

EKLER: Eklerden 1, 2 ve 3’ü 08.02.2021 tarihli gazetemizde verdik.  [İ.B.B. Ahmet Piriştina İzmir  Kent Arşivi ve Müzesi Gazete Arşivi]

    EK: 4

HAKİMİYET-İ MİLLÎYE

 EK: 5

 EK: 6


 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.