Tefekkür : Bahardan kalma günler yaşadık

Mevsim kış, şubatın ilk haftası hava sıcaklığı 22 derece, güneş ısıtıyor, gökyüzü ayna gibi bahar günleri yaşıyoruz. Bademler, erikler çoktan çiçek açtı, melisalar hiç yaprağını dökmedi, tazelenerek yenileri geliyor. Bu arada, üzerinde meyveleri bile daha toplanmayan narenciyeler var, çiçek için tomurcuklanıyor. Dut ağaçlarının bir türü yeşil yapraklarını dalların ucundan göstermeye başladı. Güneş bir ana şefkatiyle tabiata iç ısıtıcı sıcaklığını, çevreye gönül okşayıcı ışığını, bir annenin çocuğunun başını okşar gibi ılık rüzgârla bütün bitkilere ulaştırıyor. Yerden bir fırça gibi bitmiş yemyeşil çimler, birbirine sıklıkla girmiş sarmaş-dolaş olmuş ve farklı renklerle başlarını güneşe tutmuş bir boncuk gibi sevimli ve cazip dilfiller, o kadar samimi ve içtenlikle birbirlerine sarılmışlar ki, aralarına başkalarını sokmuyorlar. Diğer tarafta gelincikler, hardallar, ebegümeçleri, turplar, dalgan ve ısırgan çeşitleri, isimlerini sayamayacağım birçok bitki türleri, biz geldik artık kışa hayat hakkı yok, bundan sonra meydan bizimdir, baharı karşılıyoruz diyorlar. Dallandık, budaklandık, tomurcuklandık, çiçekten sonra meyveye ve tohuma doğru gidiyoruz. Bize verilen komut, görev şuuru ileri yürüme şevki bunu gerektiriyor. Güneş güler yüzü, ılık ısısı ve ışığıyla cesaret verirken, rüzgâr, haydi bakalım hareket zamanı, yağmur bulutlarından bereket damlalarını gönderip, toprakla buluşup, canlıları rızıklandırırken hizmetine ve istifadene seferber olmuş insanoğlu sen ne hâldesin diyorlar. Bunların hepsinden yükselen, gönüllere inşirah veren ve  akleden kalpleri harekete geçiren bir ses var atıftan, fıtratların failinden, insanların kemali mefulüne!  Ey insan! Vücut binasının en yüksek katı, koordinarların odak noktası, ruhun tacı-tahtı, akleden beynin taraçasından, gönül sarayına ve oradan da kâinat ufkunun Cennet bahçesine özlem aşkıyla tefekkür yolculuğuna çıkmak için tahayyülüne vize mi istiyorsun? Ezelde sana ruhundan üflemiş âlemlerin Rabbi yüce yaradanın izni var, bütün engelleri, şefaatçileri ve yardakçıları çıkar aradan, yönel Mevlâna, ilmi hikmetle bak yaratılmışlara, nasıl başlamışlar hayata? Yüce Allah sana bir sistem vermiş, ne istersen var, daha fazlasına ulaşmak mı istiyorsun, hizmetinde olanlara, istifadene sunulanlara maddeten zaten yakınsın, manen de yaklaş, üzerlerinde ilimle, hikmetle ve tefekkürle çalış ve uğraş. Her gün üzerine doğan bir güneş var, sisteminin kaynağı, merkezi, çevresindeki bütün oluşumların anası, ona olan sadıkâne bağlılıklarıyla etrafında aşkla dönüyorlar, hepsini çepeçevre kuşatan yıldızlarıyla mutlu bir aile gibi birbirlerinden ayrılmıyorlar. Sen bunları aşkla, şevkle ve büyük bir zevkle temaşa edip seyrediyorsun. Hiç düşündün mü, senin aldığın hazzı ve zevki başka herhangi bir yaratık alıyor mu acaba? Ayın ondördü mehtaplı bir gecede çıkmış gökyüzünü/fezayı seyrediyorsun, hissettiklerini, hayal edip te gönül gözünün önünde uçuşan, sen de ufukta onların peşinden  koşan ve kalbini rikkate getiren muhabbet duyguları arzularına üşüşen bir kişi için bunlar az bir şeyler midir? Apartman duvarının güneşe karşı gelen cephesine sandalyamı koyup güneşe karşı oturdum. Mutat yürüyüşümü yaptıktan sonra işte böyle hoş bir vakit geçirmek istedim. Pandemi dolayısıyla sokaklar tenha, insanlar evlerinde, çevreye bir sakinlik ve sessizlik hakim. Çok seyrek elinde bir çöp poşeti ile dışarı çıkan oluyor, çöpünü çöp konteynırına atacak ve sonra da bakkaldan veya marketten bir takım ihtiyaçları alacak ve evine dönecek olanlar var. Ben böyle hayallerimle başbaşa bir tefekkür yolculuğu yaparken, güneş mimetinden de istifade ediyor ve tabi mis gibi temiz hava da alıyorum. Bazen televizyon veya müzik setini biraz fazla açanlar oluyordu, bugün nedense böyle bir yanlış yapan yok, ortam sakin ve âsude, ufki ve tahayyüllü tefekkürümü bozan bir şey olmadı. Ara sıra apartmanımıza girip kapı kapı dolaşan açlığının sesini duyurmak için, her kapıda durup miyavlayan ve kendisine iyi bakan sokak kedimiz geldi, ayaklarımın arasında sürtünerek biraz dolaştı ve sevimliliğini gösterip gitti. Ben de bugün de bu kadar yeter deyip, kalkarken bir ambulans göründü sokağın altbaşından, kornasıyla geldiğini haber vererek bizim sokağa girdi. Bu arada bizim yan blokta bir hareketlenme oldu, az sonra öğrendik ki o bloktan bir bayan rahatsızlanmış ve onu alıp hastaneye götürmüşler. Allah şifalar versin deyip, güneş ve temiz hava sefasına son verip apartmana daireme girdim. Bu günlük de bu kadar, Rabbim herkese sağlık, sıhhat ve afiyetler versin.   

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.