TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam...  Sanki eski kovboy değil de öteki seçilse ne değişecek. Şaşarım TV’cilerin aklına. Değer mi bu kadar şamata elin bilmemnesine? Kendi başını taramasını bilmeyen maşşata gelin başı düzmeye gidermiş. Bırakın şu maşşatalığı da kendi başınızı doğru dürüst taramayı öğrenin. 

Kanaldan kanala atlarken nihayet bir Afrika belgeseli buldu. Aslanların sığır sürüsüne saldırışını, çakalların ve akbabaların çevrede bekleyişini izledi. Derken uykusu ağır basmaya başladı. Kendini yatağa attı. Ağrıların izin verdiği derinlikte bir uyku çekti.

MUTFAKTAN gelen çatal bıçak sesleri ile gün başladı. Her zaman bu evde sabah, hocanın “Allahüekber” sadası ile  başlar... İşte Çınardaki Yörük Mescidi’nin müezzini “Saba” makamının hakkını vere vere cümle müminleri ibadete davet ediyor... Temizliğini yaptı, giyindi ve mescidin yolunu tuttu. Sokak kapısından çıkınca kendisi gibi devamlı ibadet edenlerden birkaçı ile karşılaştı. Selam verildi, selam alındı... Aralarına karıştı... Arkadaşların konuşmalarına kulak verdi, katılmadı, dinlemede kaldı. Okyanus Ötesi seçimler, mescit kapısına kadar konuşuldu, tartışıldı.

Tek kanadı açık kapıdan birer birer girip noktalı yerlere dağıldılar. Eskiden, “Safları sıklaştırın, araya şeytan girmesin.” diyen imam, şimdi “Aman sosyal mesafeye dikkat edelim, bulaş olmasın muhterem cemaat.” ikazıyla namaza durdu.

Eve döndüğünde kahvaltı hazırdı. Eşi de ellerindeki ağrılardan muzdaripti. Elle yapılan ev işleri de onun parmak eklemleri ile bileklerinde kireçlenmelere neden olmuş ağrıdan artık en ufak mutfak işi bile işkenceydi. Neydi o eskiden, şu elektrikli ev aletlerinin olmadığı günlerdeki çamaşırdan yer silmeye, mutfaktan ütüye kadar her şey elle yapılır, üstüne üstlük bir de akşam oturmalarında bile örgü elden düşmezdi. Her şey en ince ayrıntısına kadar titizlikle en güzel şekilde yapılırdı. Öyle ha dediğin kişinin işini beğenmez... Bu yüzden eve yardımcı veya ayda yılda bir de olsa temizlikçi almaz. Bileklerini, parmaklarını ovuştura ovuştura evin işini kendisi görüyor, ağrılarını da çekiyor. Bir zamanlar aldığı birkaç temizlikçinin hep kavgalı bitmişti işi.

Kahvaltı sonrası, Turan Bey televizyon başına geçti, âdeti üzere... Hangi TV kanalını açtı ise hepsi de Okyanus Ötesi seçimlerin derdindeydi. Ülkenin üçüncü büyük kentindeki deprem ve yıkımları, yardım paketleriyle kurulan çadırların görüntüsü ile geçiştirildi. Bir ikisi de ülkenin bilmem şu bölgesinde aşırı yağış sebebiyle yıkılan evleri gösteriyor ve “o dereyi imara açan belediyeyi” suçluyordu. “Birbirinizden farkınız yok!” diye bastı düğmeye... Ekrandaki görüntü toparlanıp ortadan kayboldu, “pıt” sesiyle beraber.  Devam edecek....

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.