TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Cumartesiden  devam...

Keşke siyasetçilerimiz de böyle düşünse... Ya da vaktiyle davar gütmüş olsalar... Ben olsam meclisin kapısına “Vermeden almak, almadan vermek olmaz.” yazardım. Yaradan bile sadece yarattığı kulunun değil bütün yaratılmışların rızkını veriyor önce... Hesabını daha sonra soruyor. Onlar da vaatlerle aldıkları oyların karşılığını, vaatlerinin yarısı kadar olsun geri verseler... Vaat ve oy karşılıklı sözleşme değil midir? Ama yerine getirilmeyen vaadin hesabını soramıyoruz... Onu da “Mutlak Hesap Sorucu”ya havale etmekten başka bir şey gelmiyor elden... Zannediyorlar ki verdiği sözü tutmayanlar bunun hesabı sorulmayacak. “Allah, ne güzel hesap sorucudur.”

Daldığı düşüncelerden sıyrılır gibi oldu. Yürüme zamanının geldiğini hesapladı.

Gariye dönüşte yolu uzatıp üst caddeye kadar çıkarak mahalle kahvesinede arkadaşları ile bir iki laf etme isteği belirdi içinde. Geniş dallı çınarın dibine masaları uzak uzak yerleştirilmiş kahveye geldiğinde arkadaşlarından hiçbirini göremedi. Eski tanıdıklardan, buraya nasıl düştüğü meçhul Maliyeci ile yanında biri vardı. Yüzü maskeli olduğu için tanıyamadı veya gerçekten tanımıyor da olabilirdi. Selam verdi, yandaki boş masaya oturdu. Diğer tanımadıklarından da selamını alıp karşılık verenler oldu. Merhabalar gitti geldi... 

Bahçenin öbür ucundaki çınar gövdesine tutturulmuş tahta bir sehpa üzerindeki TV ekranında, geceleyin en ayrıntısına kadar izediği Okyanus Ötesi seçimleri yine aynı gayret ve fedakârlıkla sayın izleyenlerin bilgisine sunuluyor, görüntülerle naklediliyor, sokaktaki, caddedeki Okyanus Ötesi vatandaşlarla yapılan görüşmeler yansıtılıyor... Ara sıra “ha” mı yoksa “he” mi dedikleri anlaşılmayam  hımhım duraklamalarla çevirisi veriliyordu. Çeviride daha çok Okyanus Ötesi lisanın vurgu ve tonlaması yapılıyor, entellik taslanıyor...

Oturanların cümlesi gözlerini ekrana kilitlemiş, garsonun getirip önlerine “Abi, şeker tek mi, çift mi?” diyerek bıraktığı çayların şekerini karıştırırken çıkan kaşık bardak dostluğunun muhabbetinden doğan tıngırtıdan başka ses yok. Bir de TV’dekilerin...

Turan Bey çayını yudumlarken çevreye şöyle bir göz gezdirdi. Tanımadığı bu kahve müşterilerinden kravatlı, takım elbiseli, beyaz yaka gömlekli iki kişiye ilişti gözü. Ayrı masalarda oturduklarına göre birbirini tanımıyor almalılar. Diğer yanda, girişe yakın oturan biri de oldukça sportmen... Kıyafeti de kendisine uygun, spor ayakkabı, eşofman takımı ve başındaki beresi ile “ben buradayım” diyenlerden...  İki masayı birleştirmiş üç kişi de maskelerini indirmiş çay simit atıştırıyor. Yakındaki inşaatta çalışan amelelerden olmalılar. Üstleri başları düzgün ama iş yerine varınca değiştirecekler belli ki yanlarında yerlere konulmuş üç ayrı plastik zembil duruyor, üzerleri Okyanus Ötesi seçime katılan adamların boy boy resimleri ile dolu gazetelerle örtülmüş olarak...

TV’ler daha Okyanus Ötesi seçimlerin malum sunumları ile yırtınıyor, sayın izleyicilerine en ince ayrıntısına kadar sunmak üzere neredeyse ecel teri döküyor...

Devam edecek....

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.