TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden  devam...  Kuyulu Kahve durağında sırtları çantalı üç öğrenci duruyor, maskeliler ve birbirinden üç dört adım aralıkla durmuşlar, kendilerini okula götürecek servis aracını bekliyorlar. Durağın arkasından geçmekte olan birine saygılı bir tavırla selam verdiler. Turan Bey uzaktan tanıyamamıştı. Zaten şimdi insanları tanımak da zor oluyor şu salgından korunmak için takılan maskelerden dolayı. Ta yakına gelinceye kadar tanıyamadığı o saygın kişi meğerse geçen yıl emekli olan mahallelerindeki okulun öğretmenlerinden Korhan değil miymiş... O, kahveye pek uğramazdı. Belki onun da Turan Bey gibi ağrıları tutmuş, şöyle bir dolaşma ihtiyacını duymuş olabilir. Sessiz, sakin adımlarla sanki yabancı bir yere giriyormuşçasına girişte göründü... Turan Bey eliyle “gel” işareti yaptı, daha çok “buyur hocam” tavır ve nezaketinde... Bu davete mecbur oldu Kohan hoca. Kahvenin küçük bahçesine, daha doğrusu Kuyulu Kahve’ye girişini Turan Beyden başkası farketmedi, günaydınını kimse duymadı. Kendisini davet eden Turan Beyin masasına yaklaştı, sosyal mesafeyi ve sağlıklı kalma kurallarına uygun bir tarzda çekip aldığı sandalyeye yavaşça çöktü, kibarca oturdu. Merhabalaştılar...

Eski öğretmen, canı oldukça sıkkın, birilerine çatacakmış havasında söylendi:

-Bak şu hâle... Sanki kendi başkanımızı seçiyoruz. Ne bu rezillik?

-Deme hocam, ben de bu durumdan muzdaribim.

-Olmamak mümkün mü?

Bu arada garson getirdiği çayı “Hocam şeker tek mi çift mi?” alışılmış ifadesiyle masaya koyarken hocafendinin olumsuz el işaretine binaen şeker bırakmadan gitti.

-Gece ağrılarım tuttu, uyuyamadım. Vakit geçirmek istedim. Hangi kanalı parmakladımsa şunların aynısı... Yeter artık... Kabak tadı verdi. Ne bu kendini bilmezlik?

-Seçim, sayım bitsin, ver sonucu... O kadar.. Ne bu yahu, Veliefendi yarışları gibi... Boy farkı, göğüs farkı... Allah’ım sen bana sabır, şu insanlara da akıl izan ihsan eyle... Sen her şeye kadirsin.

-Hocam, çayını iç de şöyle adımlayalım.

-Burada olanlara bakıp kahrolmaktan iyidir.

Eski muallim çayını yudumlarken garsona el etti. Hesabı Turan Bey ödemeye davrandı ama mümkün olmadı.

Eski muallim, bir zamanlar izcilik yapmış, izci lideri idi. Şimdi de dağcılara liderlik yapıyordu. Ağır aksak yürürken Turan Beyin aklına düştü. O da bir zamanlar beş on arkadaşı ile birlikte kırlara çıkıyordu... Diğer kulüpler gibi büyük organizasyonları yoktu, kavilleşip yola düşüyorlar, dağ tepe dolaşıp eve dönüyorlardı. “Ne günlerdi be!” diye içinden geçirdi. Anlatmaya başlamıştı ki öğretmenin telefonu çaldı... Konuştu, kapattı:

-Bize misafir geliyormuş, yoldalarmış... Evi bilmiyorlar... Onları karşılayacağım... İyi günler.

- Gözün aydın... İyi günler... 

Büyük parkın köşesine kadar geldi. Kafasında, o geçmişte kalan kır, dağ bayır gezileri dolaşmaya başladı. Palmiyenin dibindeki boş sıraya oturdu, öğretmene anlatamadığı hatırayı gözlerinin önüne getirdi, getirdi değil yaşamaya başladı.

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder

# aydın

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.