TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam... GÜN, her zamanki alışılmışlıkla devam etti. Öğleye yakın YéTéVé’den aradılar. Program için daveti yinelediler. Gelip alacaklar ve program sonrasında eve bırakacaklarmış. Adresi sordular. Her zaman giyimine, üstüne başına, saçına sakalına, tıraşına özen gösterdiği için özel bir hazırlık yapmadı. 

Program bitiminde yaya dönmeyi planladı. Günlük yürüyüşünü yapmış olurdu, böylece. Bu yüzden telefonunda konumunu belirledi, yol haritasını ayarladı. Gittiği yerden eve zorluk çekmeden dönebilmek için bu gerekli idi. Telefonla, TV’ci geldiğini bildirince “İniyorum.” diye karşılık verdi. Ve belki soğuk olur diye pardesüsünü eline aldı. Maskesini taktı, ayakkabılarını giydi ve merdivenlerden indi. Kapı önünde bekleyen siyah lüks otomobilin şoförü indi, kendini tanıttı. Ve kapıyı açarak buyur etti.  İçeride bir başka adam oturuyordu. Tanıştılar. Adam, kendini sadece “Yapımcı...” diye takdim etti. Çok gitmeden bir büyük iş hanının önünde durdular. İşhanından ziyade bir alışveriş merkezini andırıyordu. Girişte HES ve ateş kontrolü yapıldı. Diğer güvenlik işlemleri eskisi gibi sıkı değildi.  Asansörle 5. kata çıktılar. Koridorda birkaç oda kapısı önünden geçtiler. Üzerinde YAŞ GROUP yazan bir kapıda durdular. Kendini yapımcı olarak tanıtan bey avcunu güvenlik aygıtına okuttu, kapı açıldı ve gayet hoşça döşenmiş bir salona girdiler. Burası bekleme salonu olmalı diye düşündü. Program için geldiği belli olan özel ve güzel giyimli bayanla yanında menajeri olduğu alaşılan kravat, çeket tam takım giyimli, parlak ayakkabılı, beyaz çoraplı bir bey oturuyordu. Gelenlere dikkatle baktılar. Menajer bey ayaklandı. “Saygılar beyim, biz hazırız.” diye yapımcıya yılıştı. Yapımcı eliyle oturmasını işaret etti ve kolundaki saati gösterdi. Elini uzatıp beş parmağını gösterdi. “Beş dakika sonra.” demek istediği anlaşılıyordu. Herhâlde içeride program çekimi veya yayını olmalı ki gürültü olmasını istemiyor gibiydi.

Boş koltuklara oturdular. Yapımcı bey, “Müsaadenizle!” deyip bir odaya girdi. Az sonra aynı odadan giyimi temiz ve üzerine yakışmış, başı örtülü genç bir bayan geldi. Oturanlara ne içmek istediklerini sordu. Yavaşça söylenen “çay, çay, çay...” üzerine geri döndü. Çaylar hemen geldi. Turan Karluk, çayın burukluğunu demli oluşuna verdi. Bardağı bitirmedi, yarım bıraktı.

Çok geçmeden, gözlerinin kapandığını, ağır bir uykunun bastığını hissetti mi bilinmez... Kendini kaybetti.

 KENDİNİ çok hafif, uçar gibi bir hava içinde, sanki rüyada YéTéVé kameralarının karşısında konuşurken buldu. Arkadaki dev ekranda kendisini görebiliyordu. Sunuculuğu, bekleme salonunda gördüğü bayan mı yoksa çay getiren mi olduğunun ayırdına varamadığı birisi yapıyordu. Yakasına takılan görünür görünmez mikrofondan şöyle söylediğini hatırlıyor:

“Çobanlık yaptığım yıllarda, işi olan çobanlar birbirlerine koyunlarını emaneten bakıma bırakır işlerini görmeye giderlerdi, mahkeme veya pazar vb.. Bir keresinde üç ayrı çobanın aynı zamanda şehirde işi çıkmış. Bana koyunlarını kattılar. Bir hafta kadar bu üç ayrı çobanın koyunlarını kendi koyunlarımla beraber güttüm. Tabii ki koyunlarla beraber köpekleri de kaldı. Bir ara köpekler aralarında dalaştılarsa da sonradan anlaştılar. Şehre giden çobanlardan birisi işi bitince yaylanın yolunu tutmuş. Ben bu durumu bilemem, ama o çobanın köpekleri huzursuzlandılar... Bir tanesi koyunların yanında kaldı, diğer ikisinden biri önden bizim bakacak dediğimiz çadırlardan gelip geçenin rahatça görünebileceği tepeye çıktı. Diğeri yol ağzında bekledi. Arada sırada tepedeki havlıyor, uluyor, yol ağzındaki de ona hav hav diye karşılık veriyordu. Koyunların başında kalan da başını kaldırmış onları gözetliyordu... 

 Çoban arkadaş geldi. Bana şehirden getirdiği “somun” ekmeği verdi. Koyunlarını ayırdı, köpekleri arkasından tin tin gittiler... Zaman zaman da yaklaşıp bacaklarına sarıldılar.

Köpeklerin, daha görünmeyen tepelerin ardındaki kendi sahiplerini böyle özlemle ve de ilgiyle izlemelerinin sebebini çözebilmiş değilim....”

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.