TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam...    Sağlık kontrolleri çağrılan bir hekim tarafından yapıldı. Arkadaşının ayak bileğinde bertilme olduğu, ama bunun nasıl olduğunu bilmediği de kayıtlara geçirildi. Kendilerine verilen maskeleri taktılar.

Bir odada beklemeye alındılar. Sebebini bilmiyorlardı. Kendilerini kaçıranların kim veya kimler, hangi amaç taşıdıklarını, örgütlü mü ya da münferit mi olabileceğini sormuşlardı. Buna o an düşünce karmaşasından ya da yaşadıkları olayın sarsıntısından kurtulamadıkları için bir cevap verememişler... Ancak kişilerin kendilerini tanıttıkları TV ve aracı şirket isimlerini vermişler, polisler ise araştırmalarında böyle herhangi bir isme rastlanmadığını bildirmişlerdi. Ve bu odaya alınırken “Aklınıza yeni bir şey gelirse...” diye tembihte bulunmayı ihmal etmediler. 

Bir süre sonra Turan Karluk’ta şafak attı. Hatırlayabildi, ses ve yol kaydını açmıştı. Hemen kalkıp telaşla polislerin çalıştığı odaya daldı.

-Müdür bey, bir şey var... Bir değil iki... Hem de... Benim beyinsiz kafam, nasıl da unuttum.

-Ne... Neyi?

-Ben evden çıkarken eve yaya dönerim, yürüyüş yapmış olurum diye telefonu yol belirleme ayarına almıştım. Ayrıca televizyonda yapacağım konuşmayı da kayda almak için saatimin ses kaydını açmıştım. Şimdi aklıma geldi... Bunlar işinize yarayabilir mi?

-Hem de nasıl?

Müdür, birini sesledi. Gelene: 

-Şu telefondaki yol kaydını kopyalayıp çıktısını alın ve hemen bana getirin. Ha bir de saatteki konuşmaların kaydını istiyorum. Bunu yaparken engelleme şemsiyesini açın, telefonun bulunduğu yer tespit edilmesin. İş bitince de hemen kapatın.

Turan Karluk, gelen polisin arkasından başka bir odaya girdi. Cep telefonunu bilgisayara bağlayıp yol kaydını kopyaladılar. Saati de cep telefonuna irtibatlandırıp konuşmaların kaydını bir CD’ye aktardılar.

Belgeler emniyet müdürünün önüne geldi. TV sütüdyosu diye götürülen bina kolayca tespit edildi. Elleri bağlı ve baygın olarak atıldıkları bina da bulundu. Adresler ve koordinatlar genel müdürlüğe ve istihbarat başkanlığına ulaştırıldı.

Müdür kapıdan göründü, eliyle Turan Karluk’a gelmesini işaret etti. Turan bey odasına girince kapıyı kapattıktan sonra, sakin ve oldukça yavaş bir sesle:  

-Turan Bey kardeşim, senin saatinin ve telefonunun güç bağlantısını kesmek, sim kartını kırmak ve el koymak zorundayız. Çünkü, bu aygıtlar izlenebiliyor. İyi ki vaktiyle kapatmışsınız. Yoksa sizin buralara geldiğiniz ve sağ olduğunuz malum kişilerce tespit edilebilirdi.  Yani ki sen bundan sonra bu saati ve telefonu kullanamayacaksın. Üstlerimden aldığım emir böyle... Hem senin hayatın tehlikeye girer, hem  de... Şu an ayrıntılı bilgi vermediler. Sanırım sizi çağırdıkları büroya operasyon düzenleniyor. Sonra anlarız... Şimdi sakin olun... Bekleyeceğiz.

Daha sonra Turan Karluk’un arkadaşını tekrar çağırdılar. İkisinin daha önceden birbirini tanıyıp tanımadığı soruldu. Arkadaşın adı Şahap’mış. Elektronik tahsil etmiş. Birkaç yıl, bir TV imalat firmasında çalışmış, yurt dışına gidip gelmiş. Buradaki işler onu tatmin etmemeye başlamış. O daha aktif ve araştırmacı bir konum istiyormuş. Bir yerli ve iki yabancı ortak tarafından işletilen bir telefon / telsiz üretim şirketine geçmiş. Yabancı şirketlerden birisi onu kendi ülkesinde oldukça önemli bir konumda görevlendirmiş. Durumu ve parası iyiymiş. Zamanla kendisine bir takım teklifler gelmeye başlamış. Teklifin özeti uzaktan, belirli bir koordinat ve yükseltide bulunulan yerdeki kişilerin konuşmalarını dinleyebilecek bir düzenek kurmak, bunu taşınabilir bir alet hâline hatta mümkünse mikro düzeye getirebilmekmiş. Araştırma ve mucit merakı hoşuna gitmiş. Çalışmaya başlamış. İş ilerledikçe yapılan çalışmaların, planların birer örneği istenmiş. Neredeyse planları ücretle takas eder olmuşlar. Bu çalışmanın pek de hayra alamet olmadığını sezinler gibi olmuş. Bundan sonraki planlarının birini hatalı, diğerini doğru hazırlamış. Doğruyu bir mini bellekte yedeğe aldıktan sonra bilgisayardan silip kiraladığı bir banka kasasına bırakmaya, hatalıyı da patronlara sunmaya başlamış. Bir iki yıl böyle devam etmiş. İstedikleri aygıtın ilk örneğini yapmış bitirmiş. Aygıt, banka kasasına sakladığı planlara göre yapılmış, patronlara teslim ettiği planlarla bu aygıtın imali mümkün değilmiş.  Devam edecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.