TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Cuma gününden devam...

-Olmaz değil, olmayacak iş yok...  Dediğin gibi çoban kardeş bunu kotaranların bir değil belki bin türlü amacı vardır.

-Neyse biz ezilmeden kurtulabildik ya, diyen Halim arkadaşının kemerini tutarken elinin içinde oluşan morlukla karışık ezikliği gösterdi. 

-Bu Doğan’ın kemerine tutunarak peşinden sürüklendiğimde oldu.

Çoban:

-Havalar çok sıcak olduğunda koyunlar birbirlerinin altına kafalarını sokarlar. Başlarını sıcaktan koruyunca sanki gölgedeymiş sanırlar kendilerini. Ama üst üste yığılınca havasız kalır çoğu boğularak ölür. Korkarım, kıyametten kaçanlar Şirince’de kıyameti koparacak.

ŞU AN yaşadıkları hayat, geçmişte yaşadıkları ve gelecekte yaşayacakları... Ölçüye vursalar, tartsalar acaba hangisi ağır basar?  Gelecekte yaşayacaklarını bilmiyorlar... Yapılan uyarılara bakılırsa kendilerini hiç iyi günler beklemiyor görünüyor. Doğan her nekadar konuşkansa Halim de o kadar sessizdi. Sadece sorulara kısa cevaplar vermekle yetiniyor. Bazen de o andaki durumlar için suya sabuna dokunmaz cevaplarla yetiniyordu. 

Bir buçuk saatlik yolda hemen hemen hiç söz etmedi. Hep başı önünde düşünce gelgitlerinin üzerinde yüzüyormuş gibiydi. Ayakları yeri incitmekten korkuyor gibi basıyor. Başı vücuduna ağır gelmişti sanki... Hep gözleri yerde. Bir çamın dibine oturmuşlar, biraz soluklanmayı düşünmüşlerdi. Daha doğrusu Doğan öyle demişti. Halim, hiç ses etmeden hemen çöktü. Eline bir çubuk aldı, yerde bir takım çizgiler, yuvarlaklar çiziyor, noktamsı çukurluklar yapmakla oyalanıyordu. Doğan, andasının ruhsal bir sıkıntı yaşadığına vurdu bu durumu ve sessizliğini. Dinlenme sonrasında yine Doğan’ın uyarısı ile doğruldular. 

Doğan, yamaçlardaki ağaçlara, uzaktan görünen Adalar denizine, gökte bir belirip bir kaybolan bulutlarla meşgulmüş gibi yapıp arkadaşını daldığı uykudan, hayalden veya  rüyadan uyandırmak istemedi. Belki de geçmişi ile hesaplaşıyordur. Ya da gelecek için bir takım hayaller peşindedir, diye geçirdi içinden. 

Çamlık’tan bir minibüse bindiler Selçuk’a giden. İzmir’den çıkarken Efes’i gezmeyi, görmeyi planlamışlardı. Selçuk’a vardıklarında müze kapandığı için ertesi güne kaldı, Efes gezileri. Ayasuluk kalesi yakınında bir pansiyona misafir oldular. Bütün konuşma, anlaşma işlerini Doğan yaptı. Halim daha rüyasından uyanmamış gibiydi. Halim’in kendi kendine açılmasına kadar beklemeyi yeğledi. Gündüz çoban çadırında iyi beslendiklerini düşünen Doğan, arkadaşına danışmadan hafif bir kahvaltıyı tercih etti. Halim, herhangi bir tercihte bulunmamış, önüne ne konuldu ise yiyip bitirmiş, elindeki çatalla tabağın içindeki salçalı yağ bulaşığını çigilerle ayırıyor, bölüyor; çizgileri uzatıyor tabağın kenarından dolaştırarak en baştaki bir noktada birliştiryor, aralara küçük dörtgenler, üçgenler koyuyor... Arada yüzünü ekşiterek bu çizgilede birini çatalın tersi ile siliyor ve bir başka yerden yeni bir çizgi çekiyor... Bu durum ne kadar sürdü bilinmez. Doğan, esner gibi yaptı... “Uyuyalım mı?” diye Halim’e hafifçe seslendi. Halim, elindeki çatalı bıraktı, sandalyeden sanki bir robot gibi kalktı, kapıya yöneldi. Merdivenlerden çıktılar, oda kapıları önünde “İyi geceler” dilediler. Halim daha rüyasından sıyrılmamıştı. Belki sabaha kadar bunu sürdürecekti. Devam Edecek 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.