Ramazan Sayfası

ÖN  SÖZÜMÜZ

Âlemleri yoktan var edip yaratan, yarattığını bir anlam ve amaçla yasalaştırıp yöneten Yüce Allah’a  sonsuz hamdü senalar olsun. Biz insanlara yarattıkları içinde farklı bir özellik verdi. Kâinatta sayısız yaratıkları bizim hizmetimize verdi ve istifademize sundu. Bütün bunlardan bizi haberdar etmeyi, içimizden seçip görevlendirdiği, Hz. Muhammed Nebimize de salâtü selâm olsun. O’nun âile efradına, yakın arkadaşları Ashabına ve bu yolun kervanında yer alanına ve zamanımıza dek ulaşmasında katkısı ve hizmeti bulunanına da Allah’tan rahmetler diliyorum. 

Bizler de bu yolun takipçileri olarak, Yüce Rabbimizin rızasını kazanmak ve O’nun hoşnutluğuna nail olmak için, Müslüman kardeşlerimize yararlı olmak istiyoruz. Şu mübarek Ramazan’ın oruçlu günlerinde Rasul ve Nebimiz Hz. Muhammed’in sevdiği sadık Ümmeti olmak dileğimizdir. Bunun için, kendisine Kadir Gecesi müjdesiyle Risalet verilen ve ilk gelen Oku! Vahyi İlâhisine mazhar olan Ramazan ayının Kur’an aydınlığını yaşamak istiyoruz. Bu vesileyle her müslümanın uygulamakla yükümlü olduğu günün belirli vakitleriyle çerçevelenmiş Beş Vakit Namaz’dan bahsetmek istiyoruz. Tabi her zaman olduğu gibi Kur’an-ı Kerimi esas alacağız, orada namazın geçtiği ayetleri önce meallerini zikredip, sonra da o konuda anlayış ve düşüncelerimizi serdedeceğiz. Çünkü, bu hususta en önemli, temel ve güvenilir kaynak Kur’an-ı Kerimdir. Şimdiye kadar dikkat ettim ve hâlen de dikkatle takip ediyorum, beş vakit mamazı anlatanlar Kur’an da namazın geçtiği ayetleri delil olarak veriyorlar, ama ayetin metnini bütünüyle vermiyorlar. Bu da tabi iyi olmuyor, eksik bir ifade oluyor ve Hadislerle konuşmalar, vaazlar ve hutbeler irat ediliyor. Hatta, bu konuyu da içeren İlmihâl kitapları da ayni minval üzere yazılmış ve tasnif edilmişlerdir. İşte bu tarzı hareketi eksik gördüğümüzden, Namazı Kur’an da geçen ayetleri bütünüyle ortaya koymaya çalışacağız ve bütünlüğün içinde özellikle tekrar edilen hususlar var, onlara dikkat çekerek namazı ona göre izah etmeye de özen göstereceğiz. Yine de eksiklerimiz ve hatalarımız olabilir. Bu amaç ve düşüncelerle tenkit ve eleştirilere açığız, Yüce Allah yar ve yadımcımız olsun. 

NAMAZIN VARLIĞI VE TARİHİ SÜRECİ 

Konuya girmeden önce ifade edelim namaz, Farsça bir kelimedir, Arapça aslı Ekımîssalât’tır. Anlamı, bir takım şartlar ve rükûnlarla Allah’a yapılan ibadettir. Günün belirli vakitlerinde yapılır. İlk insan ilk Nebi Allah’ın Resulü/Elçisi Hz. Âdem ve eşiyle başlamış ve devam etmiş, ancak bazen asliyetinden saptırılmış ve terk edenler çok olsa da kılanlar hiç eksik olmamıştır. Yüce Allah gönderdiği Nebileriyle uygulanışından saptırılan namazı asliyetiyle yenilemiştir. Yani, insanlık hayatından namaz tamamiyle hiç eksik olmamıştır.Ta ki, son Nebi-Rasul Hz. Muhammed Aleyhisselâmla kılınan örnekliği gerçeğiyle özdeşleştirilene kadar. Dolayısıyla şimdi kılınan namaz şartları ve rükûnlarıyla gerçek namazdır. Çünkü, Allah kelamı Kur’anda geçen nazariyatı, Hz. Muhammed’in fiiliyatıyla/uygulamasıyla tescillenmiştir. Yani, her Nebi-Rasul/Peygamber ve Ümmeti namaz kılmıştır ve bu tebligatı bütün Peygamberler ümmetlerine yaşayarak yapmıştır. Şimdi, kendilerini İlâhi kitaplara Tevrat ve İncil’e sahip olduğunu söyleyen Yahudi ve Hıristiyanlar namaz kılmıyorlarsa bu ellerindeki İncil ve Tevrat’ın aslı olmadığının ıspatıdır. Son İlâhi kitap Kur’an bunları belgelemektedir. Evet, namaz Kur’an’la ve Hz. Muhammed’le başlamamıştır, Kur’an ve Hz. Muhammed’le asli hüviyetine ve özüne döndürülüp esas uygulamasına kavuşturulmuştur. Dolayısıyla dünyada ben müslümanım diyen herkes namaz kılıyor. Ancak, kendilerini İslâm dininin bir takım kisveleriyle vasıflandıranlar var, onlar namaz kılmıyorlar. Onlara girmek istemiyorum, çünkü Kur’an-ı Kerim de Bakara suresi 256. ayette Yüce Allah “Hak ile batılın birbirinden kesin ayrıldığını” söylüyor. Seçim kişiseldir, zorlama da yoktur. Allah’a hesabını herkes kendisi tek başına verecektir. Biz islâmı tercihimizi kendi irademizle yapmışız, başkalarını ancak İslâma davet ederiz, o kadar. Hüküm ve karar merci-i Allah’tır. Ne var ki, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi biz müslüman kardeşlerimize faydalı olmak için, eksikleri, hataları ve yanlışları açısından uyarıda bulunuruz. Hatırlatma ve bilgilendirmede bulunabiliriz. Ukalâca, bizim namazımız kılındı diyenleri muhatap almayız. BEŞ VAKİT NAMAZ VE VAKİTLERİ 

Kur’an da namaz belirli vakitlerle müminler üzerine farz kılınmıştır. Nisa suresi ayet 103 Namazın kazasıyla ilgili Kur’an da ayet yoktur. Hz. Peygamberin hadisi de yoktur. Namazları kaza etmeyi Alim-Ulema dinimize ilave etmişlerdir. Namazın beş vakit olduğu Kur’an da İsra s. a. 78, Hut 114, Rum 17-18, Taha 130, Nur 58, Kaf 39, Maide 58’nci ayetlerde bildiriliyor. Abdest de Maide suresi ayet 6 da bildirilip farz kılınıyor. Namazın rekatını tamamlayan rükunları, tekbir Âlâ suresi ayet 15, kıyam Furkan 64, kıraat İsra 110, Rüku Hac 77, Secde Furkan 64. Rükuda tesbihat Âlâ suresi ayet 1. Secde de tesbihat Hicr 98’nci ayette geçmektedir. Detaylı bir şekilde öğrenmek isteyenler Kur’an-ı baştan sona dikkatli ve düşünerek okumak gerekmektedir. Yukarı da ifade ettiğimiz gibi beş vakit namaz pratik/uygulama haliyle en azından Hz. Peygamberin 23 yıl tatbik ettiği bir ibadettir. Tabi ayni çizgiden giden sahabeler ve onların da takipçileri olan bütün müslümanlar bu ibadetin asırlardır canlı şahitleri, delilleri ve örneklerimizdir. Bu nedenle, hariçten gazel okuyanlar ve eğri büğrü konuşanlar biz hayatını Kur’an’la inşa etmek isteyen ve Hz. Muhammed’in izinden gidenler için ciddi manada bir şey ifade etmezler. Asırlardır beş vakit namazı ilân eden ezanlar, azameti ve haşmetiyle sanat harikası, beş vakit namaz kılanların güç ve sadakat tapusu olan Camiler ve yanlarında Allah’ın birliğini ıspat edercesine şehadet parmağı gibi gökyüzüne yükselen minarelerimiz tescilli mekanlarıdır. Müslümanların dimdik ayakta duran  özgürlük abideleridir. Müslümanlar buralarda beslenen iman bilinciyle kişiliğini, milleti, devleti ve ülkesiyle tam bağımsız olmanın özgürlüğünü hayatı boyunca Allah’tan başka kimseye boyun eğmeden yaşar. Namaz da bu yaşamın belirli vakitler de deşarj olma zamanlarıdır ve kardeşlik duygularının pekiştiği mekânlardır. Sadece Allah’a kul olmanın biat tazelenmesidir.

NAMAZ AYETLERİNİN BÜTÜNLÜK BİLİNCİ    

Kur’an-ı Kerimde en çok adı geçen ibadet namazdır. Namazdan sonra da infak-zekat, hac, kurban ve oruç gelmektedir. Namazın çok zikredilmesinin sebebi hikmeti, hergün ve günde beş vakit eda edilmesinden olsa gerektir diye düşünüyorum. İkincisi olan infak ise, yine insanlığın en çok ihtiyacı olan yardımlaşma, maddi-manevi ihtiyaçlarının giderilmesinde destek ve dayanışmanın sürdürülmesi olabilir. Hayat kitabımız olan Kur’an, yaşamımızın planlanmasın da önemli bir klavuz özelliği taşımaktadır. Günün 24 saatinin tümünü kontrol altına alan namaz, belirli ve aralıkla zaman dilimleri çerçevesin de günü kuşatmaktadır. Bu ayni zamanda müslümanın devamlı bir gözetim altında, takip edildiğinin bir uyarısıdır. Yani, insanın başıboş bırakılmadığı, sorumsuz olmadığı anlamına da gelmektedir. Hergün günde beşvakit farklı zamanlarda bu durum minarelerden okunan ezanlarla müslümanlara hatırlatılmaktadır. Tabi, dolayısıyla bütün insanlara da bir uyarıdır. Bu Kur’an-ı Kerimin Mushaf’taki resmi sıralamaya göre 2. Sure Bakara’nın 3. Ayetinde anlamlı bir şekilde bildirilmektedir. Bu ayetteki ifadenin gerektiği gibi idrakine varmak için, ayeti tekrar tekrar düşünerek okumak lâzım. Ben önemine binaen bu surenin baştan iki ayetine de kısacık değinmek istiyorum. Evet, Mukatta harfleriyle başlayan ilk ayette üç harf var, elif, lâm, mim; benim acizane anlayışıma ve idrakime göre ilk harf Elif, her şeyin başı, Arap dilinin, din dilinin de başı, dik duruşun, doğruluğun, tevhidin ve  hepsinin kaynağının, yaşam pınarının doğuş noktası. Lâm, her nesnenin özeline işaret, tarifinin ilk atıfı, ismin belirleyen takısı, isinler, cisimler akyanusuna açılış iskelesi ve Kur’an-ın müstekîllik ifadesi. Mim, Kur’an-ın bize ulaşım tebliğcisi, İnsanlığın son Nebisi Hz. Muhammed Aleyhisselâmın hatırlatıcısı ve Kur’an-ın mübelliği, tercümanı âlisi. Son sözüm, Kur’an-ın Ayetlerinin harflerden yapısı olduğunun ifadesinin anlatımıdır Mukatta harfleri. Acizane benim idrak-ı mealim böyle. Elbette en doğrusunu Allah bilir.

KAYITSIZ ŞARTSIZ TEK İTAAT MERCİİ ALLAH 

Bakara suresinin ikinci ayetinin meali de şöyle: “Kendisinde hiç şüphe olmayan bu kitap, sakınanlar için bir rehberdir.” İnsanların yazı dili olan harflerle bize bir kitap gönderiliyor. Bu hâliyle şüpheye mahal olacak hiçbir şey yok. Kitabın geldiği merciye güvenen ve itaat edenler için bu bir yaşam kılavuzudur. Çünkü, havada uçup kaybolan sözlerden bahsetmiyoruz, elimizde yazılı bir kitap var, şüphe ve teddüd ne kelime. Fıtratına, yaratılış amacına ters düşmeyen, itaatkâr insanlar için bu bir yaşam kılavuzudur. Bu kitabı her eline alan, bu iman bilinciyle akleden kalbini dinlesin. Bu vicdan sessizliği içinde Kâinatı gözlesin, bir kendine bir de çevresine baksın. Elinde bir kitap var, görüp idrak edebildiği, muhayyilesine sindiremediği karşısında uçsuz bucaksız bir âlem var ve o anda bir de kendi var. Bu bir hiçlik midir, başıboşluk mudur, sorumsuzluk mudur? Elbetteki hayır, elinde tuttuğun bir kitap var, bütün bunlarla seni ilişkilendiren bir rehber, ona açıp bakman, okuman ve düşünmen gerekir. Biliyorsun, rehbersiz yola çıkılmaz, çıkılırsa menzil bulunmaz. İçinden geçenler, aklına takılanlar, kalbine sokulanlar ve yolda önüne çıkanlar olacak. Bunların içinde iyisi, kötüsü bulunacak, kötülerden sakınıp korunman için rehbere ihtiyacın var. Bu konuda Kur’an sana yol gösterecek, bu nedenle Kur’an-ı aç oku. Bütün tereddüt ve şüphelerden arındıracak, korku, kuşku ve evhamdan seni kurtaracak, kesin ve kat’i teslim olacağın kayıtsız, şartsız tek bir merciyle seni tanıştıracaktır. İşte o merci, elindeki kitabın sahibi, kâinatın mâliki ve senin de hâlikın Yüce Allah’tır. Ben bu ayeti okuyunca en azından bunu anladım. Hatalarım varsa benimdir, niyetim halistir, Yüce Mevlâm tevvabürrahimdir O’na sığınıyorum. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.